Pazartesi, Eylül 21, 2026

DOSTOYEVSKİ AT, ATAY TUT

Hastalığı, takıntıyı görebiliyor musunuz? Dostoyevski’nin yarattığı karakter bir İsa figürü ama İsa ile alakası yok! E ne diye zorluyorsunuz o zaman… Yok, kanon karar vermişse bu anlamsızlığı devam ettiririz, gözünüzün içine baka baka saçmalaya saçmalaya yazarız… Diriliş hikayesi bambaşka bir anlam kazanır!!! Diriliş hikayesi yok, o İsa değil, o Dostoyevski'nin size de bulaşan takıntısı, sarası, megalomanisi... Yok: İsa olacak illa...

Oğuz Atay’ın da Dostoyevski’nin bu karakterinden etkilendiği, etkilenmeyi bırak aynısını yazdığını, utanmadan, bir de gururla anlatıyor yazar! Tutunamayanlar karakterini anlatacağına Dostoyevski karakterini anlatıyor; Batılı biliyor zaten onu! Tabii bizimkini anlatıp ne olacak; sonuçta taklit ya… Batılı sormayacak mı, niye bu kadar taklit bir karakter yazmış Oğuz Atay… Bunu bir taklit değil tarz olarak parlatacak tabii; çünkü zavallı Türk edebiyatının eksikliği ortaya çıkar sonra…



(Tüm kitap böyle kendi yazdığını yalanlayan cümlelerle dolu, uğraşası geliyor insanın, ya da Nütopya'da yaptığım gibi yaparım, mesela erkeklerle ilgili, kendimi yazdım, erkekler ordan ders alsın.)

Hiç yorum yok: