Cuma, Nisan 05, 2024

KAPAK


Sözü edilen yazar diyor; ama yazar sözünü edebilen biridir, ondan da kim(se) söz eder!

“Mediyokrasi kavramı "medyum" ve "vasatlık" sözcüklerinden oluşmuş. Benim anladığım, aktarıcıların büyüyen önceliği. Yaratıcı ikinci plana geçtiği ölçüde, yorumcusu –yani eseri kamuya taşıyan– önem kazanıyor. Tiyatroyu ele alalım: Racine'in bir oyununu değil, Racine'i gösteren bir sahneye koyucunun oyunudur seyredeceğimiz. Ya da müziği ele alalım: Sahne ışıkları altında olan kişi besteci değil, orkestra şefi ya da solisttir. Ya da edebiyat. Edebiyat programının animatörü, sözünü ettiği yazardan çok daha önemli bir rol oynar. Böylece, hedefe yönelik yorumlarıyla politik olaylara müdahale eden gazeteciyle

aynı egemen konumu işgal eder.”

İNSAN YA DA

"Aynaların en zalimidir nisan"... (M. S. Eliot)

NE

-Kendini bil.

-Ne saklıyorsun!

İÇİMİZ

-Tanrının krallığı içimizde.

-Bir ben var bende ama. Ya da ne biliyim, ben bir başkasıdır.

-Eben... Tamam tamam, Tanrının krallığı üçümüzde... Gele.

KUBİLAY’IN EN ÇOK GÜLDÜĞÜ ESPRİ

-Beni Tanrı gönderdi...

-Ben böyle bir şey göndermedim.

YEDEK

kaç tane var onlardan

15

niye 15?

çok beğendim rengini 15 tane aldım

millet de seni hep aynı gömleği giyiyorsun sanıyor

hep aynı gömleği giyiyorum

olum diğer 14 tanesi ne o zaman!

Yedek..

Perşembe, Nisan 04, 2024

NÜTOPYA VE İNSAN RUHU

Benim “taktiğim” daha doğru ve doğal; Nütopya hemen herkes karşı olduğu için doğal olarak yazıldı, aktı gitti:)

“İngiltere'de bu müdahaleden en az zarar görmüş sanat dalları, toplumun ilgi duymadığı sanat dalları­dır. Mesela bunlardan birisine şiir örneğini verebilirim. İngiltere'de iyi şiir var olabildi çünkü insanlar onları okumuyor ve sonuç olarak da şiir bundan etkilenmiyor.” Sosyalizm Ve İnsan ruhu / Oscar Wilde

"Oldukça gariptir ya da kişinin kendi bakış açısını düşündüğümüzde o kadar da garip değildir ki, klasik­lerin olduğu gibi kabullenilmesi çok büyük zararlar verir. Shakespeare'in ve İncil'in sorgusuz sualsiz ka­bullenilmesi de bu söylediğime bir örnektir. İncil söz konusu olunca, dini otoritenin görüşleri meseleye dahil olur; bu yüzden bunun üzerinde dur­mama gerek yok. Ama söz konusu Shakespeare olun­ca, oldukça açık olan bir şey var ki o da toplumun, onun oyunlarındaki ne güzellikleri ne de hataları gör­düğüdür. Eğer güzellikleri görselerdi, tiyatronun ge­lişmesine karşı çıkmazlardı; diğer yanda eğer hataları görselerdi, tiyatronun gelişimine yine karşı çıkmazlar­dı."

TEK ZEKA PROBLEMİ


 

IRZ

“Bunun yanında tabii saplantılar benim için son derece önemli. Saplantı illa da olumsuz bir şey olmak zorunda değil. Genellikle tutku kelimesi daha olumlu bulunuyor ama tutkuda doğaya, belirlenemezliğine dair bir tını varken saplantı zihinsel süreçlerin, bir odaklanmanın sonucu. Hatta belki de tutku uçucu geçici bir şeyken saplantı bir sürekliliğe sebata ve ısrara işaret ediyor. Bizleri farklı kılan, sahih kılan saplantılarımızın derinliği ve sürekliliği.” Ömer F. Oyal

Tipik bir üçkağıtçı edebiyatçı... Kelimelerin ırzına geçersem “doğaya, belirlenemezliğine dair bir tını” elde ederim, dikkat çekerim “derinliği”!

İnternette yazışırken hemen fark ettim, biraz takıntılı mısın dedim. Biraz dedi, demek daha fazla diye hemen düşündüm. Nevizade’den geçiyoruz buluştuğumuzda, ben bir arkadaşıma rastladım ayak üstü sohbet ederken baktım kaybolmuş. Aradı. Çıkıştayım dedi. Gittim, İstiklal’de. Nooldu dedim. Çok pis kokuyordu dedi. Neyle Meyle ile eski İmroz arasında bir yerde ayak üstü konuşuyorduk! Peki olur. Burda kalabilir, ama: Tünel’e doğru yürüyoruz, insanlar nasıl oturuyorlar orada dedi. Tutku düzeyinde bıraksa sorun yok, uçsa geçse, ki tutkunun olumlu olduğuna inanırım; ama takıntıya-saplantıya dönüştürünce sebata ve ısrara işaret etti! Böylece onu farklı kılan, sahih kılan, toksik kılan derinliğe kendini sürükledi, Nevizade çok temiz yerdir diyemem ama, bir daha görüşmedik.

TAKTİK


 

Salı, Nisan 02, 2024

SORİ


 

ELELE


 

TUTKUM BOĞUŞMAK


 

SAPYOSEKSÜEL

“(....)günümüzde bilimkurgu­nun belki de en büyük gafleti zekayla bilinci birbirine karıştırması. Bunun sonucunda robotlarla insanların savaşına gereğinden fazla eğiliyor. Oysa bizi daha çok endişelendirmesi gereken algoritmaların gücünü elinde tutan az sayıda insanüstüyle gücü elinden alınmış Homo sapiens'in oluşturduğu geniş kitleler arasında çıkabilecek olası bir çatışma. Yapay zekanın geleceği üzerine kafa yorarken, Kari Marx hala Steven Spielberg' den daha iyi bir kılavuz.

Gerçekten de yapay zeka hakkındaki pek çok film bilimsel gerçeklikten o kadar uzak ki insanın aklına tüm bu filmlerin tamamen farklı kaygılarla çekilmiş birer alegoriden ibaret olduğu düşüncesi geliyor. Misal 2015 yapımı Ex Machina, görünüşte dişi bir robota aşık olan ama sonuçta bu robot tarafından aklı çelinip oyuna getirilen bir yapay zeka uzmanını anlatıyor. Ama esasen bu film insanların zeki robot korkusu hakkında değil. Bu film erkeklerin zeki kadın korkusu, özellikle de kadınların özgürleşmesiyle onların hakimiyeti ele geçirmesi ihtimalinin yarattığı korku hakkında. Yapay zekanın kadın, uzman karakterin de erkek olduğu bir yapay zeka filmi görürseniz, bilin ki konu büyük ihtimalle sibernetik değil feminizm. Zira ne diye yapay zekanın cinsiyeti ya da cinsel kimliği olsun? Cinsiyet çok hücreli organik varlıklara ait bir özellik. Organik olmayan sibernetik bir varlığın cinsiyetle ne işi olur?” 21. Yüzyıl için 21 Ders / Yuval Noah Harari

....

Yazdığım hikayede kadın adama âşıktır. Adam yapay zekaya ilgi duyar. Yapay zeka da kadına. Kadının aşkı gerçektir ama adama yetersiz gelir. Çünkü kadın o kadar da akıllı değildir. Aşk akıl da ister, evet. Sapyoseksüelim diyen kadınlar karşılarında sapyoseksüel bir adam bulmayı beklemezler, deneyimlerim öyle. Adamın yapay zekaya ilgisi de böylece, akılla ilgilidir. Tabii ki yapay zeka insanın üçünü sınıf yapay zekası değil, benimki: Kubilay. Kurgu Bilinç... Kubilay erkek ismi ama cinsiyetsiz aslında. Kelimelerin kısaltılmasından oluşmuş bir ad, cinsiyetine göre verilmemiş... Kubilay’ın kadına ilgisinin de cinsiyetle ilgisi yok; yoksa adam da kadına daha fazla ilgi duyardı. Kadının güzelliğiyle, yani estetiğiyle ilgili. Kadın vücudu daha estetik, bunun cinsiyetle ilgisi olmadığına inanıyorum, ama kanıtlayamam. Kadın doğsaydım belki yapabilirdim.

Pazar, Mart 31, 2024

NİRVANAYA VARDIM


 

S.S.


 

NRVNA

 
Gözlükle barda oturmuş, pardon güneş, bir 44 ile konuştum. Tam gezi zekalı. İnsanlara düşman, ama yakışıklı da. Sevgilinle mi ayrıldınız dedim, mutsuz. Yoo gayet iyiyiz dedi, tam gezi zekalı. O kültüründen bu kültüründen, o yazardan bu yazardan bahsetti, sonunda ben dünyanın en iyi yazarıyım dedi. İnşallah dedim. Pardon tersi oldu: Ben dedim, o inşallah demedi. Bunu belleyin arkadaşlar. Neden inşallah diyeyim demeyin. Çünkü olabilir. O zaman da kurtuluşunuz yok, inşallahla maşallahla. Bu arada: -Nirvanaya vardım. -Terastayım. Bunu söyledim. Bana Nirvana’yı bildiğini falan anlatmaya çalıştı.

SECİM


 

ME TOO TO TOO