skip to main |
skip to sidebar
BAY NEFRET HAYRETTİN YÜCEL
Gürsel Korat’ın bu iki metninde ne söylediğini, bunun ne kadar ender düşünülen bir şey olduğunu fark etmediği belli. Ayrıca çoğu yazarın sadece kötücül değil, düpedüz kötü olduğunu, ruhen zavallı insanlar olduklarını fark etmeye yanaşmamış olması da yazı denen enstrümanı hayat içinde gereksiz fazla önemsemesinden, insan olmayı yazar olmaktan ikinci plana atmasından kaynaklanıyor olmalı. Aşağıda bazı yerlerde yaptığı yazı savunusu da tehlikenin yeterince farkında olmayışındandır sanıyorum; bu da yeterince gelişmemiş ruhsal yapısındandır, diye düşünüyorum. Yoksa -benim kadar olamasa da- daha sert -ve başka metinlerinde de- benzer şeyler yazar, hayranlığını (yüceltme!) bir kenara bırakırdı. Gelmiş geçmiş yazarların (şair, edebiyatçı, filozof, yayıncı) çoğunun politikacıların ancak ayaklarını yıkamaya layık olduğunu defalarca yazarkenki nefretim kutsaldır. (Nefret kutsaldır, lafını Zola’dan aldım; beceriksizce yazdığını, tamamladım: Nefret var, nefret var!)


Sadece bir örnek:
Anna Karenina, Levin’e der ki, karına (Kiti) söyle bana kızmasın, ama illa kızacak nefret edecekse benden, benim yaşadıklarımı yaşamış olması gerekir…
Kiti, Anna’nın en yakın arkadaşıdır bir zamanlar… Kocasına (Levin’e) asılmış, onla flört etmiştir Anna!
Kadınları böyle kötü gösterdiği için kimse tek laf etmez, koca yazar Tolstoy’a…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder