Çarşamba, Mayıs 20, 2026

NE ÖZELLİĞİ VAR!

Ahmet Oktay kendine çok özel gelen bir metni paylaşıyor; hiç anlamadım ne özelliği var!

Okuyalı çok oldu, tam olarak çıkaramıyorum kitabı, ama yeni çevirinin son bölümünü açtım o final aklımda kaldığından. Romanın kahramanı, o bölümde ölümle yaşam arasında sallantıdadır. Daha da önemlisi sevgilisi Robert'in (Sartre) ölmekte olduğunu sezmiştir. Hüzünle betimler: "Robert  (...) kaldırım kenarında yaşlı insanlar gibi ufak, dikkatli adımlarla yürüyordu; işte o an kafama dank etti: Yaşlandı artık! Sonra bana gülümsedi; bakışları hâlâ gençti. Ama yüzü bozulmaya başlamıştı bile. Çürümeye başlayacağı güne dek de giderek daha da bozulacaktı. O günden bu yana düşünmekten kendimi alamıyorum: "On ya da on beş, olsa olsa yirmi yılı kaldı: Yirmi yıl dediğin öyle çabuk geçer ki. Sonra da ölecek! Benden önce ölecek... Geceleri inleyerek uyanıyor, kendi kendime 'Benden önce ölecek' diyorum." 

Yaşlandı artık! Ne acımasız, ne umarsız bir gözlemdir. Beauvoir, sanki Veda Töreni'ni o zamandan yazmaya başlamıştır.

Hiç yorum yok: