Pazar, Kasım 03, 2024

EN İYİ PARÇALAR BÜTÜNDEN GELENLERDİR

-Felsefenin artık sadece parça halinde mümkün olduğuna inanıyorum. İnfilak biçimiyle. Bir bölümden sonra bir ötekini hazırlamak, bunu kitap biçimine sokmak artık mümkün değil.

-Nietzsche, sistem oluşturma hırsında bir dürüstlük noksanlığı olduğunu söylüyordu.

-Birisi, hangi konuda olursa olsun, kırk sayfalık bir deneme yazmaya giriştiğinde, önceden saptanmış bazı doğrulamalardan yola çıkar ve onlara mahkum kalır. Bir tür dürüstlük anlayışı onu, bir yandan bu doğrulara riayet ederek kendisiyle çelişkiye düşmeden sonuna kadar gitmeye mecbur eder; bununla birlikte, ilerledikçe, metin onu başka yönlere çeker ve bunları reddetmek zorundadır, çünkü çizdiği yoldan uzaklaştırırlar. Kendi kendimize çizdiğimiz bir çemberin içinde kapalı kalırız. Bundan dolayıdır ki dürüst olalım derken sahteliğe düşeriz ve doğruluğumuz azalır. Eğer kırk sayfalık bir denemede bunlar oluyorsa, bir sistemde neler olmaz ki! (BURDA ÇELİŞMEYE BAŞLIYOR: PARÇALAR, BÜTÜNDEN GELİR.) Bütün yapılandırılmış düşüncelerin faciası buradadır: Çelişkiye izin vermemek. Sahteliğe böyle düşülür, tutarlılığı korumak için kendi kendine yalan söylenir. Buna karşılık, eğer parçalar üretilirse, bir gün içinde hem bir şey hem de onun aksi söylenebilir. Niçin? Çünkü parça, farklı bir tecrübeden gelir ve hakiki tecrübelerdir bunlar: Esastırlar. Bunun sorumsuzluk olduğu söylenecek; ama eğer durum böyleyse, bizzat hayatın sorumsuz olması anlamında sorumsuzluktur. Parçalar halindeki bir düşünce, tecrübenizin bütün veçhelerini yansıtır; sistemli bir düşünce ise sadece bir veçheyi yansıtır, denetlenen veçheyi, bundan dolayı da yoksullaştırılan veçheyi... Nietzsche'de, Dostoyevski'de, ihtimal dahilindeki bütün insanlık tipleri, bütün tecrübeler ifadelerini bulmuştur. Sistemde ise sadece denetleyici konuşur, şef konuşur. Sistem daima şefin sesidir: Bunun içindir ki sistem totaliterdir, oysa parça halindeki düşünce özgür kalır.

Cumartesi, Kasım 02, 2024

ŞIKIDIM


 

İŞLETMECİ




 

KISKANIYORUM


 

ASLANKARA

Kalıcılık izlenimi haricinde, gidicilik, (seni) gidi gidicilik izlenimi de bırakabiliyorum.

SONRADAN GÖRMEMİŞ

Görmemiş var, sonra sonradan görme var, demek daha sonra da sonradan görmemiş var...



DEDEKTİF

Dedektif olmayan okur beni bulamaz.









SEN DE HAKSIZSIN

-En iyi hikayeler kötü karşısında iyiden değil iyi karşısında iyiden çıkar. (Tolstoy)

-Sen de haklısın Nasreddin! De neden böyle bi hikaye yazamadın?

MIH

-İlerleme, her kuşağın, öncekilere karşı adaletsizliğidir.

-Pek bir şey yaşamamışsın! Ben kuşakdaşlarım tarafından gerildim.

METİN BAHÇIVANI (M.S.)

Küçük bir düzeltmeyle metnin tüm eksiliği, anlattığı şeye sağlam bir karşı duruş olarak ortaya çıktı. Şak şak şak; ve şak şak şak, alkış olarak.


"Uzakdoğu uygarlığında "şiddet" fikri çok farklıdır; "doğ­rudan eylem" dışlanır "dolaylı eylem" övülür. En iyi tahsildar Çin'de en iyi vergi toplayan değil, vergi toplarken en az can yakandır; en iyi komutan en iyi savaşan değil, dö­neminde pek mesele çıkmayacak kadar talihli (BECERİKLİ: M.S.) olandır... Batı tıbbı; kesme, dikme ve delme; Çin tıbbı, uzaktan, yakma ve akupunktur... Batı'da kürek, Uzakdoğu'da yelken... Batı'da sürü-kitle çobanlığı, Uzakdoğu'da çobanlık yok -daha doğrusu manda çobanı çocuklar- genellikle sürünün kaplan tarafından kapılmalarını engeller... (...) Onlara göre en iyi otorite -yani doğanın düzenine en ya­kın olanı- her şeye içkin olduğu için asla bir şeye müdahale etmeye ihtiyaç duymayan otoritedir."

BENZERSE ESER DEĞİLDİR

Raskolnikov’un başarısızlığı Dostoyevski’nin Nütopya gibi bir eser okumamış olmasıdır.

“Raskolnikov’un haklılığı su götürmezdi: Bir tarafta doğa­nın kurallarına göre automata yaşayan bir kalabalık, diğer taraftaysa kendi hayatlarının trajik yoğunluklarıyla yaşamın vasatlığının bedelini ödedikleri için her şeyin onlara mubah olduğu seçkin bir azınlık vardı. Suçtan sonra neden vicdan azabıyla içi içini yedi? Dostoyevski, kendi prensiplerinin sonuçlarından korktuğu için olabilir mi? Fakat ölümle yüzleşmiş biri sonuçlarla ilgilenmez artık. Raskolnikov’un başarısızlığı Dostoyevski’nin kendi korkaklığıdır.” Cioran