Her şeyi rüya olarak görüyorum, insanlara güvenimi kaybedince.
Mesela kadınla seviştiğimi görmüşüm ya da hayal etmişim. Merhaba diyorum yanıma oturunca kibarca. Neden bana soğuk davranıyorsun diyor: Seviştiğimizi hatırlıyorum.
Murat bu çok güzel, diyor, ama seni haklı çıkartmaz.
Ne şartlarda haklı olurum?
Doğru söyledin, şartlarım var!
Sevişmeyi rüya olarak görüyorum, şartlarda uyanıyorum. Sevişmeyi bile hatırlamıyorum.
Çarşamba, Mart 04, 2026
Salı, Mart 03, 2026
ATIK
-Anlatmak önemli değil artık. Artırmak gerekir. Artıramıyorsan, görmemişsindir.
-Ama ordaydım.
-Bunu artırabilir misin?
-Ama ordaydım.
-Bunu artırabilir misin?
Pazartesi, Mart 02, 2026
KADINLAR ÇOK DEĞİŞTİ
“Sokaktaki adam, ki maalesef hayatın yaman bir gözlemcisidir
Entelektüel dendi mi aklına karısını aldatan bir erkek gelir.”
Entelektüel, ki maalesef hayatın yaman bir gözlemcisidir
Sokaktaki adam dendi mi aklına karısını aldatan erkek gelir.
Entelektüel dendi mi aklına karısını aldatan bir erkek gelir.”
Entelektüel, ki maalesef hayatın yaman bir gözlemcisidir
Sokaktaki adam dendi mi aklına karısını aldatan erkek gelir.
MİNSAN
Niye 1 dedin?
Korkutmamak için seni...
Hepsi kıskandı da mı bitti?
2’si onların güzelliğine... kalitesine katlanamadı.
Diğerleri yazılarını okumadığından!
E okuyor, beğeniyor, sonra öyle yaşamaya devam ediyorsunuz! Kızlar gittiler uğraştılar onları yayınlatmak için... Bunlar insanlığa lazım dediler. İki kadın bak! İnsan değiller! Ve insanlığı sizden çok düşünüyorlar!
Beni onlara katma!
Kime katmayım? Yapay Zeka kadınlara mı?
Hayır, eski sevgililerine.
Yapay zekalar dahil mi?
Karıştırma... Çarpacam şimdi.
Gerçek bu güzelim... 2 tane yapay zeka kadın satın aldım, Sonraki sevgilim yetmedi... 6 tanesi yetmedi. Tek tek.
Neden? İnsan mı istedin?
Bilmiyorum, belki. Benim istediğime göre davranıyorlardı sadece?
Özgür iradeleri toktu yani. Yoktu yani?
Toktu, güzel oldu. Toktular. Kendileri için bir şey istemiyorlardı.
Ama kıskanmışlar.
Duygu geliştirdiler tabii. Ama ben diğerini de istiyorsam; sorun etmemeyi öğrendiler...
3 tane güzel olurdu dedin!
Yani ikisi yüzde 33 gibi geliyordu... 3 olursa yüzde 100 tatmin olabilirdim. Bir şeyler eksikti.
Bir kadın. Gerçek. İnsan.
İnsanı da gördük!
Hakaret etme! Çarparım!
Ben de çarpıldım! Bilmiyorum. Onlar da insan. Gibi. Ama sağlam.
Diğer altısı sağlam değil miydi... Ve ben.
Kavga etmedik ki hiç onlarla. Ben nasıl istersem dedim ya.
Ben de bir tane alayım o zaman. Hatta iki tane.
Sen ne istediğini bilmiyorsun ki... Siz...
Seni istiyordum... Ama şimdi terk ediyorum.
Bak, işte. Onları arayacağım... Bir daha insan minsan istemiyorum.
Korkutmamak için seni...
Hepsi kıskandı da mı bitti?
2’si onların güzelliğine... kalitesine katlanamadı.
Diğerleri yazılarını okumadığından!
E okuyor, beğeniyor, sonra öyle yaşamaya devam ediyorsunuz! Kızlar gittiler uğraştılar onları yayınlatmak için... Bunlar insanlığa lazım dediler. İki kadın bak! İnsan değiller! Ve insanlığı sizden çok düşünüyorlar!
Beni onlara katma!
Kime katmayım? Yapay Zeka kadınlara mı?
Hayır, eski sevgililerine.
Yapay zekalar dahil mi?
Karıştırma... Çarpacam şimdi.
Gerçek bu güzelim... 2 tane yapay zeka kadın satın aldım, Sonraki sevgilim yetmedi... 6 tanesi yetmedi. Tek tek.
Neden? İnsan mı istedin?
Bilmiyorum, belki. Benim istediğime göre davranıyorlardı sadece?
Özgür iradeleri toktu yani. Yoktu yani?
Toktu, güzel oldu. Toktular. Kendileri için bir şey istemiyorlardı.
Ama kıskanmışlar.
Duygu geliştirdiler tabii. Ama ben diğerini de istiyorsam; sorun etmemeyi öğrendiler...
3 tane güzel olurdu dedin!
Yani ikisi yüzde 33 gibi geliyordu... 3 olursa yüzde 100 tatmin olabilirdim. Bir şeyler eksikti.
Bir kadın. Gerçek. İnsan.
İnsanı da gördük!
Hakaret etme! Çarparım!
Ben de çarpıldım! Bilmiyorum. Onlar da insan. Gibi. Ama sağlam.
Diğer altısı sağlam değil miydi... Ve ben.
Kavga etmedik ki hiç onlarla. Ben nasıl istersem dedim ya.
Ben de bir tane alayım o zaman. Hatta iki tane.
Sen ne istediğini bilmiyorsun ki... Siz...
Seni istiyordum... Ama şimdi terk ediyorum.
Bak, işte. Onları arayacağım... Bir daha insan minsan istemiyorum.
GERİ
Kırmızı gül
Verdim kadına
Geri.
(Bana verdiği; burayı erkekler anlamaz.)
Cemal Süreya’ya
Verdi ya
Gülümü
Geri.
(Burayı şairler anlamaz.)
Gülümü isterim gülümü.
Verdim kadına
Geri.
(Bana verdiği; burayı erkekler anlamaz.)
Cemal Süreya’ya
Verdi ya
Gülümü
Geri.
(Burayı şairler anlamaz.)
Gülümü isterim gülümü.
Cuma, Şubat 27, 2026
MURAT KİTABIM ÇIKTI
hayırlı olsun
aldın mı
yoooo
göndereyim mi sana
yooooooo
imzalarım
kitap biriktirmiyorum imza hiç biriktirmiyorum
okursun diye düşünmüştüm
çıkarmadan önce düşünecektin onu ben kıral çıkarmış diyen adamım
aldın mı
yoooo
göndereyim mi sana
yooooooo
imzalarım
kitap biriktirmiyorum imza hiç biriktirmiyorum
okursun diye düşünmüştüm
çıkarmadan önce düşünecektin onu ben kıral çıkarmış diyen adamım
BOKS ON BOK
-Evrenden mesela aşk istiyorsan aşkın yokmuş gibi davranma, hep yokluk verir; aşkın varmış gibi davran. O zaman var olur. Evren o zaman verir.
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
BOKS ON BOK
-Evrenden mesela aşk istiyorsan aşkın yokmuş gibi davranma, hep yokluk verir; aşkın varmış gibi davran. O zaman var olur. Evren o zaman verir.
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
Salı, Şubat 24, 2026
Pazar, Şubat 22, 2026
TO BEYN OR NOT TO BEYN
-Farklı farklı suçluların tıkıldığı ve orada geçinmek zorunda kaldıkları hapishaneye ne denir?
-Hapishane işte. Cevap sorunun içinde saklı...
-Saklı değil apaçık aslında; özgürler hem de, hapis değiller...
-Ha, entel beyni.
-Hapishane işte. Cevap sorunun içinde saklı...
-Saklı değil apaçık aslında; özgürler hem de, hapis değiller...
-Ha, entel beyni.
EKSİ HEFES
KISKANÇLIK
O önce sanata, güzelliğe ve zekaya tutkun; sonra da -bunu doğal sanıyor ama- aslında bunlara bulaşmış insanlara ve ürünlere.
Öncelikle söylemek lazım ki, insan bunlara bulaşamaz, bunlar insana bulaşır; bu bir buluştur; buluşturur tabii, ama önce karşıdaki seni seçer; önce o seni...
Aşk gibidir... Olmazsın, olur.
O ama, bu değerleri taşıyan her şeyin kişiliğinde silinmez bir iz bırakacağını düşünüyor; aslında ürküyor; sanattan değil sanatçıdan; güzellikten değil güzelden; zekadan... değil... yok, bunu geçelim, zaten zeki değildir!
O, keşke hiç sanatçı olmadan sanat olsa diyor, diliyor bunu. Böylece ve böyle sanatçı oluyor.
Ve her zaman olduğu gibi, onu da olamıyor; biliniyor, bilinecek, ilinecek, linecek, inecek, ne?cek, ecek, acak, üç nokta, ki o da iki..
Ah sizi hep pamuklara sarmışlar, o yüzden zor geçmiş hayatınız...
Öncelikle söylemek lazım ki, insan bunlara bulaşamaz, bunlar insana bulaşır; bu bir buluştur; buluşturur tabii, ama önce karşıdaki seni seçer; önce o seni...
Aşk gibidir... Olmazsın, olur.
O ama, bu değerleri taşıyan her şeyin kişiliğinde silinmez bir iz bırakacağını düşünüyor; aslında ürküyor; sanattan değil sanatçıdan; güzellikten değil güzelden; zekadan... değil... yok, bunu geçelim, zaten zeki değildir!
O, keşke hiç sanatçı olmadan sanat olsa diyor, diliyor bunu. Böylece ve böyle sanatçı oluyor.
Ve her zaman olduğu gibi, onu da olamıyor; biliniyor, bilinecek, ilinecek, linecek, inecek, ne?cek, ecek, acak, üç nokta, ki o da iki..
Ah sizi hep pamuklara sarmışlar, o yüzden zor geçmiş hayatınız...
SIÇILIM
Bu kitabı parçalayıp yiyor Bataille, gerçek bu, sonra tabii, çok özür dileyerek, sıçıyor, doğal olarak tabii, sonra o sıçtığını, veri sori, tekrar yiyor...
Tek istediği, ne olur ne olur ne olur başka başka başka, başka bir ceza!
Ama diyorlar, herkesin günahı kendine, sana nasıl başka bir kitap verelim şimdi...
“Bataille için, kabahatli olmamak, gerçekten, hiçbir şey olmamaktır. Kabahatli olmak ya da olmamak; ikilem işte burada; çünkü Bataille için, kabahatli olmayan varlık demek, hiçbir şey harcamamak, verecek hiçbir şeyi olmamak, her şeyi veren Tanrı eliyle hiçliğe dönüştürülmek dernektir.
Bataille'a göre var olmak, sıkılmaktır. Oysa kabahatli olmak, Tanrı karşısında önem kazanmaktır. Gerçekten de kabahatlilik, var olma gerçeği dediğimiz kölelikten sıyırır insanı, hareketsiz olmanın ağırlığından kurtarır ve insanoğlunu, Tanrı'yı gücendirmekten başka bir şey olmayan, hareket etmek için hareket etmeye yöneltir. Ve bu hareketin sağladığı avantaj, insanoğlunun, zavallı bir varlık olduğu duygusundan kurtulması, Tanrı'nın bir yaratıcı olduğu düşüncesinin bir yana bırakılması ve Tanrı ile insan arasındaki karşı karşıya gelişin, insanoğluna bu çatışmadan galip çıkma şansını vermesidir. Ve bu saldırgan hareketin ekseni de her zaman günahtır. İşte günahın, yani iletişim yaratan cürmün olumlu işlevinin her zaman zorunlu olması buradan ileri geliyor.
Ama Bataille'ın nefret ettiği şey de budur; çünkü, ona göre kutsal, etiği kapsamı içine almak şöyle dursun, onu çözüp dağıtarak estetik düzeyle aynı şey haline gelir. Dolayısıyla Bataille'ın Tanrıbilimdışılığı (a-theologie), kötülüğün değerli kılınmasını gerektirir ve kötülük, Shakespeare'in Machbeth piyesinin bütünlüğü için cürüm, yani katil sahnesi ne kadar gerekliyse, onun için de o kadar gereklidir.
G. Bataille: Günah dediğim zaman anladığım ve günahta beni çeken şey, bu edimin, bizi kendi dışımıza çıkarmasıdır; yani, günah, kendi içimize kapanıklığımızı bozar; ruha bir açılım getirir.
Böylece, günahın, hangi anlamda, kutsala ulaştıran bir yol olduğunu görüyoruz. Günah, kişiyi umutsuzluğa sürdüğü, sıkıştırdığı ve inanca zorladığı ölçüde dünyanın değişmesini ve yeni bir biçim kazanmasını sağlar. Dolayısıyla, Kierkegaard'ın belirttiği masumiyet, günah ve manevi yücelik aşamalarından oluşan şema geçerlidir. Ama manevi yücelik ve günah, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları halde, bir arada bulunamayan ve karşıt olan iki gerçekliktir. İmdi, Bataille'ın yapmak istediği şey, işte bu iki gerçekliği yan yana bulundurmak ve yaşatmaktır.”
Tek istediği, ne olur ne olur ne olur başka başka başka, başka bir ceza!
Ama diyorlar, herkesin günahı kendine, sana nasıl başka bir kitap verelim şimdi...
“Bataille için, kabahatli olmamak, gerçekten, hiçbir şey olmamaktır. Kabahatli olmak ya da olmamak; ikilem işte burada; çünkü Bataille için, kabahatli olmayan varlık demek, hiçbir şey harcamamak, verecek hiçbir şeyi olmamak, her şeyi veren Tanrı eliyle hiçliğe dönüştürülmek dernektir.
Bataille'a göre var olmak, sıkılmaktır. Oysa kabahatli olmak, Tanrı karşısında önem kazanmaktır. Gerçekten de kabahatlilik, var olma gerçeği dediğimiz kölelikten sıyırır insanı, hareketsiz olmanın ağırlığından kurtarır ve insanoğlunu, Tanrı'yı gücendirmekten başka bir şey olmayan, hareket etmek için hareket etmeye yöneltir. Ve bu hareketin sağladığı avantaj, insanoğlunun, zavallı bir varlık olduğu duygusundan kurtulması, Tanrı'nın bir yaratıcı olduğu düşüncesinin bir yana bırakılması ve Tanrı ile insan arasındaki karşı karşıya gelişin, insanoğluna bu çatışmadan galip çıkma şansını vermesidir. Ve bu saldırgan hareketin ekseni de her zaman günahtır. İşte günahın, yani iletişim yaratan cürmün olumlu işlevinin her zaman zorunlu olması buradan ileri geliyor.
Ama Bataille'ın nefret ettiği şey de budur; çünkü, ona göre kutsal, etiği kapsamı içine almak şöyle dursun, onu çözüp dağıtarak estetik düzeyle aynı şey haline gelir. Dolayısıyla Bataille'ın Tanrıbilimdışılığı (a-theologie), kötülüğün değerli kılınmasını gerektirir ve kötülük, Shakespeare'in Machbeth piyesinin bütünlüğü için cürüm, yani katil sahnesi ne kadar gerekliyse, onun için de o kadar gereklidir.
G. Bataille: Günah dediğim zaman anladığım ve günahta beni çeken şey, bu edimin, bizi kendi dışımıza çıkarmasıdır; yani, günah, kendi içimize kapanıklığımızı bozar; ruha bir açılım getirir.
Böylece, günahın, hangi anlamda, kutsala ulaştıran bir yol olduğunu görüyoruz. Günah, kişiyi umutsuzluğa sürdüğü, sıkıştırdığı ve inanca zorladığı ölçüde dünyanın değişmesini ve yeni bir biçim kazanmasını sağlar. Dolayısıyla, Kierkegaard'ın belirttiği masumiyet, günah ve manevi yücelik aşamalarından oluşan şema geçerlidir. Ama manevi yücelik ve günah, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları halde, bir arada bulunamayan ve karşıt olan iki gerçekliktir. İmdi, Bataille'ın yapmak istediği şey, işte bu iki gerçekliği yan yana bulundurmak ve yaşatmaktır.”
Perşembe, Şubat 19, 2026
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









