Bu kitabı parçalayıp yiyor Bataille, gerçek bu, sonra tabii, çok özür dileyerek, sıçıyor, doğal olarak tabii, sonra o sıçtığını, veri sori, tekrar yiyor...
Tek istediği, ne olur ne olur ne olur başka başka başka, başka bir ceza!
Ama diyorlar, herkesin günahı kendine, sana nasıl başka bir kitap verelim şimdi...
“Bataille için, kabahatli olmamak, gerçekten, hiçbir şey olmamaktır. Kabahatli olmak ya da olmamak; ikilem işte burada; çünkü Bataille için, kabahatli olmayan varlık demek, hiçbir şey harcamamak, verecek hiçbir şeyi olmamak, her şeyi veren Tanrı eliyle hiçliğe dönüştürülmek dernektir.
Bataille'a göre var olmak, sıkılmaktır. Oysa kabahatli olmak, Tanrı karşısında önem kazanmaktır. Gerçekten de kabahatlilik, var olma gerçeği dediğimiz kölelikten sıyırır insanı, hareketsiz olmanın ağırlığından kurtarır ve insanoğlunu, Tanrı'yı gücendirmekten başka bir şey olmayan, hareket etmek için hareket etmeye yöneltir. Ve bu hareketin sağladığı avantaj, insanoğlunun, zavallı bir varlık olduğu duygusundan kurtulması, Tanrı'nın bir yaratıcı olduğu düşüncesinin bir yana bırakılması ve Tanrı ile insan arasındaki karşı karşıya gelişin, insanoğluna bu çatışmadan galip çıkma şansını vermesidir. Ve bu saldırgan hareketin ekseni de her zaman günahtır. İşte günahın, yani iletişim yaratan cürmün olumlu işlevinin her zaman zorunlu olması buradan ileri geliyor.
Ama Bataille'ın nefret ettiği şey de budur; çünkü, ona göre kutsal, etiği kapsamı içine almak şöyle dursun, onu çözüp dağıtarak estetik düzeyle aynı şey haline gelir. Dolayısıyla Bataille'ın Tanrıbilimdışılığı (a-theologie), kötülüğün değerli kılınmasını gerektirir ve kötülük, Shakespeare'in Machbeth piyesinin bütünlüğü için cürüm, yani katil sahnesi ne kadar gerekliyse, onun için de o kadar gereklidir.
G. Bataille: Günah dediğim zaman anladığım ve günahta beni çeken şey, bu edimin, bizi kendi dışımıza çıkarmasıdır; yani, günah, kendi içimize kapanıklığımızı bozar; ruha bir açılım getirir.
Böylece, günahın, hangi anlamda, kutsala ulaştıran bir yol olduğunu görüyoruz. Günah, kişiyi umutsuzluğa sürdüğü, sıkıştırdığı ve inanca zorladığı ölçüde dünyanın değişmesini ve yeni bir biçim kazanmasını sağlar. Dolayısıyla, Kierkegaard'ın belirttiği masumiyet, günah ve manevi yücelik aşamalarından oluşan şema geçerlidir. Ama manevi yücelik ve günah, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı oldukları halde, bir arada bulunamayan ve karşıt olan iki gerçekliktir. İmdi, Bataille'ın yapmak istediği şey, işte bu iki gerçekliği yan yana bulundurmak ve yaşatmaktır.”
Pazar, Şubat 22, 2026
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder