Salı, Ekim 27, 2026
NÜTOPYA YAYINLANDI
Bu ne yaaaa. Daha 1 hafta teaser yapacaktım ben.... Nasıl da eğleniyordum. İşin yoksa şimdi oku oku oku... Neyse post-teaser yapıcaz artık.
NÜTOPYA’DAN DAMARLAR 4

ÜÇGEN ÜSTÜ AZ PİRAMİT
Bir üçgen çizdim elimi kaldırmadan: Sol kenar, alt kenar ve sağ kenar. Sağ kenarın sol kenarla kesiştiği köşede üçgen tamamlanıyordu, ama ben durmadım, devam ettim yoluma dosdoğru. Birçoğu üçgeni bir daha çizdiler.
Geldiğim noktadan üçgenin sol köşesine dik bir çizgi daha çektim ama yine durmadım köşede. Belirlediğim bir noktaya doğru, dosdoğru devam ettim yoluma. Birçoğu yeni oluşturdukları üçgeni bir daha çizdiler.
Bir dik çizgi daha çizdim sağ köşeye doğru ve yine durmadım köşede. Birçoğu yeni oluşturdukları üçgeni bir daha çizdiler. Köşelerden geçtim hiç durmadan ve son çizdiğim üçgenden fazla uzaklaşmadan. Böylece iç içe geçmiş, köşelerde her zaman kesişen ve yavaş yavaş genişleyen üçgenler çiziyordum.
Şu üç şeydi dikkat ettiğim: Uyumluluk. Ve. Yaratıcılık…
Bazıları aynı üçgeni çizmekten bıktılar ama çizdiklerinin üzerinden geçe geçe o kadar oymuşlardı ki zemini, kalemlerini farklı bir tarzda oynatamadılar özgürce. Mezarlarını kazmış gibi oldular yaşarken.
Bazılarıysa köşeden geçtikten sonra o kadar uzaklaştı ki, birleşecekleri başka bir köşe göremedi. Ve böyle uzayıp gittiler bir daha hiç üçgen yapamadan. Merkezimiz aynıydı hepimizin ama bazıları yakınlıklarını aynen korurken merkeze, bazıları da çok uzaklaşıp kayboldu sonsuzlukta. Bazılarıysa çizmekten bunalıp kalemini kaldırdı, indirdi.
Üçgen çizmek piramit yapmaya zemin hazırlamak içindi… Belli bir olgunluğa eriştikten, üçgen çizme tarzımızı belirledikten sonra, en beğendiğimiz üçgenimizin, üçgenlerimizin, üçgen tarzımızın üzerinden, devam etmek…
Einstein demiş, dehanın sınırları vardır, aptallığın yoktur diye; dehanın merkezi vardır demeliydi oysa, aptallığın yoktur.
Böylece sonuçta, piramidim ve etrafında pirimatlar; bu piramit de nerden geldi diyen… Uzaydan gelmiş olmalı, hatta çok mantıklı, uzaydan geldiğine göre uzaylılar yapmış olmalı…
Bir üçgen çizdim elimi kaldırmadan: Sol kenar, alt kenar ve sağ kenar. Sağ kenarın sol kenarla kesiştiği köşede üçgen tamamlanıyordu, ama ben durmadım, devam ettim yoluma dosdoğru. Birçoğu üçgeni bir daha çizdiler.
Geldiğim noktadan üçgenin sol köşesine dik bir çizgi daha çektim ama yine durmadım köşede. Belirlediğim bir noktaya doğru, dosdoğru devam ettim yoluma. Birçoğu yeni oluşturdukları üçgeni bir daha çizdiler.
Bir dik çizgi daha çizdim sağ köşeye doğru ve yine durmadım köşede. Birçoğu yeni oluşturdukları üçgeni bir daha çizdiler. Köşelerden geçtim hiç durmadan ve son çizdiğim üçgenden fazla uzaklaşmadan. Böylece iç içe geçmiş, köşelerde her zaman kesişen ve yavaş yavaş genişleyen üçgenler çiziyordum.
Şu üç şeydi dikkat ettiğim: Uyumluluk. Ve. Yaratıcılık…
Bazıları aynı üçgeni çizmekten bıktılar ama çizdiklerinin üzerinden geçe geçe o kadar oymuşlardı ki zemini, kalemlerini farklı bir tarzda oynatamadılar özgürce. Mezarlarını kazmış gibi oldular yaşarken.
Bazılarıysa köşeden geçtikten sonra o kadar uzaklaştı ki, birleşecekleri başka bir köşe göremedi. Ve böyle uzayıp gittiler bir daha hiç üçgen yapamadan. Merkezimiz aynıydı hepimizin ama bazıları yakınlıklarını aynen korurken merkeze, bazıları da çok uzaklaşıp kayboldu sonsuzlukta. Bazılarıysa çizmekten bunalıp kalemini kaldırdı, indirdi.
Üçgen çizmek piramit yapmaya zemin hazırlamak içindi… Belli bir olgunluğa eriştikten, üçgen çizme tarzımızı belirledikten sonra, en beğendiğimiz üçgenimizin, üçgenlerimizin, üçgen tarzımızın üzerinden, devam etmek…
Einstein demiş, dehanın sınırları vardır, aptallığın yoktur diye; dehanın merkezi vardır demeliydi oysa, aptallığın yoktur.
Böylece sonuçta, piramidim ve etrafında pirimatlar; bu piramit de nerden geldi diyen… Uzaydan gelmiş olmalı, hatta çok mantıklı, uzaydan geldiğine göre uzaylılar yapmış olmalı…
Pazartesi, Ekim 26, 2026
Pazar, Ekim 25, 2026
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















.jpeg)































