Cumartesi, Nisan 13, 2024
Perşembe, Nisan 11, 2024
Cuma, Nisan 05, 2024
KAPAK

Sözü edilen yazar diyor; ama yazar sözünü edebilen biridir, ondan da kim(se) söz eder!
“Mediyokrasi kavramı "medyum" ve "vasatlık" sözcüklerinden oluşmuş. Benim anladığım, aktarıcıların büyüyen önceliği. Yaratıcı ikinci plana geçtiği ölçüde, yorumcusu –yani eseri kamuya taşıyan– önem kazanıyor. Tiyatroyu ele alalım: Racine'in bir oyununu değil, Racine'i gösteren bir sahneye koyucunun oyunudur seyredeceğimiz. Ya da müziği ele alalım: Sahne ışıkları altında olan kişi besteci değil, orkestra şefi ya da solisttir. Ya da edebiyat. Edebiyat programının animatörü, sözünü ettiği yazardan çok daha önemli bir rol oynar. Böylece, hedefe yönelik yorumlarıyla politik olaylara müdahale eden gazeteciyle
aynı egemen konumu işgal eder.”
“Mediyokrasi kavramı "medyum" ve "vasatlık" sözcüklerinden oluşmuş. Benim anladığım, aktarıcıların büyüyen önceliği. Yaratıcı ikinci plana geçtiği ölçüde, yorumcusu –yani eseri kamuya taşıyan– önem kazanıyor. Tiyatroyu ele alalım: Racine'in bir oyununu değil, Racine'i gösteren bir sahneye koyucunun oyunudur seyredeceğimiz. Ya da müziği ele alalım: Sahne ışıkları altında olan kişi besteci değil, orkestra şefi ya da solisttir. Ya da edebiyat. Edebiyat programının animatörü, sözünü ettiği yazardan çok daha önemli bir rol oynar. Böylece, hedefe yönelik yorumlarıyla politik olaylara müdahale eden gazeteciyle
aynı egemen konumu işgal eder.”
İÇİMİZ
-Tanrının krallığı içimizde.
-Bir ben var bende ama. Ya da ne biliyim, ben bir başkasıdır.
-Eben... Tamam tamam, Tanrının krallığı üçümüzde... Gele.
-Bir ben var bende ama. Ya da ne biliyim, ben bir başkasıdır.
-Eben... Tamam tamam, Tanrının krallığı üçümüzde... Gele.
YEDEK
kaç tane var onlardan
15
niye 15?
çok beğendim rengini 15 tane aldım
millet de seni hep aynı gömleği giyiyorsun sanıyor
hep aynı gömleği giyiyorum
olum diğer 14 tanesi ne o zaman!
Yedek..
15
niye 15?
çok beğendim rengini 15 tane aldım
millet de seni hep aynı gömleği giyiyorsun sanıyor
hep aynı gömleği giyiyorum
olum diğer 14 tanesi ne o zaman!
Yedek..
Perşembe, Nisan 04, 2024
NÜTOPYA VE İNSAN RUHU
Benim “taktiğim” daha doğru ve doğal; Nütopya hemen herkes karşı olduğu için doğal olarak yazıldı, aktı gitti:)
“İngiltere'de bu müdahaleden en az zarar görmüş sanat dalları, toplumun ilgi duymadığı sanat dallarıdır. Mesela bunlardan birisine şiir örneğini verebilirim. İngiltere'de iyi şiir var olabildi çünkü insanlar onları okumuyor ve sonuç olarak da şiir bundan etkilenmiyor.” Sosyalizm Ve İnsan ruhu / Oscar Wilde
"Oldukça gariptir ya da kişinin kendi bakış açısını düşündüğümüzde o kadar da garip değildir ki, klasiklerin olduğu gibi kabullenilmesi çok büyük zararlar verir. Shakespeare'in ve İncil'in sorgusuz sualsiz kabullenilmesi de bu söylediğime bir örnektir. İncil söz konusu olunca, dini otoritenin görüşleri meseleye dahil olur; bu yüzden bunun üzerinde durmama gerek yok. Ama söz konusu Shakespeare olunca, oldukça açık olan bir şey var ki o da toplumun, onun oyunlarındaki ne güzellikleri ne de hataları gördüğüdür. Eğer güzellikleri görselerdi, tiyatronun gelişmesine karşı çıkmazlardı; diğer yanda eğer hataları görselerdi, tiyatronun gelişimine yine karşı çıkmazlardı."
“İngiltere'de bu müdahaleden en az zarar görmüş sanat dalları, toplumun ilgi duymadığı sanat dallarıdır. Mesela bunlardan birisine şiir örneğini verebilirim. İngiltere'de iyi şiir var olabildi çünkü insanlar onları okumuyor ve sonuç olarak da şiir bundan etkilenmiyor.” Sosyalizm Ve İnsan ruhu / Oscar Wilde
"Oldukça gariptir ya da kişinin kendi bakış açısını düşündüğümüzde o kadar da garip değildir ki, klasiklerin olduğu gibi kabullenilmesi çok büyük zararlar verir. Shakespeare'in ve İncil'in sorgusuz sualsiz kabullenilmesi de bu söylediğime bir örnektir. İncil söz konusu olunca, dini otoritenin görüşleri meseleye dahil olur; bu yüzden bunun üzerinde durmama gerek yok. Ama söz konusu Shakespeare olunca, oldukça açık olan bir şey var ki o da toplumun, onun oyunlarındaki ne güzellikleri ne de hataları gördüğüdür. Eğer güzellikleri görselerdi, tiyatronun gelişmesine karşı çıkmazlardı; diğer yanda eğer hataları görselerdi, tiyatronun gelişimine yine karşı çıkmazlardı."
IRZ
“Bunun yanında tabii saplantılar benim için son derece önemli. Saplantı illa da olumsuz bir şey olmak zorunda değil. Genellikle tutku kelimesi daha olumlu bulunuyor ama tutkuda doğaya, belirlenemezliğine dair bir tını varken saplantı zihinsel süreçlerin, bir odaklanmanın sonucu. Hatta belki de tutku uçucu geçici bir şeyken saplantı bir sürekliliğe sebata ve ısrara işaret ediyor. Bizleri farklı kılan, sahih kılan saplantılarımızın derinliği ve sürekliliği.” Ömer F. Oyal
Tipik bir üçkağıtçı edebiyatçı... Kelimelerin ırzına geçersem “doğaya, belirlenemezliğine dair bir tını” elde ederim, dikkat çekerim “derinliği”!
İnternette yazışırken hemen fark ettim, biraz takıntılı mısın dedim. Biraz dedi, demek daha fazla diye hemen düşündüm. Nevizade’den geçiyoruz buluştuğumuzda, ben bir arkadaşıma rastladım ayak üstü sohbet ederken baktım kaybolmuş. Aradı. Çıkıştayım dedi. Gittim, İstiklal’de. Nooldu dedim. Çok pis kokuyordu dedi. Neyle Meyle ile eski İmroz arasında bir yerde ayak üstü konuşuyorduk! Peki olur. Burda kalabilir, ama: Tünel’e doğru yürüyoruz, insanlar nasıl oturuyorlar orada dedi. Tutku düzeyinde bıraksa sorun yok, uçsa geçse, ki tutkunun olumlu olduğuna inanırım; ama takıntıya-saplantıya dönüştürünce sebata ve ısrara işaret etti! Böylece onu farklı kılan, sahih kılan, toksik kılan derinliğe kendini sürükledi, Nevizade çok temiz yerdir diyemem ama, bir daha görüşmedik.
Tipik bir üçkağıtçı edebiyatçı... Kelimelerin ırzına geçersem “doğaya, belirlenemezliğine dair bir tını” elde ederim, dikkat çekerim “derinliği”!
İnternette yazışırken hemen fark ettim, biraz takıntılı mısın dedim. Biraz dedi, demek daha fazla diye hemen düşündüm. Nevizade’den geçiyoruz buluştuğumuzda, ben bir arkadaşıma rastladım ayak üstü sohbet ederken baktım kaybolmuş. Aradı. Çıkıştayım dedi. Gittim, İstiklal’de. Nooldu dedim. Çok pis kokuyordu dedi. Neyle Meyle ile eski İmroz arasında bir yerde ayak üstü konuşuyorduk! Peki olur. Burda kalabilir, ama: Tünel’e doğru yürüyoruz, insanlar nasıl oturuyorlar orada dedi. Tutku düzeyinde bıraksa sorun yok, uçsa geçse, ki tutkunun olumlu olduğuna inanırım; ama takıntıya-saplantıya dönüştürünce sebata ve ısrara işaret etti! Böylece onu farklı kılan, sahih kılan, toksik kılan derinliğe kendini sürükledi, Nevizade çok temiz yerdir diyemem ama, bir daha görüşmedik.
Salı, Nisan 02, 2024
SAPYOSEKSÜEL
“(....)günümüzde bilimkurgunun belki de en büyük gafleti zekayla bilinci birbirine karıştırması. Bunun sonucunda robotlarla insanların savaşına gereğinden fazla eğiliyor. Oysa bizi daha çok endişelendirmesi gereken algoritmaların gücünü elinde tutan az sayıda insanüstüyle gücü elinden alınmış Homo sapiens'in oluşturduğu geniş kitleler arasında çıkabilecek olası bir çatışma. Yapay zekanın geleceği üzerine kafa yorarken, Kari Marx hala Steven Spielberg' den daha iyi bir kılavuz.
Gerçekten de yapay zeka hakkındaki pek çok film bilimsel gerçeklikten o kadar uzak ki insanın aklına tüm bu filmlerin tamamen farklı kaygılarla çekilmiş birer alegoriden ibaret olduğu düşüncesi geliyor. Misal 2015 yapımı Ex Machina, görünüşte dişi bir robota aşık olan ama sonuçta bu robot tarafından aklı çelinip oyuna getirilen bir yapay zeka uzmanını anlatıyor. Ama esasen bu film insanların zeki robot korkusu hakkında değil. Bu film erkeklerin zeki kadın korkusu, özellikle de kadınların özgürleşmesiyle onların hakimiyeti ele geçirmesi ihtimalinin yarattığı korku hakkında. Yapay zekanın kadın, uzman karakterin de erkek olduğu bir yapay zeka filmi görürseniz, bilin ki konu büyük ihtimalle sibernetik değil feminizm. Zira ne diye yapay zekanın cinsiyeti ya da cinsel kimliği olsun? Cinsiyet çok hücreli organik varlıklara ait bir özellik. Organik olmayan sibernetik bir varlığın cinsiyetle ne işi olur?” 21. Yüzyıl için 21 Ders / Yuval Noah Harari
....
Yazdığım hikayede kadın adama âşıktır. Adam yapay zekaya ilgi duyar. Yapay zeka da kadına. Kadının aşkı gerçektir ama adama yetersiz gelir. Çünkü kadın o kadar da akıllı değildir. Aşk akıl da ister, evet. Sapyoseksüelim diyen kadınlar karşılarında sapyoseksüel bir adam bulmayı beklemezler, deneyimlerim öyle. Adamın yapay zekaya ilgisi de böylece, akılla ilgilidir. Tabii ki yapay zeka insanın üçünü sınıf yapay zekası değil, benimki: Kubilay. Kurgu Bilinç... Kubilay erkek ismi ama cinsiyetsiz aslında. Kelimelerin kısaltılmasından oluşmuş bir ad, cinsiyetine göre verilmemiş... Kubilay’ın kadına ilgisinin de cinsiyetle ilgisi yok; yoksa adam da kadına daha fazla ilgi duyardı. Kadının güzelliğiyle, yani estetiğiyle ilgili. Kadın vücudu daha estetik, bunun cinsiyetle ilgisi olmadığına inanıyorum, ama kanıtlayamam. Kadın doğsaydım belki yapabilirdim.
Gerçekten de yapay zeka hakkındaki pek çok film bilimsel gerçeklikten o kadar uzak ki insanın aklına tüm bu filmlerin tamamen farklı kaygılarla çekilmiş birer alegoriden ibaret olduğu düşüncesi geliyor. Misal 2015 yapımı Ex Machina, görünüşte dişi bir robota aşık olan ama sonuçta bu robot tarafından aklı çelinip oyuna getirilen bir yapay zeka uzmanını anlatıyor. Ama esasen bu film insanların zeki robot korkusu hakkında değil. Bu film erkeklerin zeki kadın korkusu, özellikle de kadınların özgürleşmesiyle onların hakimiyeti ele geçirmesi ihtimalinin yarattığı korku hakkında. Yapay zekanın kadın, uzman karakterin de erkek olduğu bir yapay zeka filmi görürseniz, bilin ki konu büyük ihtimalle sibernetik değil feminizm. Zira ne diye yapay zekanın cinsiyeti ya da cinsel kimliği olsun? Cinsiyet çok hücreli organik varlıklara ait bir özellik. Organik olmayan sibernetik bir varlığın cinsiyetle ne işi olur?” 21. Yüzyıl için 21 Ders / Yuval Noah Harari
....
Yazdığım hikayede kadın adama âşıktır. Adam yapay zekaya ilgi duyar. Yapay zeka da kadına. Kadının aşkı gerçektir ama adama yetersiz gelir. Çünkü kadın o kadar da akıllı değildir. Aşk akıl da ister, evet. Sapyoseksüelim diyen kadınlar karşılarında sapyoseksüel bir adam bulmayı beklemezler, deneyimlerim öyle. Adamın yapay zekaya ilgisi de böylece, akılla ilgilidir. Tabii ki yapay zeka insanın üçünü sınıf yapay zekası değil, benimki: Kubilay. Kurgu Bilinç... Kubilay erkek ismi ama cinsiyetsiz aslında. Kelimelerin kısaltılmasından oluşmuş bir ad, cinsiyetine göre verilmemiş... Kubilay’ın kadına ilgisinin de cinsiyetle ilgisi yok; yoksa adam da kadına daha fazla ilgi duyardı. Kadının güzelliğiyle, yani estetiğiyle ilgili. Kadın vücudu daha estetik, bunun cinsiyetle ilgisi olmadığına inanıyorum, ama kanıtlayamam. Kadın doğsaydım belki yapabilirdim.
Pazar, Mart 31, 2024
NRVNA
Gözlükle barda oturmuş, pardon güneş, bir 44 ile konuştum. Tam gezi zekalı. İnsanlara düşman, ama yakışıklı da. Sevgilinle mi ayrıldınız dedim, mutsuz. Yoo gayet iyiyiz dedi, tam gezi zekalı. O kültüründen bu kültüründen, o yazardan bu yazardan bahsetti, sonunda ben dünyanın en iyi yazarıyım dedi. İnşallah dedim. Pardon tersi oldu: Ben dedim, o inşallah demedi. Bunu belleyin arkadaşlar. Neden inşallah diyeyim demeyin. Çünkü olabilir. O zaman da kurtuluşunuz yok, inşallahla maşallahla. Bu arada: -Nirvanaya vardım. -Terastayım. Bunu söyledim. Bana Nirvana’yı bildiğini falan anlatmaya çalıştı.
Cumartesi, Mart 30, 2024
NAPİYİMİZM
-Her gece ayrı kadınla mı yatıyorsun!
-Napiyim? Öldürüyorlar onu sabah... Nasıl bir şansım varsa! Ya da peşimde kimler...
-Napiyim? Öldürüyorlar onu sabah... Nasıl bir şansım varsa! Ya da peşimde kimler...
MEOMAN
bugün benim doğum günüm
hem sarhoşum hem yastayım
bir ev taburesi üstünde
tamirci bekleyecek yaştayım
hem sarhoşum hem yastayım
bir ev taburesi üstünde
tamirci bekleyecek yaştayım
THINCE
sen o ince mesajı anlamadın
anladım
anlamadın
peki neymiş o ince mesaj
anlamadın işte
anlatırsan anlamadığımı anlayabilirim
anlatırsam anlamışım işte diyeceksin
demek o kadar ince değil
anladım
anlamadın
peki neymiş o ince mesaj
anlamadın işte
anlatırsan anlamadığımı anlayabilirim
anlatırsam anlamışım işte diyeceksin
demek o kadar ince değil
BİRAY
“Ben senin birayını almadan şurdan şuraya yazmam!”
(Onay kelimesindeki 10 mu sizi etkiliyor! Değiştirelim.)
(Onay kelimesindeki 10 mu sizi etkiliyor! Değiştirelim.)
HELİKOPTER TANRI
Helikopter ebeveyn deniyor, her sorunda çocuklarının yanında “biten” ebeveynlere. Tanrıyı böyle bitiremezsin diye şu sorunlu metnin (Buda demiş dediler) helikopter gibi tepesinde bittim:
"Eğer dünyayı iswara yapmış olsaydı, ne değişim ne de yıkımın olmaması gerekirdi, arı ve pis her şey ondan geleceğine göre üzüntü veya felaket, doğru veya yanlış gibi şeyler olmayacaktı. Eğer tüm bilinçli varlıklarda ortaya çıkan üzüntü ve sevinç; sevgi ve nefret iswara'nın eseriyse kendisi de üzüntü ve sevince, sevgi ve nefrete muktedir olmalıdır ki bu durumda onun yetkin olduğu nasıl söylenebilir? Eğer iswara yaratıcı ise ve bütün varlıklar sessizce yaratıcının gücüne boyun eğmek zorunda iseler, erdemli olmanın yararı nedir? Tüm işler onun eseri olduğu ve yaratıcının onlar arasında bir fark gözetmemesi gerekeceği için doğru ya da yanlış yapılması arasında bir fark olmayacaktır. Ama eğer üzüntü ve acı başka bir nedenden kaynaklanıyorsa, o zaman iswara'nın neden olmadığı birşeyler var demektir. O zaman neden varolan her şey nedensiz (uncaused) olmasın? Eğer İswara yaratıcıysa ya amaçlı ya amaçsız etkimektedir. Eğer amaçlı olarak etkiyorsa, tümüyle yetkin olduğu söylenemez. çünkü hedef, zorunlu olarak bir isteğin karşılanmasını içerir. Eğer amaçsız olarak etkiyorsa, o zaman ya bir deli ya da memede bir bebek gibi olmalıdır. Görüldüğü gibi, iswara fikri rasyonel düşünceyle çürütülür; tüm böylesi çelişkili iddialar da teşhir edilecektir."
"Eğer dünyayı iswara yapmış olsaydı, ne değişim ne de yıkımın olmaması gerekirdi, arı ve pis her şey ondan geleceğine göre üzüntü veya felaket, doğru veya yanlış gibi şeyler olmayacaktı. Eğer tüm bilinçli varlıklarda ortaya çıkan üzüntü ve sevinç; sevgi ve nefret iswara'nın eseriyse kendisi de üzüntü ve sevince, sevgi ve nefrete muktedir olmalıdır ki bu durumda onun yetkin olduğu nasıl söylenebilir? Eğer iswara yaratıcı ise ve bütün varlıklar sessizce yaratıcının gücüne boyun eğmek zorunda iseler, erdemli olmanın yararı nedir? Tüm işler onun eseri olduğu ve yaratıcının onlar arasında bir fark gözetmemesi gerekeceği için doğru ya da yanlış yapılması arasında bir fark olmayacaktır. Ama eğer üzüntü ve acı başka bir nedenden kaynaklanıyorsa, o zaman iswara'nın neden olmadığı birşeyler var demektir. O zaman neden varolan her şey nedensiz (uncaused) olmasın? Eğer İswara yaratıcıysa ya amaçlı ya amaçsız etkimektedir. Eğer amaçlı olarak etkiyorsa, tümüyle yetkin olduğu söylenemez. çünkü hedef, zorunlu olarak bir isteğin karşılanmasını içerir. Eğer amaçsız olarak etkiyorsa, o zaman ya bir deli ya da memede bir bebek gibi olmalıdır. Görüldüğü gibi, iswara fikri rasyonel düşünceyle çürütülür; tüm böylesi çelişkili iddialar da teşhir edilecektir."
SAYIN Gürsel Korat

1. Ötekileştirme kelimesini kullanan hiç kimseye itibar etmeyiniz.
2. Bir erkek (olarak soruyorum) neden eşcinselliği (hepsini) bilmem gereksin! Tercih etmiyorum, konu kapanmıştır. Anlatırsanız, zevk alırsam dinlerim, beynimle. Bir komedyen çok güzel eleştiri getirmişti: Bir heteroseksüelin LGBTYFZÜXNB’ler tarafndan boş kumpir olarak görülmesiyle ilgiliydi.
3. Nötr yakıştırması da Dördüncü yakıştırması kadar yapıştırma.
SEN ANLATMA
-Sen anlatma! Spoiler veriyorsun hep... Seyredince zevk alamıyorum.
-Nedeni şu: Hiç spoiler vermedim...
-Nedeni şu: Hiç spoiler vermedim...
Salı, Mart 26, 2024
Cuma, Mart 22, 2024
BURHAN VELİ

Biz ne bilelim orhan velinin haiku maiku yazdığını. Ama her şey mi kusursuz kardeşim! O "sakın" hece tutsun diye değil mi orada...
Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Şaşıracaksın
Gemliğe doğru
Denizi göreceksin;
Gel de şaşırma
Gemliğe doğru
Deniz görünce seni;
Şaşırma da
Not:
Şu daha doğru, pardon kusursuz:
Gemliğe doğru
Deniz görecek seni;
Şaşırmayacak
ÜSTÜN ALTIN SÖZ

"Ülkenin bu halinde, Dünyanın şu halinde bir şairin bildirecek nesi kalmış olabilir?" Enis Batur 2024
Enis Batur 1995: "Sağlık sınırını aşmış, o çerçeveden taşmış sevgi türüne Aşk diyorum ben. Karşılıklı duygular dengesi bozulmuş, zihnin ve gövdenin elektrik yükü iyiden iyiye artmış, izan çerçevesi
dağılmış, şiddet tırmanmaya koyulmuştur. Aşk, kişiye varoluşunun uçlarını anımsatır ve ölüm güdüsünü devreye sokar: Çift'in tek'i kendisini (Pavese), eşini (Carmen), kendisini ve eşini (Kle-
ist) yok etme eşiğine dayanmıştır. Eşik her zaman aşılmaz belki; eşiğe her zaman dayanılır. Aslında: Kansız aşk yoktur. Akması gerekmez kanın,..." vsvsvs...
Pazar, Mart 17, 2024
Cumartesi, Mart 16, 2024
EMRE İTAAT
Emre önce havaya düştü. İnsanın duygularını havalandırdı. Ruh ölmeden huzura erdi. Yeni başlangıçlar düşünenler çoğaldı, azaldı. Emre sonra mutfağa düştü. Pardon toprağa. Maddi olanaklarını artırdı insanların. Hangisinden istiyorlarsa. Kimi paraya, kimi kariyere, kimi karıya, kocaya... Suya düştüğünde Emre, yüzdü. Sonra daldı. Dibe doğru korkusuzca gitti. Karanlığın en kara olduğu yer, aydınlığın başlangıcıdır. Bu saçma lafı hatırladı ve lafı deldi. Havaya ve karaya nasıl sızdıysa derinliklerine öyle sızdı. Baştaki ruhun.
BAŞTAN AŞAĞI
Hepsini öldürmemiz de gerekse aralarındaki iyiyi bulacaktık. Son kişi diğer öldürdüklerimiz gibiydi, konuşmuyordu. Sen miydin? Cevap yok. O zaman öldürdük zaten. Bakıyordu sadece. Aldattınız bizi demek, aferin, tanrınızdı. Devam ettim. Sen ölünce o da ölecek. Cevap yok. Tanrı ölmez mi demek istiyorsun? Yine devam ettim. Onu tanımadım ki, öldüğüne inanacak mıyım? Gülümser gibi oldu, ama hemen geçti. Ona ben de mi inanıyorum? Böylece onu tuzağa düşürebilirdim. Zaten bir şekilde ölecek. Böylece tanrısı da ölecekti. Ya ölmezse? Tanrı mı, der gibi baktı! Tuzağı kendime mi kurdum? Silahı şakağıma dayadım. İyi biri miyim? Kalçalarıma getirdim namlunun ucunu.
KİNCİ TANELER
Adam karısını öldürmekten hapse girmiş. Ama başkasının suçunu üstlenmiş aslında. Kimin için yapar ki böyle bir şeyi! Bir kız bir erkek çocuğu var, bunlar birbirleriyle görüşmüyorlar. Adam oğlunu buluyor ve ben yapmadım diyor. Kim yaptı! Ablanı bulalım açıklayacağım diyor. Şu çıkarıma ne dersiniz: Abla yaptı... Ablanın bir sevgilisi, varsa, yaptı diye düşünüyorum, olayı kadından uzaklaştırıp bir erkeğe bağlamak istiyorum; ben bile... Ne var; abla annesini öldürmüş olamaz mı? Kadın cinayeti işleyen kadın yok mu! Bunu düşünebilecek yazar var mı? Yılmaz Erdoğan, inşallah. İnci Taneleri. Öncü Taneleri.
Cuma, Mart 15, 2024
ŞEYTAN: RAHATI KAÇAN.
Şeytan dünyaya inmiştir ama kötülük yapacağında donakalıyordur. Bedenini aldığı iyi insanın engeline takılıyordur. İyi ruh öyle bir yönetmiştir ki bedeni, o bedeni kullanarak kötülük yapılamıyordur. Şeytan bile yapamıyordur. Şeytanın yaveri de zengin birinin bedenini almıştır, paraları olsun da istedikleri gibi davranabilsinler diye... Ama Şeytan o kadar parayla bile istediği gibi davranamıyordur. Bedenin sahibini daha çok merak etmeye başlar. Zeki bir adamdır ve çevresinde belli bir güvenilirliği vardır, sadece bu yüzden istemiştir o bedeni. Oysa şimdi çok daha fazlası olduğunu görüyordur. Bu, Şeytana ilginç gelir; bunla da eğlenebilirim diye düşünür. Eksik bir kariyeri vardır bedenini aldığı iyi ve zeki insanın. Bunu yaymak da bir kötülük gerektireceğinden çekici gelmiş olabilir Şeytana. Ama yaveri şüphelidir. Doğruluktan uzaklaşıyorsunuz amirim der. Ne doğruluğu? Siz Şeytansınız. Düşünülmemişi yapmak da bir çeşit Şeytanlık değil mi! İyilikten dolayı azap çekmiyor musunuz diye sorar yaver. Gayet iyi hissediyorum der Şeytan. Kalıbını sikeyim şu adamın der yaver... Ruhunu mu kastediyorsun diye sorar saf saf Şeytan... Bu bir tuzak olabilir der yaver. Bu adam gerçek bir Şeytan olabilir. Belki de yaşlanıyorsunuz... Gerçek bir Şeytan lafına alınmadığını fark eder Şeytan... Öyleyse o zaman diye devam eder yaver, böyle yaşarsanız ölünce nereye gideceksiniz? Ya cehenneme almazlarsa sizi! Hem böyle iyi ahlaktan etkilenmiş bedenin içinde cehennemde gibi olmalısınız... Yoo, dedim ya, gayet iyi hissediyorum... Yaver onu dinlemiyordur; sizin yeriniz kesinlikle cennet olacaktır... Cennet fikri hiç bu kadar çekici gelmemiştir Şeytana... Yoksa, der; ben bir melek miyim? Allah korusun der yaver. Dik başlıdır her zamanki gibi Şeytan; tabii tersten; olabilir bu, der. Kaleyi içten fethedersiniz belki bari diye yüreğine su serpmeye çalışır yaver. Kimin yüreğine? Yaver olarak kendinin? Melekliğe ramak kalmış Şeytanın? Ölü iyi adamın, hem de zeki? Benden sonra Şeytan, der dalgın Şeytan... Tüm geçmişi ayrıntılarıyla hatırlıyordur, bir tek an hariç: En iyisi olamam, demek en kötüsü olacağım, dediği an.
Pazar, Mart 10, 2024
ŞEYTAN 2
İnsanlara gözlerini kaçırmalarını telkin ediyorum. Böylece bir şey gizlemek zorunda kalıyorlar. Mimiklere de çalıştığımda düşündürtemeyeceğim şey yok, yaptıramayacağım...
Cumartesi, Mart 09, 2024
UZAYLILARA YARDIM EDİYORUM
Dünya’ya yaklaşmayın dedim. Rezil ederler sizi aleme! Emperyalist domuzlar olarak resmederler. Hiçbir mantığa uymayan (kendileri çok mantıklıdır!) tipsiz ya da canavar tipler olarak filme çekerler. Tek yabancı dil bile bilmeyen (o da İngilizce!) cahiller olarak sergilerler. Hem de daha gelmeden başınıza gelir bunlar. Uzaylı içine çıkamayacak hale gelirsiniz! Aklınız ve huzurunuz varsa Dünya’dan uzak durun.
Perşembe, Mart 07, 2024
KISIR
İnsanlığın bir virüs olduğu, yeryüzünden silinmesi gerektiğini savunan politikacı büyük bir oy farkıyla başkan seçildi. Kısırlaştırma politikası hemen uygulamaya kondu. Önce gönüllüler, sonra gönülsüzler ve en sonunda da tüm kaçaklar, zorla... Başkan söz verdiklerini yerine getirmiş olmanın gururuna rağmen bir sonraki seçimlerde büyük bir hezimete uğradı!
Yeni başkan kısırlaştırmaya tamamen karşı politikası sayesinde büyük bir oy farklıyla seçildi. İlk konuşmasında uygulamaya hemen geçileceğini gururla ve bağırarak müjdeledi. Çılgınca alkışlayan kalabalık arasında kısırlaştırmadan nüfuzu sayesinde kurtulmayı başarmış tek kişi olduğu konuşuluyordu.
Yeni başkan kısırlaştırmaya tamamen karşı politikası sayesinde büyük bir oy farklıyla seçildi. İlk konuşmasında uygulamaya hemen geçileceğini gururla ve bağırarak müjdeledi. Çılgınca alkışlayan kalabalık arasında kısırlaştırmadan nüfuzu sayesinde kurtulmayı başarmış tek kişi olduğu konuşuluyordu.
Çarşamba, Mart 06, 2024
EN BÜYÜK BAŞKAN
Seçimle iş başına geldi.
100 kişilik bir topluluktuk. Oylama elektronik ortamda yapıldı. Dürüst ve hatasız bir Yapay Zeka yönetiminde. Kimse kendine oy veremiyordu.
Başkan 99 oy ile seçildi. Büyük bir başarı olduğu ordan bile görülüyor değil mi...
Ama işte en büyüğü değildi.
Kafasına çok takmaya başladı, topluluğu çok da iyi yönettiği halde... Arada şakayla karışık sorardı, bana kimin oy verdiğini. Herkes gerçekten şaka sanıyordu. Oysa çıldırmaya başlamıştı. Mantıklı düşünemiyordu.
Görevden alınıp dinlenmeye çekildiğinde başkanlığı ben devraldım. Saygı duydukları bir adamın son mantıklı arzusu olarak...
100 kişilik bir topluluktuk. Oylama elektronik ortamda yapıldı. Dürüst ve hatasız bir Yapay Zeka yönetiminde. Kimse kendine oy veremiyordu.
Başkan 99 oy ile seçildi. Büyük bir başarı olduğu ordan bile görülüyor değil mi...
Ama işte en büyüğü değildi.
Kafasına çok takmaya başladı, topluluğu çok da iyi yönettiği halde... Arada şakayla karışık sorardı, bana kimin oy verdiğini. Herkes gerçekten şaka sanıyordu. Oysa çıldırmaya başlamıştı. Mantıklı düşünemiyordu.
Görevden alınıp dinlenmeye çekildiğinde başkanlığı ben devraldım. Saygı duydukları bir adamın son mantıklı arzusu olarak...
ÇARŞI SANATA KARŞI
Sanat, sanatı sanattan uzaklaştırabilir, dışardan bakmak diyebiliriz buna. Sanat, sanatı hayattan da uzaklaştırabilir; buna da ders almak diyebiliriz: dene, yanıl... Ama tehlike: Sanatın hayatı hayattan da uzaklaştırması... Bunu yapamaz, yaparsa zaten sanat olmaz, derseniz, üçünü sınıf entelektüllerden bahsederim size (size, sizden!). Kimseye bağlanmamalısınız: Hobi olarak yine sevin; ama uzaktan; terk edip dışardan.
Çıkmadı o son aforizma, bunlarla irade edin.
(Du bakim: Hayat, hayattan uzaklaştırabilir... Simülasyon, mesela, tam olarak budur.)
(Bu ayrı: O son aforizmayı yazmayacaktım.)
Çıkmadı o son aforizma, bunlarla irade edin.
(Du bakim: Hayat, hayattan uzaklaştırabilir... Simülasyon, mesela, tam olarak budur.)
(Bu ayrı: O son aforizmayı yazmayacaktım.)
Salı, Mart 05, 2024
KIRDIRMAK

Bilgeyi uyardılar. Ahlak düşkünlüğü yüzde 10’ların üzerine çıkmıştı. Engellenmeliydi. Bu sırada akla hep ertelenen şu soru geldi: Neden düşkünleri tamamen yok etmiyoruz. Yüzde 1, hatta sıfır... Bilge bunu bilmiyor olamazdı...
Bilgenin tam tersi bir genç büyüyordu. Kötülüğü midesi kaldırıyordu. Acı çekmiyor, bunalmıyor, kusmuyordu. Yüzde 10’u etkiliyordu.
Etkilesin dedi Bilge... Yüzde 90’ı test edeceğiz böylece. Zoraki iyiler ortaya çıksın. Onlardaki etkimi azaltınca yüzde 10 kötülüğe kötülükle karşılık vermekten haz duyacaklardır.
Kötülük kaçkınları, tutsak kötüleri yendiler. Yüzde 5’e düştü tutsak kötüler. Bilge, iyilik müritlerinin içindeki sahte iyileri de elemiş oldu.
Genç çıldırdı yenilginin sonunda. Yenilgiden olmadığın düşünmemiz gerekir: Bilge, müritlerine yönelttiği motivasyonunu tamamen onun üzerine yöneltince kabuğunu delebildi: İyilik yapamayınca acı çekmesini sonunda sağlayabildi... Kötülük yapmayınca acı çeken bir ruh için bu çıldırmak demek.
Pazartesi, Mart 04, 2024
KADIN DAYANIŞMASI
-Hanginiz hanginizle geldiniz?
-Hangimiz hangimizle birlikte diye mi soruyorsun?
-Biz geldik ve onlar birlikte.
2 erkek, 2 kadın ve ben... Çok güzel ve biraz yaşlıca birinci kadın ve orta yaşlarda ve ortalama ikinci kadın. İki ve Üç numara iki erkek. İki, Ortalama ile gelmiş. Telefonlaşınca, zaten buluşmuş olan Üç ve Güzel’i davet etmişler rastgele. İlk gece akşam yemeğinde İki, Güzel’den çok hoşlanmış, âşık olmuş. Odalara çekilinmiş. Ortalama’yı da şaşırtan harika bir sevişme sonrası, İki, diğer çiftin odasına gitmiş. Güzel ayakta, Üç onun önünde diz çökmüş ve çıplaklarmış. Güzel, İki’ye gülümsemiş. Bu cesaretle içeri girmiş İki. Gel demiş, Güzel; bu fırsat kaçmaz... Bu sırada fark etmiş onu Üç. Birkaç saniyelik tereddütten sonra Üç, Güzel’i çevirmiş, İki ile aralarına getirmiş, işine devam etmiş. İki, arkadan yaklaşırken Güzel, Üç’ü bacak arasından uzaklaştırmış ve bir tokat atmış suratına... Yere düşmüş Üç. Bu kez daha az bir tereddütten sonra kalkıp odayı terk etmiş... Arkadan yaklaşmış İki, çıplak Güzel’e. Tam ellerini beline koyacak, boynundan öpecekken dönüp onu da itmiş Güzel, suratında bir nefret... Sabah kahvaltısında mutlu Ortalama hariç herkes suskunmuş. Üç, Ortalama ile ilgilenmeye başlamış. Ortalama, İki’den bir ilgi göremediğinden Üç’ün ilgisine cevap veriyormuş... İki’yi bir arkadaşı aramış ve herkesin duyacağı kısa bir konuşma yapmışlar telefonda... Güzel, çağırsana demiş, o da gelsin. Kalıyor muyuz ki demiş iki adam... Kafası karışık Ortalama, kalabiliriz tabii demiş; şehir dışındaki ev onunmuş çünkü... Böylece akşam yemeğinde onlara katıldım ve baştaki soruyu sordum.
Neden diye sordum Güzel’e... Beni paylaştığı için diye cevapladı... Ben düşkün müyüm? Hâlâ güzelim... Üç ise, bu fırsat kaçmaz demesinden dolayı iki adamla da birlikte olmak istediğini düşünmüş... Beni paylaşamamanızı isterdim halbuki dedi Güzel... Siz düşkün müsünüz! Beni neden ittin peki dedi İki... Beni düşünürken başkasıyla seviştiğin için, dedi Güzel. Üzerinde kokusu vardı...
Ortalama için her şeyi açıklayan bu hikaye çok fazlaydı. Ama sakinliğini korudu ve iki adamla da bir daha ilgilenmedi. Benle giderek daha fazla ilgilenen Güzel’in yanında oldu... Bir süre sonra iki adamdan şunları duyduk:
-Bir kadın eksik...
-Aslında, iki kadın eksik...
İki erkek fazla, dedim ben de.
-Hangimiz hangimizle birlikte diye mi soruyorsun?
-Biz geldik ve onlar birlikte.
2 erkek, 2 kadın ve ben... Çok güzel ve biraz yaşlıca birinci kadın ve orta yaşlarda ve ortalama ikinci kadın. İki ve Üç numara iki erkek. İki, Ortalama ile gelmiş. Telefonlaşınca, zaten buluşmuş olan Üç ve Güzel’i davet etmişler rastgele. İlk gece akşam yemeğinde İki, Güzel’den çok hoşlanmış, âşık olmuş. Odalara çekilinmiş. Ortalama’yı da şaşırtan harika bir sevişme sonrası, İki, diğer çiftin odasına gitmiş. Güzel ayakta, Üç onun önünde diz çökmüş ve çıplaklarmış. Güzel, İki’ye gülümsemiş. Bu cesaretle içeri girmiş İki. Gel demiş, Güzel; bu fırsat kaçmaz... Bu sırada fark etmiş onu Üç. Birkaç saniyelik tereddütten sonra Üç, Güzel’i çevirmiş, İki ile aralarına getirmiş, işine devam etmiş. İki, arkadan yaklaşırken Güzel, Üç’ü bacak arasından uzaklaştırmış ve bir tokat atmış suratına... Yere düşmüş Üç. Bu kez daha az bir tereddütten sonra kalkıp odayı terk etmiş... Arkadan yaklaşmış İki, çıplak Güzel’e. Tam ellerini beline koyacak, boynundan öpecekken dönüp onu da itmiş Güzel, suratında bir nefret... Sabah kahvaltısında mutlu Ortalama hariç herkes suskunmuş. Üç, Ortalama ile ilgilenmeye başlamış. Ortalama, İki’den bir ilgi göremediğinden Üç’ün ilgisine cevap veriyormuş... İki’yi bir arkadaşı aramış ve herkesin duyacağı kısa bir konuşma yapmışlar telefonda... Güzel, çağırsana demiş, o da gelsin. Kalıyor muyuz ki demiş iki adam... Kafası karışık Ortalama, kalabiliriz tabii demiş; şehir dışındaki ev onunmuş çünkü... Böylece akşam yemeğinde onlara katıldım ve baştaki soruyu sordum.
Neden diye sordum Güzel’e... Beni paylaştığı için diye cevapladı... Ben düşkün müyüm? Hâlâ güzelim... Üç ise, bu fırsat kaçmaz demesinden dolayı iki adamla da birlikte olmak istediğini düşünmüş... Beni paylaşamamanızı isterdim halbuki dedi Güzel... Siz düşkün müsünüz! Beni neden ittin peki dedi İki... Beni düşünürken başkasıyla seviştiğin için, dedi Güzel. Üzerinde kokusu vardı...
Ortalama için her şeyi açıklayan bu hikaye çok fazlaydı. Ama sakinliğini korudu ve iki adamla da bir daha ilgilenmedi. Benle giderek daha fazla ilgilenen Güzel’in yanında oldu... Bir süre sonra iki adamdan şunları duyduk:
-Bir kadın eksik...
-Aslında, iki kadın eksik...
İki erkek fazla, dedim ben de.
ON KOMPLEKS
-Neden konuşmuyorsun benle?
-On kompleks saysam, yedisini kendin için seçmeyeceğinden... Üçünde yanılabilirim, onlar yerine de üç tane söylemen lazım. Beni ancak böyle tanıyabilirsin.
-Sen beni tanıyorsun sanıyordum.
-Dedim ya: Sen de benim yazdıklarımdan birisin.
-On kompleks saysam, yedisini kendin için seçmeyeceğinden... Üçünde yanılabilirim, onlar yerine de üç tane söylemen lazım. Beni ancak böyle tanıyabilirsin.
-Sen beni tanıyorsun sanıyordum.
-Dedim ya: Sen de benim yazdıklarımdan birisin.
TOMBULUN YERİ
Rakısına buz koymaz
meşrubat dolabından alırdı
gizli soğuk
müşteriyle dalaşmasından
anlardık içtiğini
içmediğini bana selamından
küfreder gelirdi yanıma herkes tir
selam verir dönerdi
herkes pür
meşrubat dolabından alırdı
gizli soğuk
müşteriyle dalaşmasından
anlardık içtiğini
içmediğini bana selamından
küfreder gelirdi yanıma herkes tir
selam verir dönerdi
herkes pür
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











































