Perşembe, Temmuz 30, 2026

SAKIN SİNEMA


 

BAYILKUŞ


 

BROKEN BELLS


 

KAZ VARGAS


 

100 SOTORİMETRE


 

100 YIL SONRA KENDİNİZİ NEREDE?


 

GEL BERABER


 

KUYUYA UZUN SÜRE OKURSAN KUYU DA SANA OKUR


 

NÜ NÜTOPYA, SO SOHTOYEVSKİ


 

GÖREV DUYGUSU NASIL GELİŞTİ BENİM GİBİ ÖZGÜR BİR ADAMDA

SOHTOYEVSKİ KİTABIMA GiREBİLİR. Ya da Edebiyata Tüneyen Haydut’a eklenebilir… Daha ilk dokunuş:

“Minimalist sanat (…) alıp başını gitmiş imgelerin, birbiri ardına yazılmış sıfatların değil (zaten sevilmeyen şeye karşı olarak bir özellik yaratamazsın, karşıtının batırmak için kusurularını abartmak sana bir şey kazandırmaz), yoksullaştırılmış bir sözcük dağarcığının ürünleridir (hiç çekici değil). Burada her sözcük yerli yerinde olmak zorundadır. (Her iyi eserde zaten böyle olmak zorundandır.) Anlamın sınırları çizilmiştir. (Anlamsız. Gazete yazısı mı bu.) Yorumlar sınırlandırılmıştır. (Bunu beceremezsin. Can sıkıntısından yorum yapmayabilirler sadece.) Yaratıcı söylem, sanki kendi kendini yok etmiştir. (Aptalca!)

Peki niçin bunca yoksun, yoksul bir dille, görünüşte hiçbir ilgi çekiciliği olmayan, hiçbir şey betimlemeyen, hiçbir ruh halini çözümlemeyen (…) bir öykü?

İnsanoğlunun düş gücünü harekete geçirmek (demin tersini öneriyordun), yaratıcılık diye kendine sunulan (başka bir yaratıcılık diyorsan ok, ama sen onu demiyorsun), yan yana geldiklerinde hiçbir şey anlatmayan (sen bunu yapacam dedin demin ama), roman, öykü, anlatı diye nitelenen laf salatalarından (salata karnın açken iyidir) okuru kuşkuya düşürmek için (bunu fazlasıyla başardın).”

Ferit Edgü

Pazartesi, Temmuz 27, 2026

Cumartesi, Temmuz 25, 2026

KİTAPVİZİT

(Bunları yakında kitap olarak göreceksiniz inşallah. Bunu değil. Elediklerimi de burda. Düşünün, bu elediklerimle tüm ürkiye debiyatı sınıf atlar...)


Pazartesi, Haziran 16, 2014

50

Ferit Edgü diyor ki beni Kafka ile karşılaştırmışlar, bir dağ ile bir farenin karşılaştırılmasıdır bu. Bense karşımda bir kediyi bekliyordum, aslanı değil.
Çok güzel.
Kitapları, son kalanlar, binbir hece ve yeni ders notları, adları yanlış olabilir fark etmez; verilecek; ama mesela bir arkadaşıma vermeyeceğim, son zamanlarda verdiğim.
Tanrı inancı ya düş kırıklığı ya da düş zenginliği ister, demiş bir de.
Pardon düş kısırlığı demiş… Bense ikisinin ortasında bir yerdeyim diye eklemiş…
Bu kadar bende bıraktıkları, ama çok güzel kitaplar alın; ben arkamda kütüphanesi olmayacak bir yazarım.
Vermeyeceğim arkadaşım da şu: Bugün diyalektiğe geçirdim diye bulduğum cümleyi onla paylaşıyordum; düşünün, ne büyük onur olmalı aslında; ama yok; geçirememişsindir dedi, geçirmiş olamazsın, sonra da ben diyalektiği severim dedi…
Erkek bu! Kadınlarla bu yüzden konuşulmaz felsefe, ben severim ben sevmem der geçerler, artık erkeklerle de demek; kadınlar derken egoizmi anlatıyoruz artık kadın kadın değil erkek erkek değil, hepsi egoist…
Buradaki sorun tipik.
Kimse kendini göt kılı olarak görmüyor. Herkes göt…
Başka bir örnekle açıklayacağım:
17.5 yaşında bir arkadaşım var. (Bu deminki de zaten 23 falandır en fazla)
Niçe kitabını görünce aa dedi. Ihh dedim (bir ara ilkel insanlar gibi konuşuyorduk ne güzel). Ama dedi, Niçe yahu! Sonra düşündüm; bu kızın babası 44 yaşında ben 45 yaşındayım…
Ama beni arkadaşı gibi gördüğünden yakıştıramıyor o kadarını… Yani ben kim Niçe kim…
20 sene sonra beni okusa (Türkiye iyi bir yere gitmiş demektir bu) ben o sırada üniversite sınavı gibi salak bir şeyle vakit geçiriyordum diyecek…
Sonra düşündüm; Niçe 44 yaşında ölmüş… Ben 45 yaşındayım…
44 yaşına sığdırmışsa bazı şeyleri o salak yaşamı ve nihilist aklıyla; ben niye?
Sonra düşündüm; Niçe Türkiye gibi bir yerde yaşamıyordu… Ve dahilere henüz önem veriliyordu o zaman.
Sonra düşünmedim tabii, artık ne düşüneceğim; Tanrı ölmediyse de izin verirse; mezarında düz döner Niçe: Çünkü her filozof öldükten sonra anlar ne hata yaptığını.
Ama ya siz; salaklar… Yaşınız genç daha; ama o kadar çabuk yaşlanacaksınız ki; bu kafayla.
Ferit Edgü ve Murat Sohtorik kaçırmak insanı 50 yaş birden yaşlandırır, böyle anlatırsınız artık…

BASILSA NASILSA


 

KUYU


 

Cuma, Temmuz 24, 2026

D!!ZEY

-Ne tür yazılar yazıyorsun

-şiir hariç her tür, öykücü olarak bilinirim.

Murat sohtorik bakabilirsin

-ya senin ismini duydum daha önce ya da sohtorik soyadını emin olamıyorum

-zamanında tanınmışmışız

-Sanatçılık zor iş

-getirisi fazla Allahtan

-ben hiçbir şeyin Allahtan olmadığını düşünen gruptayım. Tabii ki kelime türkçeye böyle girdiğinden ben de senin gibi kullanıyorum ayrı konu

-valla benim doğuştan gelen bişilerim var Allahtan değilse kimin genlerinden:) babam da dedemde de yok o gen görülen… James bond bu kadar gizli olamaz… allah ı klavye büyük harf yapıyor bu arada

Sen ne iş yapıyosun nerede oturuyorsun

-sen yazıyorsun ben konuşuyorum. Konuşmacıyım. İnsanlara konuşmayı, topluluk karşısında, müzakerelerde, vs vs öğretiyorum. Kurumlara çalışıyorum.

Yeniköyde oturuyorum. Sen?

-iyi konuşanlara güvenmem:)

Beşiktaştayım… ah Yeniköy çok özledim. Bebekliyim ben. Ama hisar Yeniköy daha çok severim.

-Senin bileceğin iş…

Güvenme.

-alınma canım hemen

-hiç üstüme alınmadım ki alınayım

Ben kendimle barışığımdır, böyle laflardan rahatsız olmam, güler geçerim…

-yazdıkların tersini söylüyor

Boğazda konuşmaya devam ederdin alınmasan

Konuşmacılara alındığınızı belli etmeyin diye öğretiyorsundur her halde ama yazı sağlamdır işte çıkar

-boğazda konuşmaya mı? anlamadım

-Boğazdan konuşmaya hisar emirgan yeniköy

-yazı da beden dili tamamen kapsam dışı kalıyor. Halbuki iletişimde %93 sözsüz iletişim. O nedenle özellikle de kısa yazışmada karar vermek sağlıksız olabilir. Neyse, dert değil, boşver.

-dil de beden dili de yapaydır.

Edebiyat dili bile ne kadar yapaydır

Dünyada yazarları bana yakın eleştirebilmiş tek yazar yok. Düşün.

Bir de derinlikli konuşma mümkün değil düşünsene

-son yazdığını anlamadım

-sen kitap okuyor musun

-yok sondan bir öncekini

Okurum

-en sevdiğin yazar kim

-şu anlamadığı cümleyi açıklasana. Dünyada yazarları… diye başlayan

-ama çok açık neyini anlamadın sor bana sor bana

-ağırlıklı non-fiction okuyorum. Biyogrrafi ve otobiyografi severim. Az roman okumama rağmen Zülfü Livaneli’nin Gabriel Marquez’den yaptığı intihali buldum.

-yine alındın ya sen:)

-sanat dalları arasında edebiyat en az bilgi sahibi olduğumdur diyebilirim

-ben çok okuyan insanları da sevmem

-bana şimdilik müsaade. Ben yüzmeye gidiyorum. Akşam da belki tango’ya giderim.

-Ama şurda yazdığımı anlamamak çok tuhaf

Kaçmak için bunlara gerek yok tüm gece oturup murat sohtorik okuyacağını biliyoruz

-4 omuz ameliyatı geçirinceye kadar maraton yüzücüsüydüm, yüzmem sınırlanınca hareket olsun diye tango öğrenmeye başladım.

Arada bakar yazarım

-sen beni oku ve rapor çıkar anlayabileceğine inanayım. Yoksa takdir edersin ki bunla uğraşamam:)

Pazartesi, Temmuz 20, 2026

MAD MARX


 

TAHTAYA VUR

 


SAVAŞ VE EŞEK VE BARIŞ


 

KOYLAR BURUNLAR BULUTLAR


 

DEVEKUŞUMUZA YUVA ARANIYOR


 

KADINLAR KUYTUDA ERKEKLER KALABALIKTA









Tacize uğradığını kanıtlayamıyor; kadınlar kuytuda erkekler kalabalıkta.

KESİN YAZAR



Kesin yazardır. Yazarlara dokundurmamış.

KIRMIZI BİR SİYAH


 

CENNETTE YAN



*
Kitap okuyan gençleri anlamıyorum. Yaşlılar hadi neyse de... Cepte en az 100 kitabın olabilir, neden kıvırıyorsun, kıvranıyorsun:))) Tamamen gösteriş, yapay, bakın ben kitap okuyorum! Enis Batur mu olucan mübarrock! Eski metinlerimi toplayayım dedim, düşünsenize 100000lerce... Ama hepsini tabii ki allahtan internete bloguma koymuştum. Bilgisayar da hasar görünce bazıları bende kayboldu, ama orda var. Ordan şimdi gün gün üzerine düşüne düşüne de topluyorum tek bir dosyaya... Eskiden olsa düşünsenize. Notlar notlar notlar kayıplar ne yazdığı anlaşılmazlar kahve şarap lekeleri meniler:) iğrenç sayfalar. sayfa sevmiyorum artık. gerçekten yeraltından notlar! Ama sohtoyevski şimdi elaltından notları sistematik olarak yavaş yavaş kıvırta kıvırta -ama salak sayfaları değil- topluyor. Kitap yapıcam sizi topluycam Gezizekalılar Denizzekalılar Toprakzekalılar Selilözzekalılar sizi:))


*
:))) neler var neler neler
EMEK KAFE
-Murat Sohtorik!
-Merhaba Aysel hanım. Nasılsınız…
-Neden hanım diyorsun bana?
-Ben Murat Sohtorik’in dublörüyüm. Şu an görevde değilim.
-Kendisi nerede peki?
-Evde anılarını yazıyor.
-Selam söyle o zaman… Beni de yazıyor mu acaba?
-Kendisi sizi hatırlamaz! Sizinle birlikte olan bendim… Sen diyebilir miyim?


*


Yazarock 1500 sayfa civarı. Sohtoyevski de 100-300 falan. Bu kadar mı yani benim varlığım. Bir adadan fazlası değilmişim... Nütopya var (en az 600 sayfa), öykü kitapları var (200-300-500). vs var (172). Ölmeden de 239 sayfa yazma planlıyorum... 240 dedin miydi gidicem. Bu kadar mı yani!
Neyse tatile gelenler düşünsün:))) Cennette yakıcam sizi...

NÜTOPYA NEDEN YAYINLANAMAZ

Nütopya neden yayınlanamaz. Yazılarımın internete olması nasıl eksiklik değil de bir garanti. 3. Sınıf entellerimiz, gezizekalılar, yazarlığıma önem vermeyen tanıdıklarım-arkadaşlarım nasıl bir tarihsel suç işliyorlar... Bu son ihtar, aklınızı kıçınıza topayın:) Baş bende mevcut:)



Pazar, Temmuz 12, 2026

İTKİLEYİCİ

İtkileyici... Bunu da satın al hadi Türkçede yeni!

TOKAT TOKAT


 

İLK ELDEN İKİNCİ AYAKTAN

Ölünün arkasından konuşulur.

Başka şey yapılmaz,

her zaman yaptıklarından,

biri ölse de ölmese de.

Bu bir dize midir?

Şaire sor, o bilmez.



Ahmet Telli ölmüş

hiç bilmem, o bilir miydi

Beni

demeyeceğim.



Katılır mıydı diyeceğim

diyelim: konuşulmaz diyordu

yaşarken

olabilir.



Gördün mü bak değiştirdi fikrini,

ne?

Sen o değiştireni yaz

şair diyelim sana arkandan

konuşalım.

KOMBİN CAT


 

TANRILAR


 

ÜNLÜ OLMAK İSTİYORUM


 

Cuma, Temmuz 10, 2026

CİNSEL AÇIDAN ÇEKİCİ

Beni tanımadan doğru ama tanımadığından eksik yazmış, dağıtmış. Faydalanmıyorsak, nasıl ikiyüzlü olabiliriz, mesela… Faydalansın da adam olsun mu demeli! Karşı tarafın ikiyüzlülüğünden -ezikliğinden- niye sorumlu olalım hem canım... Son cümlede tam dağıtmış; işte, dedim, baştan çıkmamak için kaçmış, tanımamış, yan çizerek yazmış yazık…

“Cinsel açıdan çekici olan ancak bu özelliklerinden faydalanmayan kişiler ikiyüzlü dediğimiz insanların itibarlı versiyonlarıdır. Bunu kışkırtan şeyin tam da onların ilgisizliği olması mümkünse de, bu insanlar gerçekte öteki insanlarda uyandırdıkları arzudan sorumlu değillerdir. Duygusal soğukluk eğer baştan çıkarılmanızı engelliyorsa göründüğü kadar ayıplanacak bir şey değildir.”