Cuma, Haziran 12, 2026

PARÇALI BUTLAN

ŞA!R


 

FREN

-Şizofreninin cehennemler, araflar gibi cennetleri de vardır.

-Böyle söylersen cennete inanmadığın anlaşılır. Şöyle demelisin: Şizofreninin cehennemleri, arafları olduğu gibi cennetleri de vardır.

-Hayır ben söylediğim gibi söyleyeceğim.

-Anlamıştım.

GETİRİ

-Tanrı dileklerini yerine getirdi daha ne istiyorsun.

-Ben insanlar getirsin istiyordum.

Perşembe, Haziran 11, 2026

B97 BİLE SIRF, YETER

İlker Canikligil psikopatı tam bir Gezizekalılık örneği olduğundan değerlidir... Tek bir megaloman faşist ile tüm bir Gezi ve Halk ve Türkiye (tüm geçmiş enteller) başarısızlığını çözebilirsiniz... Tüm entelektüeller için ders niteliğinde biridir, ama onu kim inceleyecek:)) Başka bir Gezizekalı mı? Ben? Ben Sotori'yi açıkladım, ordan devam etmeliyim, ayaklarım, yıkayamayacağınız kadar tepenizde olmalı!

EVREKA



-Babil Kulesi'nin öyküsü, ikinci günahın öyküsüdür.

-O zaman ilk günah da açıklanmış oluyor!

-Yasak ağacın meyvesini yemek…

-Mantıklısını bulduk diyorum: Yasak ağaca tırmanmak… Bunu görmemiş olabilirler mi…

-Yani… Diyorsun ki… Meyve yemenin…

-Nesi yasaklanır, ama tırmanmak. İşte. Babil. Understand?

-Uberstand!

KÖTÜ MELEK

Omzunda iki melek; iyi melek ve daha iyi melek. Kötü melek nerde? O sensin.

FARKLI OLA OLA MONOTANLAŞTIM


 

KAS KAS


 

LAR'LAR BİRİNE BENZEMEZ


 

KANYON


 

İYK GÜNAH

Kötülük diye bişi yoktur; aynen şiir diye bişinin olmaması gibi.

RUSH DİE

Rush diye bi grup vardı, ölmedi. Rushdie diyerek ne yapmaya çalışmış bu Edebiyatçı mal.


TUTUNAMAYANBEYANLAR


Bakmayın bunların böyle sotorivari ifadelerine, yazdıklarının başka yerlerinde tutunamazlar bu dediklerine.



DAR W!N W!N

 




HAYVAN HAKLAR!

Salı, Haziran 09, 2026

V!BRATÖR

-Önce söz vardı...
-Ondan vibratör yaptılar. Şimdi çekerler iterler. İt oğlu itler.



TRAJİKLE

Size bir sır vereyim, insan trajik demek daha fazla tattırır, ay aman sattırır. Dücane bey reklam yazarıdır. Bu iltifattır, çünkü bunun farkında olsaydı aptal demek zorunda kalacaktım, ki o da hakaret değil tespittir.
(Trajikle, trajik insanlarda, motorun soğukken ilk çalıştırılması sırasında devreye giren bir parçadır.)







İki kadının arasındaki fark görülüyordur sanıyorum!

Pazartesi, Haziran 08, 2026

VEHPİ SAYISI


 

NİYET


 

ALKIŞ ARASI


 

BİR HAYAL ARKADAŞIM VARDI


 

ROLEX


 

GEMİNİST

Geminist bilimkurgu ödülü alan çalışmam.
(Geminist: Gemi aynı.)



Daha geçen hafta bir anne aynı şekilde oturdu, etrafındaki hiçbir anne (anneler kadın oluyor genelde) onu bu gençleri uyardığı gibi uyarmadı. Bir erkek zaten uyarmaz, karakola çekilir.

ÖŞG

YAZAR!N BEYAN! ESAST!R

Nütopya ve sairem, kadının beyanı esas olamaz metnidir, ama esas gelmiş geçmiş yazarların yazdıkları esas olamaz metni olduğundan yayınlanmamıştır, sıradan kadının -çoğu- ve yazarın - çoğu- çektiği acı ikincildir benim için bu yüzden

FOTOSENTEZ


 

Pazar, Haziran 07, 2026

ÇÖLYAK

Zemin yoksa ona düşme demezler
Chögyam (çölyak) hastaları arpa buğday yemezler.


GÜZEL TESPİT

Bu güzel tespiti ben yapamadım çünkü babamı suçlarken erkekleri suçlamaktan geri kalmadım. Babamla ilgili tek cümlem vardır zaten bu yüzden, ne gerek var etrafta zaten dolu erkeg var... Şu da olgunluk sorusu değil, o erkegler gibi bu yüzden mi olmadım? Sanmıyorum, çocukluğumdan belliydi. Olgunlaşmadım ben yani:)


FACEBOOK GEÇMİŞİM

Facebook geçmişimle gurur duyuyorum (bu elenmişi bi de), çocuğunuza işaret etseniz ve terk etseniz bile, iyi yetişecektir (bana)...






DÜZ YAZI DÜZ

-Geçip gitmesi için kelimelere ihtiyaç duyulan bir duyguyu ifade etmeden geçip gitmeye bırakmak kimi zaman büyük bir estetik haz verir. Hiçbir şairin, ihtiyaç duydu diye dize yazmaya hakkı yoktur.

-O yüzden şöyle diyorsun: Ne emelim ne arzum var. Şair olmak hiç değil emelim. Yalnızlık tarzım benim şairlik.

-Bunu kabul etmiyorum. Aslında.

-Biliyoruz merak etme.

-Kim biliyor, kimse bilmiyor; bir sen anladın.

-Diğerleri yanlış anladı; işte, şairsin onlara…

-Düzyazıyı dizeye tercih ederim.

-Düzdizeciler alınsın.

-Kimi şiirlerin bir şahsiyet, canlı bir varlık olduğunu, bedensel mevcudiyeti ve tensel varoluşuyla, hayal gücümüzün yansıttığı başka bir dünyaya mensup olduğunu ileri sürdüğüm vakidir.

-Kimi şairlerin, olacak.

BİR AVUÇ İZLEYİCİSİ OLDU

Her gün her saat avuçlarına bakardı; insanların avuçlarına da bakarak başlamıştı bu işe ama dağılmamak için bir süre sonra sadece kendisininkilere, hatta bazı günler sadece seçip tekine.

Cuma, Haziran 05, 2026

RAD!KAL !RADE

Radikal İrade Üslupları kitabından Sessizliğin Estetiği yazısı… Susan Sonrag okumaya başlıyorum, ve daha ilk cümleden farklı yazarlar olduğumuzu geçin, oraya daha gelmeyin bile, farklı insanlar olduğumuzu, ki bu da doğal, o yüzden gerçeği söyleyeceğim, onun insan olmadığını kesinliyorum; çünkü bakar mısınız şu cümleye:

“Her \:ag kendi "maneviyat" projesini yeniden icat etmek zorundadir. (Maneviyat: insanhk durumuna i\:kin ac1 verici yap1 sal \:eli�kileri \:OZmeyi, insan bilincinin biitiinlenmesini, a�kmhg1 hedefleyen plan, terminoloji ve tutum tasanmlan.)”

Gördüğünüz gibi uzaylı:)

Tamam peki ciddileşeceğim:

“Her çağ kendi "maneviyat" projesini yeniden icat etmek zorundadır. (Maneviyat: İnsanlık durumuna ilişkin acı verici yapısal çelişkileri çözmeyi, insan bilincinin bütünlenmesini, aşkınlığı hedefleyen plan, terminoloji ve tutum tasarımları.)”

Gördüğünüz gibi uzaylı ifadesi bile daha az yabancı insana. Neden? Fark etmemiş olabilirsiniz, çünkü ne yazık ki insan yüzyıllardır böyle böyle zehirlendi!

Maneviyatı; hazzı, keyfi, ödevler, zorluklar, çelişkiler olsa da mücadeleyi, mücadele zevkini ve iç rahatlığını, elinden geleni yapmış olmayı, gücünü bu yönde kullanmış olmayı ve saireyi, olumlu olanı da bir kenara bırakarak sadece “acı” ile tanımlarsanız zaten bilinciniz parçalanmış demektir; siz bilincinizi daha ilk aşamada, tanım aşamasında parçalamışken, nasıl bilincin bütünlenmesinden bahsedebilirsiniz ki… Önce aramızdaki bilinçsizleri, bölücüleri, sizi, tespit ve tedavi etmemiz gerekmez mi!

Aşkınlığa ise, siz, hiç cüret dahi etmemelisiniz, siz kim bu parçalı bilincinizle, aşkınlık ne!

Daha başındayım, ama umudum yok, zehri zaten verdi, nereye gidebilir, nasıl düzeltebilir ki… Daha fazla da bozamayacağından, saçmalayacak… Ama dediğim gibi başka metin mi yazılıyor, başka “insan” yazar kaldı mı…

Sonra modern çağda manevi projenin en etkin metaforlarından biri "sanat"tır, diyerek sanatçının zorluklarından ve bir yerden sonra sessiz kalmasından falan filan bahsediyor… Birkaç paragraf sonra da bir alıntı yapıyor: Rene Char'ın yazdığı gibi "Hiçbir kuşun sorular çalılığında ötecek yüreği yoktur."

Ben bunu yanlışlıkla şöyle okudum ki, doğrusu benim okuduğum gibidir: "Hiçbir kuşun sorular çalındığında ötecek yüreği yoktur."

Evet, buradan hainliğe kadar giderim ben ama, gittim de geçmişte bolca, ama beni baştan okumadıkça, Susan Sontag gibiler daha çok soru çalacaktır…

Hain olmayan kaç yazar okudunuz?

Beni hain görebilirsiniz!

Neden?

Sanattçı 9olan<; =nlar can;:m�

M�neviiriiy*a1t1 ve ed*biy�t on1a::rda t�am.

Çarşamba, Haziran 03, 2026

CANETTİ İLE KONUŞMALAR

-Acı. Edebiyatçı yapar. Sonuna kadar hissedilmiş, hiçbir şeyde sakınılmayan, kabul edilmiş, alımlanmış, sağlam acı.

-Ama şunu da diyorsun: Korkuyu umuda çevirmek.

-Evet… Edebiyatçının dalaveresi ya da başarısı, diye de ekliyorum.

-O zaman buna sağlamacı edebiyatçı diyelim; dalavereci olana…

-Tabii ki, sonuçta edebiyatçının besini abartmadır ve yanlış anlaşılmalarla ünlenir.

-O zaman senin cümlelerinle bitirelim: Büyük filozofu da yapan, abartmadır, ama abartmanın onda sıkı dokunmuş bir mantık giysisine ihtiyacı vardır. Edebiyatçı ise bu abartmayı cascavlak ortaya atar.

-Doğru. Bir edebiyatçının görmediği şey, olmamış demektir.

-Filozofsa, olduramayınca, yazar.

-Her tür edebiyat, doğayla cennet arasında gidip gelir ve birini öteki saymaktan hoşlanır.

-Sağlamacı olan, dalavereci değilse, aşkın sonu aşkınlık…

-Edebiyatçıların sezgileri. Tanrının unutulmuş maceraları.

-Sezgi deyince şairler atlar şimdi… Atları uzak tutalım. Edebiyatçı denmesini de sevmiyorum, bir alanda usta gibi geliyor bana; tek bir alanda… Şairlik de geçmişte kaldı artık, eski bir ad. Şaşalı diye kullanılıyor… Sezgi ne, tanrı kim, şair ne işe yarar…

-Ben de edebiyatçı kelimesini sevmiyorum. Edebiyatçı da değilim: Ben susamıyorum. Ama içimde, tanımadığım birçok insan susuyor. Onların patlamaları beni bazen edebiyatçı yapıyor.

-Tanımadığın biri nasıl içinde olabilir, tamam gökten yere indirdin yazıyı ama, yine de bir sağlam acılık aldım.

- İnsanın bir şeye karşı kendini çok savunduğu dönem, edebiyatçı için en önemli dönemdir. Teslim olduğu anda artık edebiyatçı değildir.

-Teslim olsaydın yazmazdın zaten. Yazmadığında da teslim olmuş sanacaklardır!

-Kötü edebiyatçılar, değişimin izlerini siler, iyilerse bunları sergiler.

ÇIKAR

-Kahramanı öldürdüler, katiller çıktı, diyorsun… Yazarı boğdular, balıklar çıktı, diyorsun... Sen başka hayatları küçümsüyorsun, ne çıkacak biliyor musun?

-Çıkarım yapmama gerek yok; ya çıkarım, ya çıkarırım.

SOLUK 100

-“Netlik ve kısalık, anlatıcıyı engelliyor, çünkü onun gıdası, değişimin akıl almaz hamleleri ve tükenmek bilmez bir soluktur.”

-Anlatıcı! Niye gerek olsun ona. Tokat atıp kaçarsın.

-Anlamaz ama o zaman!

-E sen de diyorsun, değişim akıl almaz diye…

-Ya tükenmez soluğa ne diyeceksin?

-Bilmediğinden… Tükenmek bilinebilir. Uzatmaya gerek yok.