Pazar, Haziran 15, 2025
YETERLİ?
-Kendini bilsen yeterlidir...
-Ok. Ben üstün biriyim.
-Hay allahım!
-Ama sen de sadece kendini biliyorsun!
-Ok. Ben üstün biriyim.
-Hay allahım!
-Ama sen de sadece kendini biliyorsun!
GELECEK KELEK
-Sen geleceği görebiliyorsun.
-Nerden bildiniz?
-Şimdiden... Önümde arkamda pek dolanma.
-Dolanmayacağım.
-Biliyorum.
-Nerden bildiniz?
-Şimdiden... Önümde arkamda pek dolanma.
-Dolanmayacağım.
-Biliyorum.
Cuma, Haziran 13, 2025
ŞİYİR
-1 kişi sana âşıksa intihar edemiyorsun! Neyini anlamadın?
-Benim için olay karışık. 3 kişi ise ya?
-Ulan hangi 3 kişi sana âşık olur!
-1’i de erkek...
-Oralarını bilemem... Ama! Gözüme güzel gözükmeye başladın bak şimdi...
-Dilol abi, bunları geçelim şimdi.
-E?
-Kafiye olunca durdum.
-İşte bak bu! 3 kafiye olunca şiir mi oluyor yani!
-Benim için olay karışık. 3 kişi ise ya?
-Ulan hangi 3 kişi sana âşık olur!
-1’i de erkek...
-Oralarını bilemem... Ama! Gözüme güzel gözükmeye başladın bak şimdi...
-Dilol abi, bunları geçelim şimdi.
-E?
-Kafiye olunca durdum.
-İşte bak bu! 3 kafiye olunca şiir mi oluyor yani!
LÜMÜ LÜMÜ LEM
Lem, Solaris kitabının filmini şeydiyor:
“ikinci bölümün 20 dakikası dışında filmi izlemedim; ama yine de senaryoyu gayet iyi biliyordum. Çünkü Ruslar’ın yazar için ekstra bir kopya çıkarmak gibi gelenekleri var.”
Perşembe, Haziran 12, 2025
TATL!M
Arkadaşlar beni engellemeye çalışıyorlar. Bunlar sizin bildiğiniz ucuz insanlar değil. Bunlar sizsiniz. Siz de zamanında hatta şimdi engellemeye çalıştınız, çalışıyorsunuz, onlar sizsiniz yani, o'sunuz yani, o sensin... Tatlım. Ya beni desteklersin ya da ayak yıkarsın. Sotori tarzı bitirdim bak işte kız bana rahatla!
Çarşamba, Haziran 11, 2025
İLKER CIZIRTIGİL

Adam liseli hâlâ ya. Ben onu biliyordum diyor biri konuşurken:))) Bu, yapılmaz. Mal mısın yahu sen, dinle bir. Bırak bildiğini sadece gerekirlerse öğrensinler sidik yarışçısı... Ben bunu biliyordum dediğinde burda, ama, Chat Gpt sustu:))) Devam etmedi konuşmaya:)) (Not: Tam bir Sotori.) Makina İlker'den olgun:)) Makina adam, İlker mal... Klavyemin yağları eridi..
İYİLİK ZITTI: KÖYLÜLÜK

NOt:
-Ölmeden önce niye beni aramanızı istedi polis bey, tanımıyorum onu.
-Size güvenebileceğini söyledi. O da sizi tanımıyor.
-Neden ben?! Sorar mısınız?
-Ben de sizi aramak istiyordum öyle harika anlattı ki.
-Hayır ona sorun!
-Öldü o. Lütfen orda ne demek istediğinizi açıklayın. Ama açıklamasanız da olur.
-Polis bey. O kişiyi telefona verir misiniz? Nerden tanıyor beni.
-Benle ilgilenin, öldürdüm onu... Sizi tanımak gerekmiyor. Onu çok iyi anlıyorum.
-Ya sizi de öldürürlerse.
-Belki de hepimiz... ahhhh....
PHILIP K. (PAN)DICK
Bir şey yaşıyorsunuz, sonra onu hatırlıyorsunuz... Genelde olan bu... Pandik şunu yazıyor: Bir şey yaşadığınızı görüyorsunuz, onu sonra yaşıyorsunuz... Kötü şeyler için kötü belki ama iyi şeyler için harika! Harika kısmını Pandik yazmış mı? Soru başka olmalı, aşağılama içermeli: Pandik böyle olumlu bir şey yazabilir mi, buna yeteneği, ahlakı, dumur zekası yeter mi?


NOt:
Gerçek yaratıcılığın başlayacağı yere tü kaka! Güdü'den Güdük türeten zihniyet!

NOt:
Sotori aydınlanması ekleyelim: İnsanın içinde hem iyilik vardır, hem daha büyük iyilik.


NOt:
Gerçek yaratıcılığın başlayacağı yere tü kaka! Güdü'den Güdük türeten zihniyet!

NOt:
Sotori aydınlanması ekleyelim: İnsanın içinde hem iyilik vardır, hem daha büyük iyilik.
Cuma, Haziran 06, 2025
Perşembe, Haziran 05, 2025
Çarşamba, Haziran 04, 2025
Salı, Haziran 03, 2025
BABALIK
-Kadının sadece tek bir erkekten çocuk sahibi olması trajik bir şey dedi ben kızıyla oynarken.
Kızı (21, dedi) annesine göstermeden oynaşıyordu benle.
-Ölür müsün öldürür müsün.
Bıçağa baktım sofradaki.
-Benden iyisini yapsan mesela başka birinden... Yapsanız...
Baba - gecikmişti- yeni arkadaşımdı; boşandığı karısı eski sevgilimdi; kızımın arkadaşıydı kızları.
Kızım 17 yaşındaydı, yetiyordu; seviştikten sonra da tanışmamıştık annesiyle.
Sevgi emekti; seks, emeklilik...
Kızı (21, dedi) annesine göstermeden oynaşıyordu benle.
-Ölür müsün öldürür müsün.
Bıçağa baktım sofradaki.
-Benden iyisini yapsan mesela başka birinden... Yapsanız...
Baba - gecikmişti- yeni arkadaşımdı; boşandığı karısı eski sevgilimdi; kızımın arkadaşıydı kızları.
Kızım 17 yaşındaydı, yetiyordu; seviştikten sonra da tanışmamıştık annesiyle.
Sevgi emekti; seks, emeklilik...
Pazartesi, Haziran 02, 2025
DÜELLO ÇELLO
-Önce sana sonra kendime tepeden bakacağım.
-Tersini yapsak!
-Önce kendime sonra sana mı tepeden bakayım? Kurnazsın...
-Ben tepeden bakayım, önce sana sonra kendime.
-Tersini yap, bence. Tecrübeliyim. Demin kazandım.
-Tersini yapsak!
-Önce kendime sonra sana mı tepeden bakayım? Kurnazsın...
-Ben tepeden bakayım, önce sana sonra kendime.
-Tersini yap, bence. Tecrübeliyim. Demin kazandım.
KENDİ ÜZERİNE KUSMAK
Zweig laf arasında sokuyor:
“Kökeni: Köklerinde kötü bir şey var. James Joyce' da gençliğinden kalma nefret duyguları var, ruhsal bir yaralanma. Doğduğu kent Dublin'in nefret ettiği insanları yaralamış olmalı onu. Nefret ettiği öğretmenleri, nefret ettiği kilise papazları ve başkaları da. Çünkü bu çok zeki insanın yazdığı her şey Dublin'e karşı hınç dolu, sanki doğup büyüdüğü o kentten intikam alıyor. Bin beş yüz sayfa içinde candanlık, fedakarlık, iyilik, dostluk içeren on sayfa bulamazsınız. Baştan sonra alaycı, pervasız ve fırtınalarla dolu bir öfke, kızgınlık, müthiş bir hızla geçip giden, kişiyi hem coşturan, hem de sersemleten bir heyecan ve sinirlilik... Burada bir insan sadece haykırarak, alaycı sözler sarf ederek, sırıtarak boşalmıyor, tüm hıncını vücudunun dışına taşırıyor, içindeki duyguları ürperten bir şiddetle sanki kusuyor. Çok akıllı kimi göz boyamalar bile yazarın, sarsıntılar ve titreşimlerle dolu, coşkunun öfkeyle köpürdüğü, aşırı duygularla dolu bu eseri dünyaya kusmuş olduğunu gizleyemiyor.”
“Kökeni: Köklerinde kötü bir şey var. James Joyce' da gençliğinden kalma nefret duyguları var, ruhsal bir yaralanma. Doğduğu kent Dublin'in nefret ettiği insanları yaralamış olmalı onu. Nefret ettiği öğretmenleri, nefret ettiği kilise papazları ve başkaları da. Çünkü bu çok zeki insanın yazdığı her şey Dublin'e karşı hınç dolu, sanki doğup büyüdüğü o kentten intikam alıyor. Bin beş yüz sayfa içinde candanlık, fedakarlık, iyilik, dostluk içeren on sayfa bulamazsınız. Baştan sonra alaycı, pervasız ve fırtınalarla dolu bir öfke, kızgınlık, müthiş bir hızla geçip giden, kişiyi hem coşturan, hem de sersemleten bir heyecan ve sinirlilik... Burada bir insan sadece haykırarak, alaycı sözler sarf ederek, sırıtarak boşalmıyor, tüm hıncını vücudunun dışına taşırıyor, içindeki duyguları ürperten bir şiddetle sanki kusuyor. Çok akıllı kimi göz boyamalar bile yazarın, sarsıntılar ve titreşimlerle dolu, coşkunun öfkeyle köpürdüğü, aşırı duygularla dolu bu eseri dünyaya kusmuş olduğunu gizleyemiyor.”
“Sanat: Mimari değil, resimsel de. Onun sanatı, sadece kelimelerle anlattıklarında. Burada James Joyce tam bir sihirbaz, dilin bir Mezzofanti'si! Sanırım on ya da on iki yabancı dil konuşuyor, ana dilinden de çok yeni sözdizimleri alıyor, yazdıkları birbirinden değişik kelimelerle kaynaşıyor. Baştan sona bütün bir kelimeler klavyesini başarıyla kullanıyor. Zor ve doğaötesi kavramlardan, ağzı bozuk sarhoş bir kadının sözlerine kadar. Sözlük sayfalarını makineli tüfek gibi yukarıdan aşağı aralıksız sıralıyor, cümle sanatının tüm trapezlerinde başarıyla dengesini buluyor ve kitabın son bölümünde yanılmıyorsam tam altmış sayfalık bir cümle kurmayı beceriyor, tıpkı bin beş yüz sayfada tek bir günü anlattığı gibi. Bundan sonraki kitabıyla da o günün gecesini anlatacakmış. Orkestrasında bütün lisanların sesli ve sessiz aletlerini, bütün bilimlerin teknik terimlerini, bütün argoları ve lehçeleri bir araya getiriyor. Bu dahi cambaz bir uçtan öteki uca hızla uçuyor, birbirine çarpan kılıçlar arasında dans ediyor ve şekilsizliğin uçurumlarını atlayarak geçiyor. Sadece kullandığı dil, bu insanın olağanüstü bir yeteneğe sahip olduğunu kanıtlamaya yetiyor. Yeni İngiliz edebiyatı tarihinde James Joyce özel bir bölümü oluşturur, ancak o bu bölümün hem başlangıcı, hem de sonudur.”
“Sonuç: Tepe üstü edebiyata düşmüş bir ay taşı, mükemmel bir olay, sadece bu insana özgü bir olağanüstülük, kafasının dikine giden bireyin, kendi bildiğini okuyan bir dehanın yiğitçe bir denemesi. O ne bir Homer, ne de bir Dostoyevski. Joyce'u herhangi bir edebiyatçıyla kıyaslamayı denemek bile gereksiz. Değişik özellikleriyle o kendinden önceki hiçbir yazara benzemediği, yaşayanlarla da ortak yanları olmadığı için gelecekte Joyce'un benzeri başka bir yazar edebiyat tarihinde yer almayacaktır. Göktaşı gibi bir insan, bilinmeyen güçlerle dolu o. Ortaçağ büyücülerinin yazdıklarını andıran şeyleri, günümüzün edebiyat ilkelerini metafizik anlamsız sözlerle bir araya getirmekle yapıyor. Öyle bir eser ki, yaratıcılığı dünyasal konulardan çok kullandığı dilde. Ve her şeye karşın eşsiz bir eser, çok özel ve olağanüstü bir kitap, çevresine uymadan sapkın bir kaya gibi hep kalıcı olmayı sürdürecek. Bu çok özgün, üstün yaratıcılık karşısında saygı duymak gerekir. Evet, saygı, James Joyce'a saygı!”
Pazar, Haziran 01, 2025
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









