SOHTOYEVSKİ KİTABIMA GiREBİLİR. Ya da Edebiyata Tüneyen Haydut’a eklenebilir… Daha ilk dokunuş:
“Minimalist sanat (…) alıp başını gitmiş imgelerin, birbiri ardına yazılmış sıfatların değil (zaten sevilmeyen şeye karşı olarak bir özellik yaratamazsın, karşıtının batırmak için kusurularını abartmak sana bir şey kazandırmaz), yoksullaştırılmış bir sözcük dağarcığının ürünleridir (hiç çekici değil). Burada her sözcük yerli yerinde olmak zorundadır. (Her iyi eserde zaten böyle olmak zorundandır.) Anlamın sınırları çizilmiştir. (Anlamsız. Gazete yazısı mı bu.) Yorumlar sınırlandırılmıştır. (Bunu beceremezsin. Can sıkıntısından yorum yapmayabilirler sadece.) Yaratıcı söylem, sanki kendi kendini yok etmiştir. (Aptalca!)
Peki niçin bunca yoksun, yoksul bir dille, görünüşte hiçbir ilgi çekiciliği olmayan, hiçbir şey betimlemeyen, hiçbir ruh halini çözümlemeyen (…) bir öykü?
İnsanoğlunun düş gücünü harekete geçirmek (demin tersini öneriyordun), yaratıcılık diye kendine sunulan (başka bir yaratıcılık diyorsan ok, ama sen onu demiyorsun), yan yana geldiklerinde hiçbir şey anlatmayan (sen bunu yapacam dedin demin ama), roman, öykü, anlatı diye nitelenen laf salatalarından (salata karnın açken iyidir) okuru kuşkuya düşürmek için (bunu fazlasıyla başardın).”
Ferit Edgü
Perşembe, Temmuz 30, 2026
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder