Pazar, Ekim 25, 2026

HATALARIMIZI KİTAP OLARAK ÇIKARSAK HAYATIMIZA

Hatalarımızı çıkarsak geriye ne kalır hayatımızdan, diye yazıp, hata olarak gördüğü bir şeyi nasıl çıkardığını anlatmak! Farkındaysanız kitabı yayınlayınca geri dönüşsüz bir sürece girdiğini düşünüyor. Evet, kitap yayınlamanın geri dönüşü yok, ama olay matbaada mı bitiyor! Hayat bu mu; bu kadar mı… Komik… Sonra eksikti, hatalıydı o kitap de; ve tamamla… Hatasızını yaz; ve sonuna hatalısını da ekle; insanlar görsün; öğrensin; nasıl öğrendiğini... Harika olan bu…

…..


-Söylenmemiş Bir Şeyler Kalsın, yayınlansaydı ilk kitabınız olacaktı. Bu kitabı neden yayınlamadınız?

- (Orhan Alkaya) Basılacağı gün sabahın köründe, daha matbaa açılmadan koşarak Cağaloğlu’na gitmiştim. “Durun,” dedim, “ben bu kitabı çıkarmayacağım.” Kapağı basılmıştı. Yayınevine, “Şu âna kadarki harcamanız ne kadar?” diye sordum, “Buyrun” diyerek verdim. Üzerimden bir yük kalktı ama babam çok üzüldü. Oğlunun kitabını bekliyor, çok istiyor ve heyecanlanıyordu. Çok okuyan, şiiri bilen ve seven bir adamdı. Babamı üzdüm. Hemen arkasından, bir sene geçti geçmedi, babam öldü. O bende bir ukde olarak kaldı. Ama ben doğru yaptım. Çünkü yazarken ve sonrasında sevdiğim bazı şiirlerin beni geriye doğru çeken şiirler olduğunu fark ettim. Şiir yazıcısında geriye doğru çekilme tek bir şeydir; bir başkasına benzemeye başlamak… Kendini ne kadar ayırırsan ondan, kendini bulma olasılığın o kadar artar. Bir başkasından etkilenmeyi iyi kullanmak lazım. Etkilenme çok değerlidir ama o etkiyi hemen terk etmek şartıyla…

-‘Aşma endişesi’ dedikleri gibi bir şey mi bu?

-Endişe başka bir şey. Endişe tehlikelidir. Onunla hiçbir şey yapılmaz. Hemingway kanser olduğu dönemde, “Hastalık anksiyete yaratır ve anksiyete yaratıcılığın en büyük düşmanıdır” demişti. Endişeyle çıkılan yoldan bir yere gidilmez; en tehlikelisi odur. U dönüşü ise, benliğin kırılganlığını en fazla etkileyecek olan eylemlerden biridir. Orada beni durduran şey gene modernliğe bağlanıyor. Kitap ölümsüz olacak; diyelim ki Edgar Allan Poe, Charles Baudelaire ya da Tevfik Fikret, Nâzım Hikmet, Cemal Süreya’nın olduğu bir kütüphaneye senin kitabın girecekse eğer, sağlam duracak, kenara atılmayacak. Yanlarında dik kalacak. Hata yapma riski bir de… Onu da 1983’te aşmaya başladım. 20 seneden fazla süren ve sonunda Pâre’de bitirip yayınladığım bir şiirim var. Bu şiirin ikincisini Altı’da yayınlamıştım ama birinciyi yayınlayamıyordum bir türlü, bir şeye takılıyordum. Parçalanmış Divan’da, Bir de Bunu Ekleyin’de, “hatalarımızı çıkarsak geri ne kalır hayatımızdan?” diye bir dizem var; sadece şiirde tedbirli davranmayı beceriyorum. Yirmi seneden fazla sürmüştü “Dün Gece Uzun Bir Rüya Gördüm” şiiri. Sonunda çözdüm ne olduğunu. Nadir bir rüyaydı.

Hiç yorum yok: