Çarşamba, Haziran 03, 2026

CANETTİ İLE KONUŞMALAR

-Acı. Edebiyatçı yapar. Sonuna kadar hissedilmiş, hiçbir şeyde sakınılmayan, kabul edilmiş, alımlanmış, sağlam acı.

-Ama şunu da diyorsun: Korkuyu umuda çevirmek.

-Evet… Edebiyatçının dalaveresi ya da başarısı, diye de ekliyorum.

-O zaman buna sağlamacı edebiyatçı diyelim; dalavereci olana…

-Tabii ki, sonuçta edebiyatçının besini abartmadır ve yanlış anlaşılmalarla ünlenir.

-O zaman senin cümlelerinle bitirelim: Büyük filozofu da yapan, abartmadır, ama abartmanın onda sıkı dokunmuş bir mantık giysisine ihtiyacı vardır. Edebiyatçı ise bu abartmayı cascavlak ortaya atar.

-Doğru. Bir edebiyatçının görmediği şey, olmamış demektir.

-Filozofsa, olduramayınca, yazar.

-Her tür edebiyat, doğayla cennet arasında gidip gelir ve birini öteki saymaktan hoşlanır.

-Sağlamacı olan, dalavereci değilse, aşkın sonu aşkınlık…

-Edebiyatçıların sezgileri. Tanrının unutulmuş maceraları.

-Sezgi deyince şairler atlar şimdi… Atları uzak tutalım. Edebiyatçı denmesini de sevmiyorum, bir alanda usta gibi geliyor bana; tek bir alanda… Şairlik de geçmişte kaldı artık, eski bir ad. Şaşalı diye kullanılıyor… Sezgi ne, tanrı kim, şair ne işe yarar…

-Ben de edebiyatçı kelimesini sevmiyorum. Edebiyatçı da değilim: Ben susamıyorum. Ama içimde, tanımadığım birçok insan susuyor. Onların patlamaları beni bazen edebiyatçı yapıyor.

-Tanımadığın biri nasıl içinde olabilir, tamam gökten yere indirdin yazıyı ama, yine de bir sağlam acılık aldım.

- İnsanın bir şeye karşı kendini çok savunduğu dönem, edebiyatçı için en önemli dönemdir. Teslim olduğu anda artık edebiyatçı değildir.

-Teslim olsaydın yazmazdın zaten. Yazmadığında da teslim olmuş sanacaklardır!

-Kötü edebiyatçılar, değişimin izlerini siler, iyilerse bunları sergiler.

Hiç yorum yok: