-Niye hep orta yolu arıyorsun.
-Bilmem. Şair olduğumdan.
-Bilmediğinden!
-Ben buyum!
-Çerçevensin sen. İnsanın nasıl çerçevesi olur? Sen, bir de, çerçevensin…
-İçeriğime bakmamışsın!
-Çerçeven gibi. Çerçeveler, hep, gibi.
-Seni anlayamıyorum…
-Çık. Bil.
-Açıkla?
-Yuvarlıyorsun hep. Üç nokta on dört yok mesela sende.
-Seviliyorum.
-Tekinsiz olduğundan… Tekinsiz... Ne saçma kelime.
-Bence seçme…
-Korkmuyorum senden!
-Ama… Ben sana kötülük yapmadım, yapmam.
-Kötülük değil konu. Korku dedim, yanlış. Kışkırtmıyorsun. Sakinleştiriyorsun hep. Uyku gibisin.
-İyi uyumamışsın sen!
-İronin çok rahat… Mizahın sınır içi. Zayıf olmaktan da memnunsun işin tuhafı! Yetenek sanıyorsun bunu. Bilmeden.
-Öfkeleniyorum ama!
-İnşallah… Hadi bakalım.
-Beni tahrik etmek istiyorsun.
-Sen beni neden istemiyorsun. Bizi. Hepimizi. Ne işin var senin?
-Alakasız şeylerden bahsediyorsun!
-Keşke her şeyi birbiriyle ilişkilendirebilseydin. Yine sakinleştin!
-Evet. Bununla da gurur duyuyorum.
-Bu bir iş değil! Bu bir seans değil! Benim bir derdim var…
-Bunu görüyorum…
-Anlamsızsın… Anlamazsın… Ananı…
-Hayır. Ne demeye çalıştığını tahmin ediyorum. Anlıyorum.
-Aydınlandın! Ne ucuz şeylerden aydınlanıyorsun! Biraz önemli şeyler ara hayatında… Öleceksin. Hiç intiharı düşündün mü?
-Ne alaka!
-Ölümü anlamak için… Ama takipçilerini göremeyeceğin için yapmazsın… Herkesi ikna edersin, intihar bile ederler. Seninkine gerek kalmaz.
-Niye böyle bir şey yapayım!
-İkna mı, intihar mı?
-İlk defa gerçek bir soru sordun!
-Tamam. Seninle ilgili yargılarım var. Ama hep bir şeye benziyorsun… Ölsen bile taklit olurdu bu…
Perşembe, Temmuz 09, 2026
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder