Salı, Şubat 10, 2026

VALLA FITZGERALD



-Var mısın birlikte intihar edelim.

-Ama ölücez.

-E tabii!

-Hayır! Ölmeyeceksek olmaz... Ben kurtarılamam! Dayanamam ona... Sonu yok: Öldük mü ölücez.

-Kötü düşünme... Bak şu karşı kıyıdaki meyhaneye yürüyeceğiz denizin üzerinden... Belki de ulaşırız.

-Üşürüm ben ya...

-Sen denizi düşünüyorsun! Meyhaneyi düşün... Tamam; burdan rakıyı elimize alıp yürüyelim... Yanında da sevdiğin mezeler.

-Nası götürücez onları...

-Sevmediğim meseleler!

-Haklısın, ölücez diyorsun...

-Sen hesabı düşünüyorsun.

-Borç yaparız.

-Denizde yürümenin borcun ben öderim.

-Valla senle yürünür...

YAPAYINI SEVDİĞİMİN ZEKASI



Tomris Uyar’ın günlüklerinden.

Tomris’in bir kitabı vardır: Bir Uyumsuzun Notları.

O yüzden şaşırdım, neden şu kısmını alıntılamamış şarkının diye.

Seasons in the sun:

Goodbye papa, please pray for me
I WAS THE BLACK SHEEP OF THE FAMILY
You tried to teach me right from wrong
Too much wine and too much song
Wonder how I got along

Sonra da ChatGPT'ye sordum Brel’in mi bu şarkı diye:

GEPPETTO:

Kısa ve net ama biraz da arka planıyla anlatayım 🙂

“Seasons in the Sun”un kökeni Jacques Brel’e aittir.
Brel, 1961’de Fransızca “Le Moribond” adlı şarkıyı yazıp söylemiştir.

Ama bugün herkesin bildiği İngilizce “Seasons in the Sun”, birebir çeviri değildir:

Fransızca sözlerden İngilizce uyarlamayı Rod McKuen yapmıştır

Terry Jacks ise bu İngilizce versiyonu 1974’te söyleyip dünya çapında hit hâline getirmiştir

Özetle:

📝 Besteci / orijinal eser: Jacques Brel

✍️ İngilizce söz uyarlaması: Rod McKuen

🎤 En meşhur yorum: Terry Jacks

Yani “şarkı kimin?” dersen:
Ruhu ve kökü Brel’in, popüler hâli Terry Jacks’in.

....

Brel’de uyumsuz (black sheep) benzeri bir kelime var mı bilmiyorum; Tomris de Brel’in sanıyor sanki İngilizce sözleri...

Neyse diyeceğim: Uyumsuz kelimesini kendime yakıştırmam, tıpkı Tutunamayan gibi eziklerin kelimesidir.

Şarkı çok güzel ama; Brel’inki değil:)

DİLSİZ ŞEYTOŞ

Pedofiliden falan faka basmalarını beklerseniz, “incelmiş kötülüklerine...” (“...beni hedef almadıkça saygı duyarım” Murathan Mungan”) ortak olursunuz.

(Entelektüellerden bahsediyorum, politikacılar için kalem oynatmam)

KUŞAK


 

Pazartesi, Şubat 09, 2026

HAMFENDİ

-Sizi seviyorum hamfendi.
-Gerçekten beni sevseydiniz, şimdiye kadar çoktan bir şeyler yapardınız.
-Örneğin?
-Bunu kendinize sorun. Diyelim sekiz gün perhiz yapabilir ya da tabancayı alıp kendinizi vurabilir, olmadı en azından şiirler döktürebilirdiniz.
-Kabul; bu sırayla yapıcam! Çünkü şiir başka türlü dökülemez.

Perşembe, Şubat 05, 2026

BÜ’YÜ’K

-Aşk büyüsü istiyorum.
-Âşık olmasını istediğiniz kişi. Onun da gelmesi lazım.
-Hiç böyle söylenmedi!
-Niye herkes kendine âşık sanıyorsunuz!

ORDA KAL

-Tarih işleri yoluna koymak isterken daha da berbat eden bir sürü dâhiyle dolu.

-Hayatlarını sakladıklarından bu...

-Hayatlarını yazsalar ne olacak ki!

-Acı çekmeyecekler, o kadar saçmalamışlar ki, herkes onları takip etmeye istekli olacak... Ve asla tam olarak inanılmayacaklar; kendisi gibi birine neden inansın ki insan... Sonuçta tarihe bile kalmayacaklar.

-İlginç düşünce.

-Bakkalsan.

CANIM ARKADAŞIM

-Ben senle empati kurduğumu düşünüyorum.

-Çok sağ ol canım arkadaşım.

-Bence sen yalan söylüyorsun.

Çarşamba, Şubat 04, 2026

AMBULANS



VERİ BAD

-İnsan sevgisi güçlü ama aynı zamanda tuhaf bir hastalıktır; çünkü hiçbir gerçek veriye dayanmaz. İnsanları seven bir psikolog hiçbir zaman var olmamıştır, var olmayacaktır.
-Kendilerini insan görmediklerinden. Veri Bad.

ÖVGÜ

-Hiçbir zaman göremeyeceğin gelecek nesillerin sana övgü düzmesini istiyorsun!
-İlla düzüleceksem bunu benden önce doğanlardan isterdim.

VIV (VERY IMPORTANT VIRUS)

Bir Proust’tan bir Cioran’dan alıntılar okuyorum.

Proust’un sadece kelimeleri, değindiği konular vs kafamı açıyor, açıyorsa. Uzak bağlantılar, ben yakalarsam.

Cioran’ın tüm cümlesi, cümleleri. Kafalarımız mı aynı; benzer; katılmasam, tamamen karşı olsam da...

Proust benim yazarım değil, Cioran benimki; mi?

74 yaşındayım (57) ve son kararım: Olmamıştan yazar da olamaz.

Proust okuyana da diyeceğim artık: Virüslü Okur!

TANTANA TANRISI

-Kim daha yalnız? Tanrı mı, insan mı? Derken şiir çıkageldi ve anladık ki insanmış... (Cioran)

-Tanrıymış, olması gerekmiyor mu!

-Şiirinde yalnızlığını bildiriyor. İnsan.

-Şiir çıkageldi ve onu yalnızlığından kurtardı! En azından şiir var...

-Tanrı niye yalnız?

-İnsan şiirle aklını yitirdiğinden...

KÖKÜNE KİBRİT SUYU

“Yani şunu söylemek istiyorum, humanizmi biz çok yanlış anlıyoruz. Humanizmin kökü nedir?

Her şeyin ölçüsü insandır. Yani ne der bize? Önce insan.

Efendim, sokak köpekleri umurumuzda değil. Karıncalar umurumuzda değil. Arılar, gebersin gitsinler.

Yeter ki insan kalsın Önce insan! İnsanın böyle bir içgüdüsü var. Bencil!”


Diyorum, entelektüeller politikacıların ayaklarını yıkayacak!

Beyefendiyi pek tanımam, ama hümanizm fikri virüslü. Virüsü fark ettiniz mi, nerde girdi, yok pardon, zaten girmiş, kocaman kütüphanesi vardır eminim, önünde pozları da vardır, şart; kaba kağat; nerde çıktığı önemli, virüsün, anlatırken...

Akıl ile ilgili Ahlak ile ilgili de böyle virüslü fikirleri var bunların; aklı bir hastalık gibi görüp deliliği savunuyorlar! Ahlaklı olmak ahlakçı olmaya indirgeniyor! Siz söz konusuysanız tabii ki ve kesinlikle önce köpekler karıncalar arılar...

-Köpeğimin sevmediği adam evime giremez!
-Ya köpeğin senden çok adamı severse.

Şuna da benziyor: Uzaylılar neden hep Amerika’ya geliyor?
Salak mısınız siz! Niye İstanbul’a indirsin elin Amerikalısı uzaylıyı. Komik misiniz siz!

Make Humanism great again!

İŞEMEK

-Ben bir şey söylüyorsam doğru olmalıyım, yoksa niye söyleyeyim!

-Yanlış ifade etmiş olabilirsin.

-Yooo.

-Sidik yarıştırıyor olabilirsin!

-Allah allah! Niye sidik yarıştırayım.

-Sen sidik yarıştırıyorsan niye sidik yarıştırasın, di mi...

-Yarıştırmıyorum valla.

-Sen suratına işiyorsun.

(Son cümle bir Murat Sohtorik aforizmasından apartılmış ve onu aşmıştır. Ben söz konusu olduğumda karşımdakiyle sidik yarıştırmıyor onun suratına işiyordum; İlker C. söz konusu olduğunda -ki bu yukardaki diyalog ona ithaftır- O kendi suratına işiyor:)))

57 OLUCAM AMA BUNDAN SONRA 5’ER 5’ER SAYICAM

Futbolcuyu düşürüyorlar. Penaltı. Sarı kart. Düşürenin düşürdüğüne el uzatması, düşenin elini alması; oyun bu sana kastım yok... Gereksiz itirazlar (yapmasaydım keşke diye, olsun vermesin penaltı haksız olsak da puan alalım diye de), sevinçler (hak yerini buldu diye). Uzatırım.

20 kere izledim. Yapay Zeka uyardı; 48 kere imiş. Gelecek tahminin dedim; araya salak bir dizi de koyarak 60’a çıkar bu, sonra da rahat uyursun.

Şu dünyada çok az kişinin benim kadar özel olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu bir özellik değil; üstünlük.

Şimdilik bunu alın; kafanıza kakıcam merak etmeyin.

Cumartesi, Ocak 31, 2026

BAY ODUN

-Hiç kimsenin sorumluluk almamasından bıktım. Hatalı olan her zaman sistemdir. Fakat sistemin yapısından sorumlu olan insanlar var!
-Sisteme odun taşıyanlar.
-Evet aynen.
-Sen de odun musun...

İNSANLIK TESTİ

-Robotlar evlerimize girdi. Sustuk. Arabalarımızı aldı. Sustuk. İşlerimizi çaldı. Sustuk. Şimdi ruhlarımızı istiyorlar. Alamayacaklar!
-Sıralamanda bir sorun var! Ruhunu zaten önceden vermiş olabilir misin...