Cuma, Ekim 09, 2026
Cumartesi, Ekim 03, 2026
ÇÖPTEN KURTARDIKLARIM
(Yine gidebilirler çöpe belli olmaz bu iş roman yazmaktan zor. (Roman çöplüğü temelsiz değil!)
EŞYANIN TABİATI
İnsanlığı ilk kurtaracağım güne dönüp sabah intihar ettim. Çünkü devamlı gerekiyordu…
BOŞA ÇABA
-Yazmasaydım suikastçi olabilirdim.
-Kimse adam gibi vurulmaz…
YALAN YANLIŞ HAKLI
-Güç yozlaştırır!
-Yozlaştırabilir demeyerek daha güçlü bir söylem kurdun ve Güç kelimesini yozlaştırdın… Değiştireceksin; yoksa gücün babasını görürsün… Görebilirsin demiyorum, bak!
HAYALET GÖRMEK
Birilerinin hayatına hayalet olarak girebileceksin. 1 yıl. Haftada 1. Hayatının kaç yılını veriyorsun… Dünyada görmem gereken işler var da…
İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS
Yazarlıkta tersi geçerlidir. Kötü yazar senle iyi geçinir; iyi yazar sert davranır…
UZMAN
Tüm bomba uzmanları iyidir. Aksi halde yazar olurlardı.
ET
-Kalemim avuç dolusu para getiriyor, buyruklarım dinleniyor, karım bana sadık, dostlarımın her biri bir deha, evimdeki sanat yapıtları ise gerçek yapıtlar.
-Ete kemiğe büründürülmüş bir sanat eleştirisisin sen! Gerçek eleştiri de zaten yapılmaz, işte böyle olunur.
PP7
-Pamuk Prens ve 7 cüce masalını bilmiyorsunuz her halde.
-Cüceler kadın mı?
-Hayır canım, cüce nasıl kadın olabilir!
-Kahvehane gibi oldu ama.
-Prenses gelecek işte.
-Evet, cüce kadınları dert ederdi…
-Neden dert etsin yahu?
-Prens cüce kadınlara atlamıştır…
-Cüce cüce düşünüyorsun ama!
-7 kişiyiz burda…
-Ben kadınım!
-Kes sesini meraklı!
-Onun adı yaraklı…
-Ben de kadınım!
-Prens size atladı mı lan?
-Prenses geliyor susun.
-Ben de prensese atlamazsam… Bana da salatalık demesinler.
-Salatalık ne lan?
-Göbek adı kanunundan haberin yok herıld.
-Neyse baştan başlayalım: Pamuk Prens ve 7 cüce masalını bilmiyorsunuz her halde.
-Cüceler kadın mı?
-Yoooo. LGBTIQA
-LGBT’lere cüce mi diyorsun sen şimdi yani acaba!
-Erkek olmaları niye bugüne kadar rahatsız etmedi de…
EŞYANIN TABİATI
İnsanlığı ilk kurtaracağım güne dönüp sabah intihar ettim. Çünkü devamlı gerekiyordu…
BOŞA ÇABA
-Yazmasaydım suikastçi olabilirdim.
-Kimse adam gibi vurulmaz…
YALAN YANLIŞ HAKLI
-Güç yozlaştırır!
-Yozlaştırabilir demeyerek daha güçlü bir söylem kurdun ve Güç kelimesini yozlaştırdın… Değiştireceksin; yoksa gücün babasını görürsün… Görebilirsin demiyorum, bak!
HAYALET GÖRMEK
Birilerinin hayatına hayalet olarak girebileceksin. 1 yıl. Haftada 1. Hayatının kaç yılını veriyorsun… Dünyada görmem gereken işler var da…
İYİ POLİS-KÖTÜ POLİS
Yazarlıkta tersi geçerlidir. Kötü yazar senle iyi geçinir; iyi yazar sert davranır…
UZMAN
Tüm bomba uzmanları iyidir. Aksi halde yazar olurlardı.
ET
-Kalemim avuç dolusu para getiriyor, buyruklarım dinleniyor, karım bana sadık, dostlarımın her biri bir deha, evimdeki sanat yapıtları ise gerçek yapıtlar.
-Ete kemiğe büründürülmüş bir sanat eleştirisisin sen! Gerçek eleştiri de zaten yapılmaz, işte böyle olunur.
PP7
-Pamuk Prens ve 7 cüce masalını bilmiyorsunuz her halde.
-Cüceler kadın mı?
-Hayır canım, cüce nasıl kadın olabilir!
-Kahvehane gibi oldu ama.
-Prenses gelecek işte.
-Evet, cüce kadınları dert ederdi…
-Neden dert etsin yahu?
-Prens cüce kadınlara atlamıştır…
-Cüce cüce düşünüyorsun ama!
-7 kişiyiz burda…
-Ben kadınım!
-Kes sesini meraklı!
-Onun adı yaraklı…
-Ben de kadınım!
-Prens size atladı mı lan?
-Prenses geliyor susun.
-Ben de prensese atlamazsam… Bana da salatalık demesinler.
-Salatalık ne lan?
-Göbek adı kanunundan haberin yok herıld.
-Neyse baştan başlayalım: Pamuk Prens ve 7 cüce masalını bilmiyorsunuz her halde.
-Cüceler kadın mı?
-Yoooo. LGBTIQA
-LGBT’lere cüce mi diyorsun sen şimdi yani acaba!
-Erkek olmaları niye bugüne kadar rahatsız etmedi de…
Perşembe, Ekim 01, 2026
FOLSEFE
FELSEFE YAPARAK GÜNAH ÇIKARILMAZ, edebiyat zaten sizin elinizde günahın ta kendisi…
Alıntılar yapacaktım ama uzatmaya gerek yok, şu tek itiraf cümlesinin haricinde yazdıklarının hepsi entelektüel kötülüktür: “Sınırlı bakış açımdan gördüğüm şey, ne pahasına olursa olsun iyilik yapmaya çalıştıkça, kötülük yapmağa o kadar yakın durduğum gerçeğidir.”
.png)
Alıntılar yapacaktım ama uzatmaya gerek yok, şu tek itiraf cümlesinin haricinde yazdıklarının hepsi entelektüel kötülüktür: “Sınırlı bakış açımdan gördüğüm şey, ne pahasına olursa olsun iyilik yapmaya çalıştıkça, kötülük yapmağa o kadar yakın durduğum gerçeğidir.”
.png)
AKILLARA DURGUNLUK VERMEK!
“Refik Anadol’un akıllara durgunluk veren multi-milyon dolarlık gösterisi iskambil evlerinden ve aynalardan oluşan bir salondan ibaret. Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet. Müziği çıkarınca sıradan bir ekran koruyucudan hiçbir farkı kalmıyor.”
“Sözlerinizin benim için hiçbir anlamı yok. Benimle hiç konuşmadınız, stüdyomu hiç ziyaret etmediniz, kim olduğum, neden ve nasıl sanat yarattığım hakkında hiçbir fikriniz yoktu. Ama şunu söyleyeyim; İşimi kalbimden yaratıyorum! (...) Geldiğiniz dünya değişti! Yeni dünya aydınlıktır, yeni dünya kapsayıcıdır, yeni dünyanın kapıları yoktur! (…) Ben herkesim! Sen hiç kimsesin!”
“Benim işim bakmak, aramaya devam etmek. Benim işim bir şeyleri fark etmek ve sonra fark ettiğimi söylemek. Bu kadar. Aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Bütün sanatçıların başarılı olmasını istiyorum. İyisi, kötüsü ve çok kötüsü dahil.
.png)
“Sözlerinizin benim için hiçbir anlamı yok. Benimle hiç konuşmadınız, stüdyomu hiç ziyaret etmediniz, kim olduğum, neden ve nasıl sanat yarattığım hakkında hiçbir fikriniz yoktu. Ama şunu söyleyeyim; İşimi kalbimden yaratıyorum! (...) Geldiğiniz dünya değişti! Yeni dünya aydınlıktır, yeni dünya kapsayıcıdır, yeni dünyanın kapıları yoktur! (…) Ben herkesim! Sen hiç kimsesin!”
“Benim işim bakmak, aramaya devam etmek. Benim işim bir şeyleri fark etmek ve sonra fark ettiğimi söylemek. Bu kadar. Aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Bütün sanatçıların başarılı olmasını istiyorum. İyisi, kötüsü ve çok kötüsü dahil.
.png)
Çarşamba, Eylül 30, 2026
AÇ AÇ
Alt çizmeyi geçip biraz da üstünü çizseniz artık!
-İncelemenizde Berna Moran’ın Tutunamayanlar için yaptığı “Türk aydınına topyekün bir eleştiri” tanımlamasına atıfla bugün romanın küçük aydın tipinin başucu kitabı olmasını ironik bulduğunuzu söylüyorsunuz. Bunu biraz açımlar mısınız?
-(…) Selim Işık annesiyle yaşayan başı önde, dalgın ve sessizce yürüyen, kitap okuyan ama bu eyleminde de kendini yetersiz gören, mühendis olduğu halde işyerine gidip çalışmaktan uzak duran, zaman zaman bir şeyler karalayan, kadınlarla da arası pek iyi olmayan, içli, duygusal, sessiz bir devinim karakterdir. Geçmişe bakarsak örneğin, Yakup Kadri’nin belirlediği aydın tipi, etkinliğini korur, kamuoyu yaratır, yol göstericiliği vardır, öncüdür. Buradaki kentsoylu aydınsa kendi sınıfının aydını olarak var olurken kendisini özkıyıma sürükleyecek bir ruh hali içindedir. Daha iyi yaşamak, daha özgür olmak ister, bir “birey”olarak var olmak ister ve -bu romandaki alaysamalı tutumu yorumlayarak söylersek- yeldeğirmenlerine saldırır. Bireyin üstünde egemen ve mutlak bir irade olarak kendini tayin eden bir devlet vardır. Onun karşısında resmi olan her şey bireyin doğumuna engeldir; devlet, toplum, resmi dil, ordu, törenler, din, vb. Tutunamayanlar’daki Turgut Özben ve Selim Işık, solcu ilerici birer aydın, mühendis, kentte yaşıyorlar; yaşama biçimi, hayata bakışı, yorumlayışıyla, estetiğiyle orta sınıf birer kentsoylu. Ülkenin en dinamik grubunu temsil ediyor bunlar ama bir tarafta huzursuz, sızlanmalı. Orta sınıf bir kent soylu olarak yarım kalmışlık duygusu içinde bunalıyorlar. Üçüncü sorunun sonunda söylediğim gibi liberal aydına doğru evrilme sancısı hüküm sürer romanda. O halde bugünün aydını Selim Işık’ta kendisinin eleştirisini görmekte ve romanı başucu kitabı yapmaktadır. Bu alaysamanın altını çizmek istedim.
-İncelemenizde Berna Moran’ın Tutunamayanlar için yaptığı “Türk aydınına topyekün bir eleştiri” tanımlamasına atıfla bugün romanın küçük aydın tipinin başucu kitabı olmasını ironik bulduğunuzu söylüyorsunuz. Bunu biraz açımlar mısınız?
-(…) Selim Işık annesiyle yaşayan başı önde, dalgın ve sessizce yürüyen, kitap okuyan ama bu eyleminde de kendini yetersiz gören, mühendis olduğu halde işyerine gidip çalışmaktan uzak duran, zaman zaman bir şeyler karalayan, kadınlarla da arası pek iyi olmayan, içli, duygusal, sessiz bir devinim karakterdir. Geçmişe bakarsak örneğin, Yakup Kadri’nin belirlediği aydın tipi, etkinliğini korur, kamuoyu yaratır, yol göstericiliği vardır, öncüdür. Buradaki kentsoylu aydınsa kendi sınıfının aydını olarak var olurken kendisini özkıyıma sürükleyecek bir ruh hali içindedir. Daha iyi yaşamak, daha özgür olmak ister, bir “birey”olarak var olmak ister ve -bu romandaki alaysamalı tutumu yorumlayarak söylersek- yeldeğirmenlerine saldırır. Bireyin üstünde egemen ve mutlak bir irade olarak kendini tayin eden bir devlet vardır. Onun karşısında resmi olan her şey bireyin doğumuna engeldir; devlet, toplum, resmi dil, ordu, törenler, din, vb. Tutunamayanlar’daki Turgut Özben ve Selim Işık, solcu ilerici birer aydın, mühendis, kentte yaşıyorlar; yaşama biçimi, hayata bakışı, yorumlayışıyla, estetiğiyle orta sınıf birer kentsoylu. Ülkenin en dinamik grubunu temsil ediyor bunlar ama bir tarafta huzursuz, sızlanmalı. Orta sınıf bir kent soylu olarak yarım kalmışlık duygusu içinde bunalıyorlar. Üçüncü sorunun sonunda söylediğim gibi liberal aydına doğru evrilme sancısı hüküm sürer romanda. O halde bugünün aydını Selim Işık’ta kendisinin eleştirisini görmekte ve romanı başucu kitabı yapmaktadır. Bu alaysamanın altını çizmek istedim.
MAKİNE GİBİ SENİNKİLER
Pazartesi, Eylül 28, 2026
Cumartesi, Eylül 26, 2026
Salı, Eylül 22, 2026
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.png)
.png)
.png)






