Çarşamba, Ocak 31, 2024

Pazartesi, Ocak 29, 2024

ŞUNU BİR BİTİREBİLİR MİSİNİN YA BEN İLGİLENEMEDİM

İÇİMDEKİ FIRTINA & FIRTINADAKİ İÇİM

-Bir düğmeye basıp hastalığın yok etmek ister miydin?

-On düğme varken!

-Düşüşlerin peki? Henüz görmedik ama felaket oluyordur?

-Dehşet! Dehşet verici oluyor. Başkalarına dehşet veriyor...

-Neler mesela?

-İyi bilirsin!

-Alışveriş çılgınlığı.

-Pılı pırtı işte... Son gelinliğimi alalı kaç yıl oldu acaba...

-Gelinlik mi!

-Yırtılana kadar çıkarmam. Solana kadar.

-Saçma kahramanlıklar... Hedonist eylemler...

-No pasaran.

-Kendine zarar veriyorsun bir yerden sonra! Dairesel delilik derler buna.

-Dairesel dediğim dediklik.




-Keskin ayrıntılar, gizli şifreler... Kaç dil konuşabiliyorsun?

-Bir buçuk.

-Her şeyi yalayıp yutmak istiyorsun;partiler, insanlar, kitaplar, müzik, filmler... Dünyanın kralısın. Nefes almak için kusman gerekiyor, kelimeleri.

Ne kadar fazla bahşiş bıraktın. Herkesle sohbet. Rastgele seks.

Devasa bir noktaları birleştirin bilmecesi. Çözmüşsün. Kimsenin fark etmediği bir şekil çıkmış.




-Fildişi kuleler yıkılacak, tüm sözler kutsallaşacak ve sonunda kendi gerçeğiyle uzlaşan insan, olağanüstünün kapılarını gözleri kapalı açabilecek.

-Olağanüstünün “kapıları”...

-Gülünç mü!

-Olağanüstüne kapılanmak. Olağanüstüne kapılmak. Olağanüstünün kaporası.

-Beni taklit etme.

-Sustum.

-Aklımdan neler geçiyordu.

-Kelimeler orda öylece duruyorlar.

-Hangi kelimeler?

-Alakasız. Dans ediyorlar.

-kendi kendine dans ediyorsun sen. Bunu yapamazsın. Dinleyen olmalı. Bak bizi okuyorlar mesela.

....

İlgilenmiyorsun. Bu bağlantıyla, bu suç ortaklığıyla. Tek başına işleyeceksin suçu!




neden cevap vermiyorsun?

Terk edilmek istemezsin.

Ayakkabıların güzelmiş. Şu kızdan hoşlandın mı? Rrastgele manik seks gerçekten bir birleşme değil bir söylemdir. Kelimeler yerine tenimle konuşurdum.

-biraz yürüyelim mi.

-Sürekli bir sallanma, dürtme ve kıpırdanma hali içindesin di mi.




Konuşursan taşı ge­diğe koyarsın di mi. Ben de koydum! Binlerce insanı kendimle birlikte taşıdığımı ve bu insanların benim sesimin gelgitlerinde adeta sörf yaptığını bilmenin heyecanına bayılıyordum.




Ama sonra partnerlerle sürtüşmeler, parasını geri isteyen iş ortakları ve bankalar, narsistik davranışlardan sıkılan arkadaşlar. Küçük engeller devleşir öfke patlamalarını tetikler. Paranoid düşünceler artar. Yük trenin dümenine geçemiyordum. Roket Muhteşem ama durdurulamaz bir şekilde kalkar ve patlayarak parçalara bölünür.




Yüz adet gelecek tasarısı. Sonra tek bir büyük geleceksiz gelecek.

bü­yüklenmecilikle adanmışlık arasındaki sınır? aşırı güvenimin hünerlerimden değil, maniden geldiğini fark edememiştim." Tru­man Show.

.ikinci sınıf

Sentelektüellik yasaklanmalı. Hissetmeden duramayan hissetsin.

İNCİ TANELERİ


 

KOLAY GELSİN


 

SAPANCA


 

5000 KM


 

ÇIRAĞIN DAVASI


 

Pazar, Ocak 28, 2024

LIAISON



Sürpriz bozan var, gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz: Vincent Eva’ya hâlâ âşık, gençken gruptaki kız arkadaşını sokak gösterisinde sinirle ama yanlışlıkla yaktığı halde. Yıllar sonra gruptakiler Eva’nın üzerine benzin döküyor ve yakmakla tehdit ediyorlar. Vincent onu şöyle kurtarıyor: Ben de provokatördüm.

HAKLI ÇIKTIM DİYE SEVİNSİN GARİBİM

-Bakişlarinda biraz sert ve kimseyi beğenmeyen tavrin var. Bende artik kimseyi beğenemiyorum, aptallara kurnazlara tahammülüm yok ama empati yapan humanist birisiyimdir.

-Fotolarla mı empati yapıyorsun.

-Ama bakişlarin tavrin sert ve biraz kibirli. Yalanmi söyleseydim.

-Bu tavrın komplekslerinden kaynaklanıyor bence... Kızma, yalan mı söyleseydim.

-Önce hemen sevişip sahte yuzler sonra kavga edenlere alişmişsin anladigim.

-Tamam kavga etmeyelim. Bi .ok anladığın yok .rospu hadi şimdi .iktir git.

İNTİHAL

İlk intihalimi John Cheever’ın Yüzücü adlı eserinden yapmıştım. Kimse fark etmeyince devam etmedim... Bilerek yapmamıştım; çünkü Cheever’ı tekrar okurken fark etmiştim. Esinlenme idi tabii, ama üzülmüştüm yine de; konu mu kalmamıştı (yazım tarzı mıydı çaldığım; tam hatırlamıyorum.) Sonra Raymond Carver’ın bir öyküsünü kendimce bitirdiğim ama Carver’ın benden intihal ettiğini anlatan, suçlayıcı ama affedici -yüce gönüllü- bir öykü yazmıştım; olur böyle şeyler falan diyordum, kendi öykümü de ne hikmetse bulamıyordum öykümün çekmecelerinde... Benim Bitirişim idi adı.

Diyeceğim: İntihal suçlamalarına öncelikle inanmamalısınız. Çünkü bunlar genelde üçüncü sınıf okurlardan çıkar. İki eseri de okudum, intihal var, diyenlerin de zaten %95’i üçüncü sınıf okurdur.

Zaten buna gerek bile yok; toplasan kaç tane konu var ki vs... postmodernizmde bu artık bir tarzdır vs... ama: Dünyada intihal yapmalarına, kendilerinden yapılmasına gerek olmayacak kadar bolca üçüncü sınıf yazar var zaten...

Perşembe, Ocak 25, 2024

INXS

Felsefi olarak katıldığım bir düşünce değildir... Michael Hutchence, intiharına tek üzüldüğüm müzisyen olabilir.

Çarşamba, Ocak 24, 2024

YANLIŞ ŞERİT GENİ



Bu sıralama nedir mesela, niyedir! Bir numaralıya neden ihtiyaç duyulmuştur! Üç numaralıya, bunların arasında! 

Yanlış şeritttttte olduğunu sergilemek, haklı çıkartmak için; ooo ok!

YAPAY GENERAL ZEKA


 

İÇİMDEKİ FIRTINA & FIRTINADAKİ İÇİM (Öngösterim)



“On dokuzuncu yüzyıl psikiyat­ristleri manik öznenin sanki fikirler arasındaki köprüleri bilinçli bir çaba ile kurmadığını, daha ziyade dilin kendisinden geliyormuş gibi içeriğe çok takılmadan nasıl bir kelimeden diğerine geçtiğini göz­lemlemiştir. Bir hasta "ne güzel bir kravat (tie), keşke saf olan, güzel gözleri olan birine bağlansaydım (tie), güzel gözleri (eyes) çok severim, yalanları sevmek gibi (lies)" diyebilir. Konuşma, boyuna takılan kravattan, bağlanmaya, oradan gözlere, oradan da yalana doğru ilerlemiştir. "Çocuk doğurmak (bearing) gayet iyi, eğer çok çabalamak (bear down) acı (pain) vermiyorsa, pence­rede çok fazla cam (pane) var.". Pencereler ile çocuk doğumu arasında az da olsa bir ortaklık olsa da, kişi doğurmanın "acılarından" hemen pencerenin "camlarına" geçmiştir.”

“Manik konuşmaya dair bu örneklerin aksine, kişi depresif olduğunda konuşacak çok bir şey bulamaz ve temelde aynı anlama gelen kelimeleri tekrar eder: Değersizlerdir, ruhsal olarak boşlardır, korkunç ve temizlenemez bir günah nedeniyle suçlulardır. Bu nedenle manik durumda olan kişi, kelimeler arasındaki sessel/ akustik ve biçimsel bağlantıların insafına kalmıştır, buna karşın depresif durumlarda kişi anlam veya anlamlandırma tarafından yönetilmek­tedir. Erken dönem araştırmacılar depresif durumlarda kelimeler arasındaki yankılanmanın – örneğin gözden" "yalana" veya "acıdan" cama" geçiş gibi- neredeyse tamamen yok olduğunu gözlemlemiştir. Sanki dil tüm akustik canlılığını yitirir.”
.....
“Delilik kadınların aklıdır.” Kadınlar kendileri için söylemişler, benim suçum yok. Erkekler de dahil olabilir tabii bu deliliğe (delik varsa, memnuniyetle). En uygunu ise bence şairler...
.....
“Manik özneler keli­meleri öylesine özgürce takip etmezler. Haritada aynı noktaya döner gibi benzer fikirlere, kelimelere veya anlamlandırmalara varırlar. Fikir yelpazesi çok kısıt­lı olabilir ve hatta sıklıkla olanın bir "fikir uçuşması" değil de, bir "kelime uçuşması" olduğu iddia edilebilir. Konuşma hiçbir şekilde kesintiye uğratılamasa da, aslında oldukça küçük bir meseleler grubu etrafın­ da döner durur. Erken dönem araştırmacılar, aslında kelime uçuşmasının kendi içinde gizli bir mantık silsilesini takip ettiğini göstermişlerdir. Ancak bu gizli mantık, sıradan gözlemciye kendini göstermez. Mani hiçbir zaman sadece rastgele gelen kelimelerin akışı değildir; gerçek bir tutarlılığı ve yapısı vardır. Ancak bu, çok dikkatli dinlenmediği sürece açık değildir.”
......
Burda beni yalanlıyor. olabilir. Şairler ve kadınlar yalanlamıyor ama... Çoğu, diyeyim burda, “ağu” ile de kafiyeli olmuş olur.
......
“Bir örneği ele alalım mesela. Norma Farnes, kişi­sel asistanı olarak iş başvurusunda bulunmak için manik-depresif komedyen Spike Milligan'ı ilk defa ziyaret ettiğinde, odanın buz gibi olduğunu fark etmiştir. Milligan buna "evet, Amerikalılardan nefret
ediyorum" diye cevap vermiştir. Bu açıkça anlamsız cevap, manik dağılmanın, bir diyaloğa girememenin veya düşünceleri takip edememenin bir işareti olarak görülebilirdi. Ancak sonradan Farnes, bunun tama­men tutarlı olacağını öğrenecekti. Odanın sıcaklığına dair bir yorumda bulunmuştu ve Milligan merkezi ısıtmanın Amerikalılarca keşfedildiğine inanıyordu. Örtük olan zincir şöyle idi: Oda buz gibi – merkezi ısıtma yetersiz - Amerikalılar merkezi ısıtmayı keş­fetti - Amerikalılardan nefret ediyorum. Muhtemelen sağduyusundan ötürü Farnes, merkezi ısıtmanın keşfinden Amerikalıların değil, aslında Romalıların sorumlu olduğunu Milligan'a söyleyerek bu uslamlamayı sorgulamamıştır.”
........
Şu başlıkla hemen planladığım kahramanımı da (ne manik, ne depresif) yarın sabah rüyamda (hem manik, hem depresif pozisyonda) yazacağımı -muhtemelen- müjdeleyeyim: İÇİMDEKİ FIRTINA & FIRTINADAKİ İÇİM

Salı, Ocak 23, 2024

AU-RA

Tanrı olmamı teklif ettiler. Kabul etmedim. Nedenini anlatıyorum...

Bedenim bir aura ile kaplandı. Böylece dokunulmaz oldum. Kimse bana zarar veremiyor. Ben ise onlara... Demiri bile bükebiliyorum, çeliği, düşünün. Auramı kullanmayı birkaç günde öğrenince uçmaya da başladım. Vardı öyle bir süpo, hatırlayamadım kimdi şimdi...

Ama bir sorun vardı, tanrı olmak kolaj değil; her şeyi yapamıyorsunuz: Sıçamıyorum. Yalnızca ağızlarına sıçıyorum kötülerin... İşeyemiyorum, çünkü gerek yok, auram bana enerjiyi zaten sağladığından yemek yemem gerekmiyor, acıkmıyorum. Su da var ama -çok severim- içki içemiyorum, zaten kafam hep iyi; zen enerjisi vs. Ama işte boşalamıyorum da... Kadınlara zevk veriyorum, hem de istediğim kadar, sonuçta demir-çeliği büküyorum, ama ben hissedemiyorum dokunduğumu. Auromsa zevkten dört köşe! Ve böylece fiziksel olarak da boşalamıyorum, sadece kafada...

Reddettim. Çıkardım attım auramı. Astım portmantoya. Artık anılarda.

Şunun da katkısı var: Yaşlanmayacaktım. O da ayrı bir sıkıntı. Hep genç kalmak iyi de, geri zekalılar ister ölümsüzlüğü.

EFORİ METAFORİ


-Doğada sevişeceğiz... Ben bir etrafı kolaçan edeyim diye uzaklaştım. Sevgilimi böyle bıraktım. Bitki örtüsü daha yüksek, ağız yapısı benziyor, memeleri bu kadar büyük değil. Geldim, çırılçıplak. Oturmuş, bekliyor gülerek. Tekin erkek adıysa, tekinsiz kadın adı olabilir, ama burda değiştik adları. İkircik ya da İkircim de benim adım oldu. Bacaklarının arasına kaydığımı hatırlıyorum. Sırtımda bir kürek. Ayıldım. Kaygılarım geçmişti. Devam ettim kazmaya...

-Yakalandınız mı?!

-Küreği metaforik al...

Pazartesi, Ocak 22, 2024

BOĞAZİÇİ SOSİSYOLOCİ


GEZİ -20



Gezi 20 tane daha olsa sonrasında yanımda staja başlayabilirdiniz diyorum ya... Onu şöyle ifade edeyim diyorum: Gezi eksi 20. Gezi eksi 19 biçareleri, Gezi eksi 18 borazanları (atıyorum, size gerzek ad bir de ben mi bulucam!) diyerek bir süre sonra çapulculuktan da kurtularak artık Gezi sıfır’a...

Çünkü siz Gezi’deyken ben şunu yazıyordum. Bahisler açıldı:)))