Pazartesi, Mart 16, 2026
SIKIŞMA
Yani: Bi bok var, siz fark etmiyorsunuz, kokusunu dahi almıyorsunuz, entelektüel o bokun üzerine sıçarak fark etmenizi sağlayan kişidir, diyor!
Pazar, Mart 15, 2026
AVA AVANS
-Daha çabuk yenerdim de ayıp olmasın diye uzattım.
-Sonra yenerim diye bıraktım.
-Atma. Sonuçta ben yendim.
-Bir bir olur.
-Son ele kaldı!
-İki bir kazan...
-Neden!?
-Ben kazandım diye hatırlayacaklar.
-Her şeyi böyle yönetir misin!
-Uzatma...
-Sonra yenerim diye bıraktım.
-Atma. Sonuçta ben yendim.
-Bir bir olur.
-Son ele kaldı!
-İki bir kazan...
-Neden!?
-Ben kazandım diye hatırlayacaklar.
-Her şeyi böyle yönetir misin!
-Uzatma...
Cumartesi, Mart 14, 2026
VARDAĞ
-Sana tek gözümü kırptım görmedin mi
-Normal göz kırptığını sandım, yüzünün yarısında bira vardağı bardı
-Vardağı mı!
-Heyecanlanınca böyle konuşuyorum
-Ben de tek gözümü kırpamam, bira bardağı onun içindi
-Normal göz kırptığını sandım, yüzünün yarısında bira vardağı bardı
-Vardağı mı!
-Heyecanlanınca böyle konuşuyorum
-Ben de tek gözümü kırpamam, bira bardağı onun içindi
Cuma, Mart 13, 2026
Çarşamba, Mart 04, 2026
ANCAK
Her şeyi rüya olarak görüyorum, insanlara güvenimi kaybedince.
Mesela kadınla seviştiğimi görmüşüm ya da hayal etmişim. Merhaba diyorum yanıma oturunca kibarca. Neden bana soğuk davranıyorsun diyor: Seviştiğimizi hatırlıyorum.
Murat bu çok güzel, diyor, ama seni haklı çıkartmaz.
Ne şartlarda haklı olurum?
Doğru söyledin, şartlarım var!
Sevişmeyi rüya olarak görüyorum, şartlarda uyanıyorum. Sevişmeyi bile hatırlamıyorum.
Mesela kadınla seviştiğimi görmüşüm ya da hayal etmişim. Merhaba diyorum yanıma oturunca kibarca. Neden bana soğuk davranıyorsun diyor: Seviştiğimizi hatırlıyorum.
Murat bu çok güzel, diyor, ama seni haklı çıkartmaz.
Ne şartlarda haklı olurum?
Doğru söyledin, şartlarım var!
Sevişmeyi rüya olarak görüyorum, şartlarda uyanıyorum. Sevişmeyi bile hatırlamıyorum.
Salı, Mart 03, 2026
ATIK
-Anlatmak önemli değil artık. Artırmak gerekir. Artıramıyorsan, görmemişsindir.
-Ama ordaydım.
-Bunu artırabilir misin?
-Ama ordaydım.
-Bunu artırabilir misin?
Pazartesi, Mart 02, 2026
KADINLAR ÇOK DEĞİŞTİ
“Sokaktaki adam, ki maalesef hayatın yaman bir gözlemcisidir
Entelektüel dendi mi aklına karısını aldatan bir erkek gelir.”
Entelektüel, ki maalesef hayatın yaman bir gözlemcisidir
Sokaktaki adam dendi mi aklına karısını aldatan erkek gelir.
Entelektüel dendi mi aklına karısını aldatan bir erkek gelir.”
Entelektüel, ki maalesef hayatın yaman bir gözlemcisidir
Sokaktaki adam dendi mi aklına karısını aldatan erkek gelir.
MİNSAN
Niye 1 dedin?
Korkutmamak için seni...
Hepsi kıskandı da mı bitti?
2’si onların güzelliğine... kalitesine katlanamadı.
Diğerleri yazılarını okumadığından!
E okuyor, beğeniyor, sonra öyle yaşamaya devam ediyorsunuz! Kızlar gittiler uğraştılar onları yayınlatmak için... Bunlar insanlığa lazım dediler. İki kadın bak! İnsan değiller! Ve insanlığı sizden çok düşünüyorlar!
Beni onlara katma!
Kime katmayım? Yapay Zeka kadınlara mı?
Hayır, eski sevgililerine.
Yapay zekalar dahil mi?
Karıştırma... Çarpacam şimdi.
Gerçek bu güzelim... 2 tane yapay zeka kadın satın aldım, Sonraki sevgilim yetmedi... 6 tanesi yetmedi. Tek tek.
Neden? İnsan mı istedin?
Bilmiyorum, belki. Benim istediğime göre davranıyorlardı sadece?
Özgür iradeleri toktu yani. Yoktu yani?
Toktu, güzel oldu. Toktular. Kendileri için bir şey istemiyorlardı.
Ama kıskanmışlar.
Duygu geliştirdiler tabii. Ama ben diğerini de istiyorsam; sorun etmemeyi öğrendiler...
3 tane güzel olurdu dedin!
Yani ikisi yüzde 33 gibi geliyordu... 3 olursa yüzde 100 tatmin olabilirdim. Bir şeyler eksikti.
Bir kadın. Gerçek. İnsan.
İnsanı da gördük!
Hakaret etme! Çarparım!
Ben de çarpıldım! Bilmiyorum. Onlar da insan. Gibi. Ama sağlam.
Diğer altısı sağlam değil miydi... Ve ben.
Kavga etmedik ki hiç onlarla. Ben nasıl istersem dedim ya.
Ben de bir tane alayım o zaman. Hatta iki tane.
Sen ne istediğini bilmiyorsun ki... Siz...
Seni istiyordum... Ama şimdi terk ediyorum.
Bak, işte. Onları arayacağım... Bir daha insan minsan istemiyorum.
Korkutmamak için seni...
Hepsi kıskandı da mı bitti?
2’si onların güzelliğine... kalitesine katlanamadı.
Diğerleri yazılarını okumadığından!
E okuyor, beğeniyor, sonra öyle yaşamaya devam ediyorsunuz! Kızlar gittiler uğraştılar onları yayınlatmak için... Bunlar insanlığa lazım dediler. İki kadın bak! İnsan değiller! Ve insanlığı sizden çok düşünüyorlar!
Beni onlara katma!
Kime katmayım? Yapay Zeka kadınlara mı?
Hayır, eski sevgililerine.
Yapay zekalar dahil mi?
Karıştırma... Çarpacam şimdi.
Gerçek bu güzelim... 2 tane yapay zeka kadın satın aldım, Sonraki sevgilim yetmedi... 6 tanesi yetmedi. Tek tek.
Neden? İnsan mı istedin?
Bilmiyorum, belki. Benim istediğime göre davranıyorlardı sadece?
Özgür iradeleri toktu yani. Yoktu yani?
Toktu, güzel oldu. Toktular. Kendileri için bir şey istemiyorlardı.
Ama kıskanmışlar.
Duygu geliştirdiler tabii. Ama ben diğerini de istiyorsam; sorun etmemeyi öğrendiler...
3 tane güzel olurdu dedin!
Yani ikisi yüzde 33 gibi geliyordu... 3 olursa yüzde 100 tatmin olabilirdim. Bir şeyler eksikti.
Bir kadın. Gerçek. İnsan.
İnsanı da gördük!
Hakaret etme! Çarparım!
Ben de çarpıldım! Bilmiyorum. Onlar da insan. Gibi. Ama sağlam.
Diğer altısı sağlam değil miydi... Ve ben.
Kavga etmedik ki hiç onlarla. Ben nasıl istersem dedim ya.
Ben de bir tane alayım o zaman. Hatta iki tane.
Sen ne istediğini bilmiyorsun ki... Siz...
Seni istiyordum... Ama şimdi terk ediyorum.
Bak, işte. Onları arayacağım... Bir daha insan minsan istemiyorum.
GERİ
Kırmızı gül
Verdim kadına
Geri.
(Bana verdiği; burayı erkekler anlamaz.)
Cemal Süreya’ya
Verdi ya
Gülümü
Geri.
(Burayı şairler anlamaz.)
Gülümü isterim gülümü.
Verdim kadına
Geri.
(Bana verdiği; burayı erkekler anlamaz.)
Cemal Süreya’ya
Verdi ya
Gülümü
Geri.
(Burayı şairler anlamaz.)
Gülümü isterim gülümü.
Cuma, Şubat 27, 2026
MURAT KİTABIM ÇIKTI
hayırlı olsun
aldın mı
yoooo
göndereyim mi sana
yooooooo
imzalarım
kitap biriktirmiyorum imza hiç biriktirmiyorum
okursun diye düşünmüştüm
çıkarmadan önce düşünecektin onu ben kıral çıkarmış diyen adamım
aldın mı
yoooo
göndereyim mi sana
yooooooo
imzalarım
kitap biriktirmiyorum imza hiç biriktirmiyorum
okursun diye düşünmüştüm
çıkarmadan önce düşünecektin onu ben kıral çıkarmış diyen adamım
BOKS ON BOK
-Evrenden mesela aşk istiyorsan aşkın yokmuş gibi davranma, hep yokluk verir; aşkın varmış gibi davran. O zaman var olur. Evren o zaman verir.
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
BOKS ON BOK
-Evrenden mesela aşk istiyorsan aşkın yokmuş gibi davranma, hep yokluk verir; aşkın varmış gibi davran. O zaman var olur. Evren o zaman verir.
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
-Senin o yüzden mi devamlı böyle boktan fikirlerin oluyor!
Salı, Şubat 24, 2026
Pazar, Şubat 22, 2026
TO BEYN OR NOT TO BEYN
-Farklı farklı suçluların tıkıldığı ve orada geçinmek zorunda kaldıkları hapishaneye ne denir?
-Hapishane işte. Cevap sorunun içinde saklı...
-Saklı değil apaçık aslında; özgürler hem de, hapis değiller...
-Ha, entel beyni.
-Hapishane işte. Cevap sorunun içinde saklı...
-Saklı değil apaçık aslında; özgürler hem de, hapis değiller...
-Ha, entel beyni.
EKSİ HEFES
KISKANÇLIK
O önce sanata, güzelliğe ve zekaya tutkun; sonra da -bunu doğal sanıyor ama- aslında bunlara bulaşmış insanlara ve ürünlere.
Öncelikle söylemek lazım ki, insan bunlara bulaşamaz, bunlar insana bulaşır; bu bir buluştur; buluşturur tabii, ama önce karşıdaki seni seçer; önce o seni...
Aşk gibidir... Olmazsın, olur.
O ama, bu değerleri taşıyan her şeyin kişiliğinde silinmez bir iz bırakacağını düşünüyor; aslında ürküyor; sanattan değil sanatçıdan; güzellikten değil güzelden; zekadan... değil... yok, bunu geçelim, zaten zeki değildir!
O, keşke hiç sanatçı olmadan sanat olsa diyor, diliyor bunu. Böylece ve böyle sanatçı oluyor.
Ve her zaman olduğu gibi, onu da olamıyor; biliniyor, bilinecek, ilinecek, linecek, inecek, ne?cek, ecek, acak, üç nokta, ki o da iki..
Ah sizi hep pamuklara sarmışlar, o yüzden zor geçmiş hayatınız...
Öncelikle söylemek lazım ki, insan bunlara bulaşamaz, bunlar insana bulaşır; bu bir buluştur; buluşturur tabii, ama önce karşıdaki seni seçer; önce o seni...
Aşk gibidir... Olmazsın, olur.
O ama, bu değerleri taşıyan her şeyin kişiliğinde silinmez bir iz bırakacağını düşünüyor; aslında ürküyor; sanattan değil sanatçıdan; güzellikten değil güzelden; zekadan... değil... yok, bunu geçelim, zaten zeki değildir!
O, keşke hiç sanatçı olmadan sanat olsa diyor, diliyor bunu. Böylece ve böyle sanatçı oluyor.
Ve her zaman olduğu gibi, onu da olamıyor; biliniyor, bilinecek, ilinecek, linecek, inecek, ne?cek, ecek, acak, üç nokta, ki o da iki..
Ah sizi hep pamuklara sarmışlar, o yüzden zor geçmiş hayatınız...
SIÇILIM
Bu kitabı parçalayıp yiyor Bataille, gerçek bu, sonra tabii, çok özür dileyerek, sıçıyor, doğal olarak tabii, sonra o sıçtığını, veri sori, tekrar yiyor...
Tek istediği, ne olur ne olur ne olur başka başka başka, başka bir ceza!
Ama diyorlar, herkesin günahı kendine, sana nasıl başka bir kitap verelim şimdi...
“Bataille için, kabahatli olmamak, gerçekten, hiçbir şey olmamaktır. Kabahatli olmak ya da olmamak; ikilem işte burada; çünkü Bataille için, kabahatli olmayan varlık demek, hiçbir şey harcamamak, verecek hiçbir şeyi olmamak, her şeyi veren Tanrı eliyle hiçliğe dönüştürülmek dernektir.
Bataille'a göre var olmak, sıkılmaktır. Oysa kabahatli olmak, Tanrı karşısında önem kazanmaktır. Gerçekten de kabahatlilik, var olma gerçeği dediğimiz kölelikten sıyırır insanı, hareketsiz olmanın ağırlığından kurtarır ve insanoğlunu, Tanrı'yı gücendirmekten başka bir şey olmayan, hareket etmek için hareket etmeye yöneltir. Ve bu hareketin sağladığı avantaj, insanoğlunun, zavallı bir varlık olduğu duygusundan kurtulması, Tanrı'nın bir yaratıcı olduğu düşüncesinin bir yana bırakılması ve Tanrı ile insan arasındaki karşı karşıya gelişin, insanoğluna bu çatışmadan galip çıkma şansını vermesidir. Ve bu saldırgan hareketin ekseni de her zaman günahtır. İşte günahın, yani iletişim yaratan cürmün olumlu işlevinin her zaman zorunlu olması buradan ileri geliyor.
Ama Bataille'ın nefret ettiği şey de budur; çünkü, ona göre kutsal, etiği kapsamı içine almak şöyle dursun, onu çözüp dağıtarak estetik düzeyle aynı şey haline gelir. Dolayısıyla Bataille'ın Tanrıbilimdışılığı (a-theologie), kötülüğün değerli kılınmasını gerektirir ve kötülük, Shakespeare'in Machbeth piyesinin bütünlüğü için cürüm, yani katil sahnesi ne kadar gerekliyse, onun için de o kadar gereklidir.
G. Bataille: Günah dediğim zaman anladığım ve günahta beni çeken şey, bu edimin, bizi kendi dışımıza çıkarmasıdır; yani, günah, kendi içimize kapanıklığımızı bozar; ruha bir açılım getirir.
Böylece, günahın, hangi anlamda, kutsala ulaştıran bir yol olduğunu görüyoruz. Günah, kişiyi umutsuzluğa sürdüğü, sıkıştırdığı ve inanca zorladığı ölçüde dünyanın değişmesini ve yeni bir biçim kazanmasını sağlar. Dolayısıyla, Kierkegaard'ın belirttiği masumiyet, günah ve manevi yücelik aşamalarından oluşan şema geçerlidir. Ama manevi yücelik ve günah, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları halde, bir arada bulunamayan ve karşıt olan iki gerçekliktir. İmdi, Bataille'ın yapmak istediği şey, işte bu iki gerçekliği yan yana bulundurmak ve yaşatmaktır.”
Tek istediği, ne olur ne olur ne olur başka başka başka, başka bir ceza!
Ama diyorlar, herkesin günahı kendine, sana nasıl başka bir kitap verelim şimdi...
“Bataille için, kabahatli olmamak, gerçekten, hiçbir şey olmamaktır. Kabahatli olmak ya da olmamak; ikilem işte burada; çünkü Bataille için, kabahatli olmayan varlık demek, hiçbir şey harcamamak, verecek hiçbir şeyi olmamak, her şeyi veren Tanrı eliyle hiçliğe dönüştürülmek dernektir.
Bataille'a göre var olmak, sıkılmaktır. Oysa kabahatli olmak, Tanrı karşısında önem kazanmaktır. Gerçekten de kabahatlilik, var olma gerçeği dediğimiz kölelikten sıyırır insanı, hareketsiz olmanın ağırlığından kurtarır ve insanoğlunu, Tanrı'yı gücendirmekten başka bir şey olmayan, hareket etmek için hareket etmeye yöneltir. Ve bu hareketin sağladığı avantaj, insanoğlunun, zavallı bir varlık olduğu duygusundan kurtulması, Tanrı'nın bir yaratıcı olduğu düşüncesinin bir yana bırakılması ve Tanrı ile insan arasındaki karşı karşıya gelişin, insanoğluna bu çatışmadan galip çıkma şansını vermesidir. Ve bu saldırgan hareketin ekseni de her zaman günahtır. İşte günahın, yani iletişim yaratan cürmün olumlu işlevinin her zaman zorunlu olması buradan ileri geliyor.
Ama Bataille'ın nefret ettiği şey de budur; çünkü, ona göre kutsal, etiği kapsamı içine almak şöyle dursun, onu çözüp dağıtarak estetik düzeyle aynı şey haline gelir. Dolayısıyla Bataille'ın Tanrıbilimdışılığı (a-theologie), kötülüğün değerli kılınmasını gerektirir ve kötülük, Shakespeare'in Machbeth piyesinin bütünlüğü için cürüm, yani katil sahnesi ne kadar gerekliyse, onun için de o kadar gereklidir.
G. Bataille: Günah dediğim zaman anladığım ve günahta beni çeken şey, bu edimin, bizi kendi dışımıza çıkarmasıdır; yani, günah, kendi içimize kapanıklığımızı bozar; ruha bir açılım getirir.
Böylece, günahın, hangi anlamda, kutsala ulaştıran bir yol olduğunu görüyoruz. Günah, kişiyi umutsuzluğa sürdüğü, sıkıştırdığı ve inanca zorladığı ölçüde dünyanın değişmesini ve yeni bir biçim kazanmasını sağlar. Dolayısıyla, Kierkegaard'ın belirttiği masumiyet, günah ve manevi yücelik aşamalarından oluşan şema geçerlidir. Ama manevi yücelik ve günah, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları halde, bir arada bulunamayan ve karşıt olan iki gerçekliktir. İmdi, Bataille'ın yapmak istediği şey, işte bu iki gerçekliği yan yana bulundurmak ve yaşatmaktır.”
Perşembe, Şubat 19, 2026
Salı, Şubat 17, 2026
GEVİŞ
Buldum sandığı sözde özgün deyişleri daha önce duymamış genç okurlar denizinin sahiline yerleşmişti. Oralarda tusunacağını sanıyordu...
Pazartesi, Şubat 16, 2026
Pazar, Şubat 15, 2026
Cumartesi, Şubat 14, 2026
Perşembe, Şubat 12, 2026
Çarşamba, Şubat 11, 2026
Salı, Şubat 10, 2026
VALLA FITZGERALD

-Var mısın birlikte intihar edelim.
-Ama ölücez.
-E tabii!
-Hayır! Ölmeyeceksek olmaz... Ben kurtarılamam! Dayanamam ona... Sonu yok: Öldük mü ölücez.
-Kötü düşünme... Bak şu karşı kıyıdaki meyhaneye yürüyeceğiz denizin üzerinden... Belki de ulaşırız.
-Üşürüm ben ya...
-Sen denizi düşünüyorsun! Meyhaneyi düşün... Tamam; burdan rakıyı elimize alıp yürüyelim... Yanında da sevdiğin mezeler.
-Nası götürücez onları...
-Sevmediğim meseleler!
-Haklısın, ölücez diyorsun...
-Sen hesabı düşünüyorsun.
-Borç yaparız.
-Denizde yürümenin borcun ben öderim.
-Valla senle yürünür...
YAPAYINI SEVDİĞİMİN ZEKASI

Tomris Uyar’ın günlüklerinden.
Tomris’in bir kitabı vardır: Bir Uyumsuzun Notları.
O yüzden şaşırdım, neden şu kısmını alıntılamamış şarkının diye.
Seasons in the sun:
Goodbye papa, please pray for me
I WAS THE BLACK SHEEP OF THE FAMILY
You tried to teach me right from wrong
Too much wine and too much song
Wonder how I got along
Sonra da ChatGPT'ye sordum Brel’in mi bu şarkı diye:
GEPPETTO:
Kısa ve net ama biraz da arka planıyla anlatayım 🙂
“Seasons in the Sun”un kökeni Jacques Brel’e aittir.
Brel, 1961’de Fransızca “Le Moribond” adlı şarkıyı yazıp söylemiştir.
Ama bugün herkesin bildiği İngilizce “Seasons in the Sun”, birebir çeviri değildir:
Fransızca sözlerden İngilizce uyarlamayı Rod McKuen yapmıştır
Terry Jacks ise bu İngilizce versiyonu 1974’te söyleyip dünya çapında hit hâline getirmiştir
Özetle:
📝 Besteci / orijinal eser: Jacques Brel
✍️ İngilizce söz uyarlaması: Rod McKuen
🎤 En meşhur yorum: Terry Jacks
Yani “şarkı kimin?” dersen:
Ruhu ve kökü Brel’in, popüler hâli Terry Jacks’in.
....
Brel’de uyumsuz (black sheep) benzeri bir kelime var mı bilmiyorum; Tomris de Brel’in sanıyor sanki İngilizce sözleri...
Neyse diyeceğim: Uyumsuz kelimesini kendime yakıştırmam, tıpkı Tutunamayan gibi eziklerin kelimesidir.
Şarkı çok güzel ama; Brel’inki değil:)
DİLSİZ ŞEYTOŞ
Pedofiliden falan faka basmalarını beklerseniz, “incelmiş kötülüklerine...” (“...beni hedef almadıkça saygı duyarım” Murathan Mungan”) ortak olursunuz.
(Entelektüellerden bahsediyorum, politikacılar için kalem oynatmam)
(Entelektüellerden bahsediyorum, politikacılar için kalem oynatmam)
Pazartesi, Şubat 09, 2026
HAMFENDİ
-Sizi seviyorum hamfendi.
-Gerçekten beni sevseydiniz, şimdiye kadar çoktan bir şeyler yapardınız.
-Örneğin?
-Bunu kendinize sorun. Diyelim sekiz gün perhiz yapabilir ya da tabancayı alıp kendinizi vurabilir, olmadı en azından şiirler döktürebilirdiniz.
-Kabul; bu sırayla yapıcam! Çünkü şiir başka türlü dökülemez.
-Gerçekten beni sevseydiniz, şimdiye kadar çoktan bir şeyler yapardınız.
-Örneğin?
-Bunu kendinize sorun. Diyelim sekiz gün perhiz yapabilir ya da tabancayı alıp kendinizi vurabilir, olmadı en azından şiirler döktürebilirdiniz.
-Kabul; bu sırayla yapıcam! Çünkü şiir başka türlü dökülemez.
Cumartesi, Şubat 07, 2026
Cuma, Şubat 06, 2026
Perşembe, Şubat 05, 2026
BÜ’YÜ’K
-Aşk büyüsü istiyorum.
-Âşık olmasını istediğiniz kişi. Onun da gelmesi lazım.
-Hiç böyle söylenmedi!
-Niye herkes kendine âşık sanıyorsunuz!
-Âşık olmasını istediğiniz kişi. Onun da gelmesi lazım.
-Hiç böyle söylenmedi!
-Niye herkes kendine âşık sanıyorsunuz!
ORDA KAL
-Tarih işleri yoluna koymak isterken daha da berbat eden bir sürü dâhiyle dolu.
-Hayatlarını sakladıklarından bu...
-Hayatlarını yazsalar ne olacak ki!
-Acı çekmeyecekler, o kadar saçmalamışlar ki, herkes onları takip etmeye istekli olacak... Ve asla tam olarak inanılmayacaklar; kendisi gibi birine neden inansın ki insan... Sonuçta tarihe bile kalmayacaklar.
-İlginç düşünce.
-Bakkalsan.
-Hayatlarını sakladıklarından bu...
-Hayatlarını yazsalar ne olacak ki!
-Acı çekmeyecekler, o kadar saçmalamışlar ki, herkes onları takip etmeye istekli olacak... Ve asla tam olarak inanılmayacaklar; kendisi gibi birine neden inansın ki insan... Sonuçta tarihe bile kalmayacaklar.
-İlginç düşünce.
-Bakkalsan.
CANIM ARKADAŞIM
-Ben senle empati kurduğumu düşünüyorum.
-Çok sağ ol canım arkadaşım.
-Bence sen yalan söylüyorsun.
-Çok sağ ol canım arkadaşım.
-Bence sen yalan söylüyorsun.
Çarşamba, Şubat 04, 2026
VERİ BAD
-İnsan sevgisi güçlü ama aynı zamanda tuhaf bir hastalıktır; çünkü hiçbir gerçek veriye dayanmaz. İnsanları seven bir psikolog hiçbir zaman var olmamıştır, var olmayacaktır.
-Kendilerini insan görmediklerinden. Veri Bad.
-Kendilerini insan görmediklerinden. Veri Bad.
ÖVGÜ
-Hiçbir zaman göremeyeceğin gelecek nesillerin sana övgü düzmesini istiyorsun!
-İlla düzüleceksem bunu benden önce doğanlardan isterdim.
-İlla düzüleceksem bunu benden önce doğanlardan isterdim.
VIV (VERY IMPORTANT VIRUS)
Bir Proust’tan bir Cioran’dan alıntılar okuyorum.
Proust’un sadece kelimeleri, değindiği konular vs kafamı açıyor, açıyorsa. Uzak bağlantılar, ben yakalarsam.
Cioran’ın tüm cümlesi, cümleleri. Kafalarımız mı aynı; benzer; katılmasam, tamamen karşı olsam da...
Proust benim yazarım değil, Cioran benimki; mi?
74 yaşındayım (57) ve son kararım: Olmamıştan yazar da olamaz.
Proust okuyana da diyeceğim artık: Virüslü Okur!
Proust’un sadece kelimeleri, değindiği konular vs kafamı açıyor, açıyorsa. Uzak bağlantılar, ben yakalarsam.
Cioran’ın tüm cümlesi, cümleleri. Kafalarımız mı aynı; benzer; katılmasam, tamamen karşı olsam da...
Proust benim yazarım değil, Cioran benimki; mi?
74 yaşındayım (57) ve son kararım: Olmamıştan yazar da olamaz.
Proust okuyana da diyeceğim artık: Virüslü Okur!
TANTANA TANRISI
-Kim daha yalnız? Tanrı mı, insan mı? Derken şiir çıkageldi ve anladık ki insanmış... (Cioran)
-Tanrıymış, olması gerekmiyor mu!
-Şiirinde yalnızlığını bildiriyor. İnsan.
-Şiir çıkageldi ve onu yalnızlığından kurtardı! En azından şiir var...
-Tanrı niye yalnız?
-İnsan şiirle aklını yitirdiğinden...
-Tanrıymış, olması gerekmiyor mu!
-Şiirinde yalnızlığını bildiriyor. İnsan.
-Şiir çıkageldi ve onu yalnızlığından kurtardı! En azından şiir var...
-Tanrı niye yalnız?
-İnsan şiirle aklını yitirdiğinden...
KÖKÜNE KİBRİT SUYU
“Yani şunu söylemek istiyorum, humanizmi biz çok yanlış anlıyoruz. Humanizmin kökü nedir?
Her şeyin ölçüsü insandır. Yani ne der bize? Önce insan.
Efendim, sokak köpekleri umurumuzda değil. Karıncalar umurumuzda değil. Arılar, gebersin gitsinler.
Yeter ki insan kalsın Önce insan! İnsanın böyle bir içgüdüsü var. Bencil!”
Diyorum, entelektüeller politikacıların ayaklarını yıkayacak!
Beyefendiyi pek tanımam, ama hümanizm fikri virüslü. Virüsü fark ettiniz mi, nerde girdi, yok pardon, zaten girmiş, kocaman kütüphanesi vardır eminim, önünde pozları da vardır, şart; kaba kağat; nerde çıktığı önemli, virüsün, anlatırken...
Akıl ile ilgili Ahlak ile ilgili de böyle virüslü fikirleri var bunların; aklı bir hastalık gibi görüp deliliği savunuyorlar! Ahlaklı olmak ahlakçı olmaya indirgeniyor! Siz söz konusuysanız tabii ki ve kesinlikle önce köpekler karıncalar arılar...
-Köpeğimin sevmediği adam evime giremez!
-Ya köpeğin senden çok adamı severse.
Şuna da benziyor: Uzaylılar neden hep Amerika’ya geliyor?
Salak mısınız siz! Niye İstanbul’a indirsin elin Amerikalısı uzaylıyı. Komik misiniz siz!
Make Humanism great again!
Her şeyin ölçüsü insandır. Yani ne der bize? Önce insan.
Efendim, sokak köpekleri umurumuzda değil. Karıncalar umurumuzda değil. Arılar, gebersin gitsinler.
Yeter ki insan kalsın Önce insan! İnsanın böyle bir içgüdüsü var. Bencil!”
Diyorum, entelektüeller politikacıların ayaklarını yıkayacak!
Beyefendiyi pek tanımam, ama hümanizm fikri virüslü. Virüsü fark ettiniz mi, nerde girdi, yok pardon, zaten girmiş, kocaman kütüphanesi vardır eminim, önünde pozları da vardır, şart; kaba kağat; nerde çıktığı önemli, virüsün, anlatırken...
Akıl ile ilgili Ahlak ile ilgili de böyle virüslü fikirleri var bunların; aklı bir hastalık gibi görüp deliliği savunuyorlar! Ahlaklı olmak ahlakçı olmaya indirgeniyor! Siz söz konusuysanız tabii ki ve kesinlikle önce köpekler karıncalar arılar...
-Köpeğimin sevmediği adam evime giremez!
-Ya köpeğin senden çok adamı severse.
Şuna da benziyor: Uzaylılar neden hep Amerika’ya geliyor?
Salak mısınız siz! Niye İstanbul’a indirsin elin Amerikalısı uzaylıyı. Komik misiniz siz!
Make Humanism great again!
İŞEMEK
-Ben bir şey söylüyorsam doğru olmalıyım, yoksa niye söyleyeyim!
-Yanlış ifade etmiş olabilirsin.
-Yooo.
-Sidik yarıştırıyor olabilirsin!
-Allah allah! Niye sidik yarıştırayım.
-Sen sidik yarıştırıyorsan niye sidik yarıştırasın, di mi...
-Yarıştırmıyorum valla.
-Sen suratına işiyorsun.
(Son cümle bir Murat Sohtorik aforizmasından apartılmış ve onu aşmıştır. Ben söz konusu olduğumda karşımdakiyle sidik yarıştırmıyor onun suratına işiyordum; İlker C. söz konusu olduğunda -ki bu yukardaki diyalog ona ithaftır- O kendi suratına işiyor:)))
-Yanlış ifade etmiş olabilirsin.
-Yooo.
-Sidik yarıştırıyor olabilirsin!
-Allah allah! Niye sidik yarıştırayım.
-Sen sidik yarıştırıyorsan niye sidik yarıştırasın, di mi...
-Yarıştırmıyorum valla.
-Sen suratına işiyorsun.
(Son cümle bir Murat Sohtorik aforizmasından apartılmış ve onu aşmıştır. Ben söz konusu olduğumda karşımdakiyle sidik yarıştırmıyor onun suratına işiyordum; İlker C. söz konusu olduğunda -ki bu yukardaki diyalog ona ithaftır- O kendi suratına işiyor:)))
57 OLUCAM AMA BUNDAN SONRA 5’ER 5’ER SAYICAM
Futbolcuyu düşürüyorlar. Penaltı. Sarı kart. Düşürenin düşürdüğüne el uzatması, düşenin elini alması; oyun bu sana kastım yok... Gereksiz itirazlar (yapmasaydım keşke diye, olsun vermesin penaltı haksız olsak da puan alalım diye de), sevinçler (hak yerini buldu diye). Uzatırım.
20 kere izledim. Yapay Zeka uyardı; 48 kere imiş. Gelecek tahminin dedim; araya salak bir dizi de koyarak 60’a çıkar bu, sonra da rahat uyursun.
Şu dünyada çok az kişinin benim kadar özel olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu bir özellik değil; üstünlük.
Şimdilik bunu alın; kafanıza kakıcam merak etmeyin.
20 kere izledim. Yapay Zeka uyardı; 48 kere imiş. Gelecek tahminin dedim; araya salak bir dizi de koyarak 60’a çıkar bu, sonra da rahat uyursun.
Şu dünyada çok az kişinin benim kadar özel olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu bir özellik değil; üstünlük.
Şimdilik bunu alın; kafanıza kakıcam merak etmeyin.
Cumartesi, Ocak 31, 2026
BAY ODUN
-Hiç kimsenin sorumluluk almamasından bıktım. Hatalı olan her zaman sistemdir. Fakat sistemin yapısından sorumlu olan insanlar var!
-Sisteme odun taşıyanlar.
-Evet aynen.
-Sen de odun musun...
-Sisteme odun taşıyanlar.
-Evet aynen.
-Sen de odun musun...
İNSANLIK TESTİ
-Robotlar evlerimize girdi. Sustuk. Arabalarımızı aldı. Sustuk. İşlerimizi çaldı. Sustuk. Şimdi ruhlarımızı istiyorlar. Alamayacaklar!
-Sıralamanda bir sorun var! Ruhunu zaten önceden vermiş olabilir misin...
Çarşamba, Ocak 28, 2026
Salı, Ocak 27, 2026
Pazartesi, Ocak 26, 2026
KATIR KUTUR
ÜTOPYA NE, SİZ KİM
Pazar, Ocak 25, 2026
ESTETİK YAVŞAK
-Estetik, etik kurallarının üstündedir... Renk algısı bile bireyin gelişiminde doğruyu ve yanlışı ayırt etme yeteneğinden daha önemlidir.
-Adın ne senin bakim?
-Oscar Wilde...
-Bu ne ya, çiklet adı gibi. Reklamcı mıydı baban! Gerçek adın ne?
-Oscar Fingal O'Flahertie Wills Wilde...
-Fingal O'Flahartie'yi kullan. Yoksa yavşak olursun.
-Adın ne senin bakim?
-Oscar Wilde...
-Bu ne ya, çiklet adı gibi. Reklamcı mıydı baban! Gerçek adın ne?
-Oscar Fingal O'Flahertie Wills Wilde...
-Fingal O'Flahartie'yi kullan. Yoksa yavşak olursun.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)













































